<script async='async' src='//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js'></script> <script> (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({ google_ad_client: "ca-pub-6864254610282912", enable_page_level_ads: true }); </script> insaNews: İktidar bloğundaki çatlama şaşmaz şekilde iki ayrı koldan ilerliyor.

25 Mayıs 2017 Perşembe

İktidar bloğundaki çatlama şaşmaz şekilde iki ayrı koldan ilerliyor.





İktidar bloğundaki çatlama şaşmaz şekilde iki ayrı koldan ilerliyor.
oda tv. nin haberine göre ortam bir çok şeye gebe. Dinin ne kadar siyasallaştığı ortadadır. Bunlar din adamı değil din bezirganlarıdır. Tüm kurumlarda olan çatırdama kendini yavaş, yavaş ortaya koyuyor. Ama içeride kim kurban olacak kim yerinde kalacak tartışmaları oldukça şiddetli bir şekilde devam ediyor. Bu kadar olaydan sonra toplumun önüne bir, kaç kurban […]
oda tv. nin haberine göre ortam bir çok şeye gebe. Dinin ne kadar siyasallaştığı ortadadır. Bunlar din adamı değil din bezirganlarıdır. Tüm kurumlarda olan çatırdama kendini yavaş, yavaş ortaya koyuyor. Ama içeride kim kurban olacak kim yerinde kalacak tartışmaları oldukça şiddetli bir şekilde devam ediyor.
Bu kadar olaydan sonra toplumun önüne bir, kaç kurban verilecek elbet.
Tasfiye operasyonu Mehmet Görmez’in kapısına dayandı
Referandum öncesinde başlayan kutlu doğum tartışması referandum sonrasında daha yüksek tonda sürdü.
İktidar cephesinde referandum öncesinde sertleşen kavga sertleşerek sürüyor.
Önce konuya teorik bakalım…
İktidar bloğundaki çatlama şaşmaz şekilde iki ayrı koldan ilerliyor.
Malum referandum öncesinde konu (medyaya yansıyan dille söyleyelim) “manyak İslamcılar” ve “Reisçiler” arasında şekillendi.
Şimdi iki tarafın temsilcilerini gözünüzün önüne getirin.
Aynı taraflar referandum sonrasında bu kez “Kutlu doğum tartışması” ve ardından “Diyanet” üzerinden cepheleşti.
Birilerine göre kavga Davutoğlucular’la Reisçiler arasında, kimilerine göreyse bu sınıflandırma doğru değil.
Ama ortada kesin olan bir şey var ki, çatlak hep aynı noktada.
Gelelim konumuza…

TASFİYE DİYANET’E GELİYOR

Öyle görülüyor ki iktidarın referandum sonrasında ana gündem maddesi “tasfiye.”
Tasfiyeler ilk olarak AKP Kongresi ile başladı.
“Malum isimler” artık MKYK’da yok.
Ve bundan sonra Bakanlar Kurulu ve bürokrasiyle tasfiye dalgası ilerleyecek.
Ve her tasfiye bunun etrafında şekilleniyor.
Ve tabii direniş de…
Kutlu doğum haftası bunlardan ilkiydi. Gerçekten de söz konusu hafta Fethullahçı çetenin önerisiyle kutlanmaya başlanmış, bu ekibin çabalarıyla Cumhuriyet karşıtı eylemlere dönüşmüştü.
Referandum öncesinde başlayan kutlu doğum tartışması referandum sonrasında daha yüksek tonda sürdü. Tartışmada haftanın iptal edilme çağrısında Türkiye gazetesi ekibi başı çekerken, Diyanet haftanın kalmasında ısrar etti.
Gözler tabii Hükümet’e çevrildi. Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, ‘Kutlu Doğum Haftası’nın Hicri Takvim’e göre belirleneceğini söyledi ve fiilen bu haftayı bitirecek kararı açıkladı.
Herkes “tartışma bitti” diye düşünürken Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez‘den sürpriz bir çıkış geldi. Görmez “Kutlu Doğum Haftası, O’nun (Hz. Muhammed) sünneti, sireti, yüksek ahlakı ve evrensel mesajının ilmi etkinliklerle anlatıldığı bir Siret Haftası’na dönüştürülerek, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da 14-20 Nisan tarihleri arasında icrasına devam edilmelidir” ifadelerini kullandı. Ve böylece Hükümet’e karşı çıkarak çok net bir mesaj verdi.
Hükümet kanadından yanıt gecikmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da imzasıyla, Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı görevini yürütmek üzere görevlendirilen Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Özafşar görevinden alındı.
Süreç burada kalmadı…
Türkiye Gazetesi grubu ısrarla Mehmet Görmez’in üstüne gitmeye devam etti. Ve Görmez’in bir dönem Fethullah Gülen’e yazdığı mektubu yayımlayarak, “FETÖ bağlantılı” imasında bulundu; Görmez’in ise direnişi sürdü.
Bu direnişin bir kısmı bugün medyaya yansıdı.

