<script async='async' src='//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js'></script> <script> (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({ google_ad_client: "ca-pub-6864254610282912", enable_page_level_ads: true }); </script> insaNews: Hasta diye Fetöcü Damadı salıverdiniz Peki323 ağır hasta mahpusun durumu ne olacak?

8 Mayıs 2017 Pazartesi

Hasta diye Fetöcü Damadı salıverdiniz Peki323 ağır hasta mahpusun durumu ne olacak?





Hasta diye Fetöcü Damadı salıverdiniz Peki323 ağır hasta mahpusun durumu ne olacak?
İHD'nin hazırladığı listeye göre cezaevlerinde 905 hasta mahpus bulunuyor. Bunların 323'ü ise ‘ağır hastalık’ durumunda olan mahpuslar. Durumu ağır olanların bir an önce tahliye edilip tedavi olması gerekiyor.
Ahmet Tirej Kaya / atirejkaya@imp-news.com
IMPNews - İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) hazırladığı listeye göre cezaevlerinde 905 hasta mahpus bulunuyor. Bunların 323'ü ise ‘ağır hastalık’ durumunda olan mahpuslar. Durumu ağır olanların bir an önce tahliye edilip tedavi olması gerekiyor.
İHD veya herhangi bir kurumun listesi ne yazık ki tam anlamıyla güncel olamıyor. Özellikle 15 Temmuz Darbe Girişimi ve OHAL sürecinin başlamasıyla birlikte cezaevlerindeki sürgün sevklerin sıklaştığı, bu sebeple de listelerin güncel kalmadığı ifade ediliyor.
Cezaevlerindeki tecrit politikasının sonucu olarak politik tutsaklarda hastalık durumu yoğun yaşansa da hasta mahpuslar meselesi adli mahpusları da içine alan büyük bir sorun. Devlet ile PKK arasında 2011 yılında başlayan ‘Çözüm Süreci’nin en temel konularından biri de hasta mahpusların serbest bırakılması üzerineydi. Çözüm Süreci olumlu sonuçlanamadı ama hasta mahpuslar meselesinde de bir ilerleme kat edilemedi.