“GÖRMEZCİLER” SAHİP ÇIKTI 

Daha önceki tartışmada kendisine “Reisçi” diyenler tarafından hedef alınan isimler, bugün Diyanet İşleri Başkanı Görmez’e sahip çıktı. 
Örneğin Star yazarı Ahmet Taşgetiren köşesinde “Kutlu Doğum Haftası”nın FETÖ’yle bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek şu ifadeleri kullandı: “Şu son zamanlarda ‘Kutlu Doğum’ aleyhine kampanyanın çıkışında dini yayın rengi bulunan bir TV kanalıyla ve onun arkasındaki irade ile devreye girmesi acaip bir durum.” 
“Bu kampanyanın, bugün vurulacak her şeyin üzerine yapıştırılmaya çalışılan ‘FETÖ bağlantısı’ ile yürütülmesi ayrı bir kurnazlık” diyen Taşgetiren, “Sebebi henüz anlaşılabilmiş değil ama er geç anlaşılır. Mehmet Görmez Hoca ile FETÖ arasında irtibat kurma girişimleri FETÖ işini sulandırmanın dik alası olmaktan öte bir anlam taşımıyor” ifadelerini kullandı.
Taşgetiren imalarını şöyle açıkça söyledi: “Burada siyasi iradenin kampanyaya kredi açıyor gözükmesini problemli bulurum. Diyanet’ten sorumlu Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş Bey’in kampanyayı onaylar biçimdeki ilk açıklamalarını çok erken açıklanmış tavır olarak değerlendiriyorum. Bir yapı var bu kampanyanın arkasında. Niyet ne, er geç anlaşılacak. O yapının başka işlerindeki sorunlar da konuşulmaya başlanacak.” 
Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçarslan ise köşesinde “1989 yılından itibaren Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kutlu Doğum Haftası kapsamında yakaladığı eşsiz başarı, birilerini rahatsız eder. Kimi mi? Öncelikle elbette FETÖ’yü. 1991’de Suat Yıldırım isimli FETÖ’cü teröristin girişimleriyle Kutlu Doğum Haftası’na alternatif olacak şekilde ‘Ebedi Risalet Sempozyumu’ düzenlenmeye başlar” dedi. Kılıçarslan son dönemde başta Türkiye gazetesi olmak üzere bir kesim tarafından eleştirilen Mehmet Görmez’e sahip çıktığı yazısını şöyle sürdürdü: “Bu operasyonun amacı nettir: Mehmet Görmez’in şahsında Türkiye’ye, Diyanet’in yaptığı hizmetlere, açtığı çığıra ‘dur’ demek. Bilhassa Avrupa’da hala etkili olmaya çalışan FETÖ’nün karşısına dikilen Diyanet İşleri Başkanlığı’nı yıpratmak, durdurmak, işlevsiz hale getirmek kimin ekmeğine yağ sürecektir varın hayal edin.” 
Bitmedi, bugün Diyanet mensuplarına yönelik bir mesaj yayımlayan Mehmet Görmez “değerli Diyanet mensupları, son 15 günde başkanlığımıza ve hizmetlerimize yöneltilen kötü kampanyalar, itibarsızlaştırma faaliyetleri sakın sizi hiçbir zaman ümitsizliğe sevk etmesin” dedikten sonra Türkiye grubunun yolsuzluk soruşturmalarını hatırlatarak “biz, yalan ve iftira içinde olan yetimin hakkını kursağında taşıyarak, dindarlık taslayan hiç kimseye kızamayız. Biz, onların kötülüklerini gördüğümüzde bunun, bizim hizmet kusurumuz olduğunun farkında olmalıyız. Daha çok sarılmalıyız” dedi. 
Görmez, açıkça Türkiye grubuna karşı “yılgınlık yok direniş var” diyerek Diyanet mensuplarını mücadeleye çağırdı.
Ve bu kadar da değil…

GÖRMEZ’DEN KARŞI HAMLE

Odatv kulislerde bu kadarla kalmadığını da öğrendi. 
Görmez’in yardımcısı Mehmet Emin Özafşar, üçlü kararname ile görevden alınmasına rağmen Diyanet Vakfı’ndaki mütevelli heyet üyeliğine devam ediyor. Hatta Diyanet TV’nin yayın politikasını belirleyen yayın kurulundaki görevlerine de devam ediyor. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın imzasına rağmen Görmez, Özafşar konusunda geri adım atmıyor.

Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/