‘Zehirlendim, hastaneye götürülmüyorum’
Elazığ T Tipi Cezaevi’nde tutuklu olan Abdurrahman Dinç için şizofren tanısı bulunuyor. Dinç, beraberindeki 18 tutukluyla birlikte 28 Aralık’ta Amasya Cezaevi’nden Elazığ T Tipi Cezaevi’ne sürgün ediliyor. Daha önce de Ermenek Cezaevi’nde kalan Dinç, 26 yıldır ‘örgüt üyeliği’ davasından tutuklu bulunuyor.
IMPNews’e konuşan Dinç’in oğlu Mehmet Can Özcan, babasıyla en son, disiplin cezası nedeniyle, Şubat ayında görüş yapabildiklerini ve telefonla ise 3 Mayıs’ta görüştüklerini belirtiyor. Özcan iki görüşmede de babasının Ermenek ile Amasya Cezaevlerinde zehirlenmesi nedeniyle karnının ve iç organlarının ağrıdığını, baş dönmesi yaşadığını ancak hastaneye gitme talebinin cezaevi yönetimi tarafından karşılanmadığını söylediğini aktarıyor.
Özcan, 2011-2012 yıllarında zehirlenme iddiasıyla ilgili açtıkları davada Mardin Dargeçit Sulh Mahkemesi’nin savcılığa yazı göndererek DNA testi için babasının kan örneğini istediğini ama kan örneğinin gönderilmediğini, davanın düştüğünü kaydediyor.
Özcan, babasının avukatı olmadığını belirterek insan hakları kuruluşlarına, sivil toplum örgütlerine ve yetkililere duyarlılık çağrısında bulunuyor.
Cezaevlerinde ciddi hastalıklarla boğuşan ve bütün çabalara rağmen tahliye olamayan yüzlerce tutuklu bulunurken, iş insanlarına yönelik ‘FETÖ’ soruşturmasında tutuklanan Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın, sağlık sorunları gerekçe gösterilerek tahliye edilmesi de tartışmaları beraberinde getirdi.
‘F Tiplerinin şizofreniyi arttırması muhtemel’
Konuyla ilgili IMPNews’e görüşlerini bildiren Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi’nden Mahmut Konuk, devletin hasta mahpuslara, özellikle de sosyalist ve Kürd mahpuslara karşı ‘rehin’ ya da ‘savaş esiri’ yaklaşımında olduğunu ancak savaş esirlerine uygulanan uluslararası hukuk normlarının söz konusu mahpuslara uygulanmadığını ifade ediyor.
Adli mahpuslar ise ikiye ayrıldığını belirten Konuk, parası olanların ciddi bir hastalığı varsa kısa sürede raporunu alarak tahliye olabildiğini ancak yoksul olanların ‘sessiz sedasız ölüp gittiğini’ söylüyor.
Hasta mahpuslar içerisinde cezaevinde kalması mümkün olmayan önemli sayıda ‘şizofreni’ tanısı almış tutuklu bulunuyor. Konuk, F Tipi Cezaevlerine geçişle birlikte 1 ve 3 kişilik hücrelerde ‘yalnızlık ve korku’ duygusunun artmasıyla şizofren mahpus sayısında artış olmasının muhtemel olduğunu belirtiyor.
‘Kavurmacı için uygulanan herkese uygulansın’
Konuk, Kadir Topbaş'ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın; ‘uyku apnesi ve epilepsi’ hastalığı nedeniyle tahliye edilmiş olmasının eğer gerçekten sağlık sorununun cezaevi koşullarında tedavi edilememesi boyutundaysa kendilerinin karşı çıkacağı bir durum olmadığını kaydederek, “Biz hasta mahpusun ‘kim’ olduğuna bakmayız” diyor. Konuk sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ancak bu olayda ilk elden edindiğim bilgilere göre ‘Kavurmacı’ için uygulanan ‘prosedür’, diğer politik tutsaklara uygulanandan çok farklıdır. Diğerleri için uygulanan ‘bürokrasi’ bu olayda devre dışı bırakılmıştır. ‘FETÖ’cülükle’ suçlanmış olsa da hala ‘ailenin bir ferdi’ olarak ‘koruma kalkanından yaralandığı’ görülmektedir.”
Konuk, Kavurmacı için verilen tahliye kararının, çok daha ağır durumda olan, kanser türleri, kalp yetmezliği, böbrek-karaciğer ya da çoklu organ yetmezliği, tek başına ihtiyaçlarını karşılayamayan Vernicke-Korsakof hastaları gibi çok daha ağır durumda olanlar için de derhal alınması gerektiğini ifade ediyor.
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi nedir?
Hapishane koşullarında tedavi olanağı olmayan, bu nedenle “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması Hakkında Kanun” ile Anayasa’nın 104. Maddesi’ndeki “İyileşinceye kadar infazının ertelenmesi...” ibaresi gereği zorunlu olan ya da cumhurbaşkanı tarafından cezası tamamen ya da kısmen affedilmesi gereken hasta mahpuslar hakkında araştırmalar yapmak, bu durumda olan hasta mahpusların serbest bırakılması için çalışmalar yapmak, kamuoyu yaratmak üzere bir araya gelen duyarlı kurumların oluşturduğu gönüllülük esasına dayalı bir platformdur.
2013’ün Ocak-Şubat aylarında kurulan inisiyatif içerisinde insan hakları kuruluşları, tutuklu yakınları dernekleri, siyasi partiler ve demokratik dernekler bulunuyor. İnisiyatif 144 haftadır Yüksel Caddesi’nde ‘Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın’ şiarıyla eylem gerçekleştiriyor.
‘323 ağır hasta mahpus var’
İHD Ankara Şube Cezaevi sorumlusu Nuray Çevirmen ise, İHD’nin 26 Ekim 2016 tarihinde açıklanan raporuna göre 905 hasta mahpusun olduğunu ve bunların 323’ünün ağır hasta durumunda olduğunu ifade ediyor.
İHD’nin hasta mahpuslarla ilgili birçok girişiminde bulunduğunu ancak sonuç alınamadığını belirten Çevirmen, “Özellikle son yıllarda cezaevlerinde hukuk dışı uygulamalar, sevk ve sürgünler ile hasta mahpusların tedavi süreçleri de kesintiye uğramış durumdadır” diyor.
Tedavileri güç de olsa devam eden hasta mahpusların sevk ve sürgün edildikleri yerlerde tam teşekküllü hastaneler bulunmayabildiğini kaydeden Çevirmen, “Hastalıklarından dolayı sevkleri aylar sonrasına veriliyor. Bu da hastalıklarının daha çok ilerlemesine ve geri dönülemeyecek noktalara ulaşmasına neden oluyor” ifadelerini kullanıyor.
Çevirmen, cezaevindeki koşulları şöyle anlatıyor: “Son yıllarda mahpusların sayısı tutuklamaların sayısının hızla artması ile artmıştır. Sağlıksız koşullar, kapasitelerinin çok üzerinde bir yığılma meydana gelmiştir adeta. Odalar en az iki katı mahpus ile doldurulmuştur. Yataklarda nöbetleşe yatılıyor. Yerler nemli ve ıslak, hijyen ortamı kalmamış, temizlik malzemelerinde uygulanan kısıtlamalar ile hastalıklara daha çok gelişeceği ortam hazırlanmıştır. Hapishanelerde onlarca kanser hastası var. Ayrıca bulaşıcı hastalıklara sahip olan mahpuslar idarenin koyduğu kısıtlamalar nedeniyle temizlik araçlarını da ortak kullanmak durumunda kalıyor. Hapishanelerde yaşamını kendi başına devam ettiremeyecek kadar durumu kötü olan, yaşlı olan mahpuslar var. Bunların hastalıkları da ilerlemiş vaziyettedir. Hiçbir tedavi hakkı verilmiyor, çok ciddi rahatsızlıklar dahi ağrı kesicilerle geçiştirilmeye çalışılıyor.”
‘3 ayda 3 mahpus yaşamını yitirdi’
Hasta mahpusların doktora çıkmak için verdikleri dilekçelerin dahi yok sayıldığını, kimisinin tedavisi yarım bırakıldığını söyleyen Çevirmen, “Son üç ay içerisinde 3 hasta mahpus yaşamını yitirdi. İkisi hastalığının son safhasında evine çıktıktan birkaç gün sonra, diğeri de tahliyesine bir gün kala yaşamını yitirdi. Hastalığının son aşamasında Numune Hastanesi’nde tutulan bir hasta mahpus hastane de dahi insanlık dışı tutumla karşılaşmıştır. Hasta mahpusların çeşitli sağlık kuruluşlarından, devlet hastanelerinden ve tam teşekküllü diğer hastanelerden aldıkları raporlara rağmen cezalarının ertelenmesi veya tahliye edilmesi gerekirken Adli Tıp Kurumunun verdiği ‘Cezaevinde Kalabilir’ raporu ile hala cezaevinde tutulmaktadır. Adli Tıp Kurumu diğer tüm sağlık Kurumlarının verdiği raporları da yok hükmünde kabul etmektedir” diyor.
‘Kavurmacı emsalse 31 epilepsi hastası tahliye edilmeli’
Kadir Topbaş’ın damadının tahliye gerekçesi için 18 Nisan 2017 tarihinde aldıkları raporu dile getiren Çevirmen, “Kavurmacı'ya 2005 yılında epilepsi tanısı konulduğu, dönemsel nörolojik takibinin yapıldığı, sürekli çekilen EGK raporunda fokal biyoelektrik dizorganizasyonun lehine yorumlandığı ve cezaevi koşullarının şüpheli üzerinde olumsuz etkilerinin bulunabileceği, yönünde tespitler olduğunu aktaran hakimlik, dilekçeyle beraber verilen diğer belgelere göre de, ‘Şüpheli Kavurmacı'da 2009 yılında santral uyku apnesi, 2010 yılında da hipovitaminöz ve hipoglisemi sorunu tespit edildiği, bu hastalıkların epileptik atakları arttırdığı’ yönündeki tespitlere göre mahkeme tahliyesine karar verdi” diyor.
Çevirmen devamla, “Eğer ki bu tahliye edilmeye emsal teşkil edecekse Türkiye hapishanelerindeki 31 epilepsi hastasının da tahliye edilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullanılıyor.
Cezaevlerinde ağır kanser hastaları, kalp, böbrek hastalarının, yüzden 100 iş göremez raporu olan yüzde 80 engelli raporuna sahip hastalar olduğunu kaydeden Çevirmen, “Şizofreni ve diğer birçok psikolojik sorunlara sahip hastalar var. Sayfalar dolusu tetkik ve raporlara rağmen hala cezaevinde tutulan mahpuslar ölüm sınırına kadar bekletiliyor. Bu iki uygulama gösteriyor ki; adalet mekanizması küçük bir grup için geçerlidir” şeklinde konuşuyor. (A.T.K)

http://imp-news.com/tr/news/32827/323-agir-hasta-mahpusun-durumu-ne-olacak
Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/