<script async='async' src='//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js'></script> <script> (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({ google_ad_client: "ca-pub-6864254610282912", enable_page_level_ads: true }); </script> insaNews: Türkiye’yi gelecekte ne bekliyor Tek tek sıraladı

5 Mayıs 2017 Cuma

Türkiye’yi gelecekte ne bekliyor Tek tek sıraladı



Résultat de recherche d'images pour ".org"

Türkiye’yi gelecekte ne bekliyor Tek tek sıraladı
Türkiye’yi gelecekte ne bekliyor
Amerikalı Neo-con yazar Rubin, Türkiye’nin artık PKK’ya karşı yürütülen savaşta yenilen taraf olabileceklerini de hesaba katarak düşünmeye başlamalarını öneren bir yazı kaleme aldı.
Türkiye ile Erdoğan hakkında darbe öncesi ve sonrasında tartışmalı yazılar kaleme alan eski Pentagon yetkilisi Michael Rubin, Amerikan Enterprise Institute’nün (Amerikan Girişimcilik Enstitüsü) web sayfası AEI.org’da bulunan köşesinde, PKK ile yürütülen mücadeleye değinerek, savaşın olası sonuçlarına dair Türkiye’de kimsenin konuşmaya cesaret edemeyeceği bir olasılık bulunduğunu iddia etti.

Türkiye’nin artık PKK’ya karşı yürütülen savaşta yenilen taraf olabileceklerini de hesaba katarak düşünmeye başlamalarını öneren bir yazı kaleme alan Amerikalı Neo-con yazar Rubin, yakın çevresinin ve dalkavukların kötü haberleri Erdoğan’dan saklayacaklarını ileri sürdü.
İşte Rubin’in Türkiye’nin PKK’ya karşı olan mücadelesini kaybetme olasılığını iddia ettiği o yazısı:
“Savaşları başlatmak kolay, bitirmesi ise pek zordur.
Vietnam Savaşı ABD için bir bataklığa dönüşmüştü. Irak Savaşı’nın ilk zamanlarında eski Dışişleri Bakanı Colin Powell bir konuşmasında ”Çömlekçi Dükkanı kuralı” adını verdiği düşüncesini dile getirmiş ve şöyle demişti, ”sen kırdıysan senindir.” ABD’nin uzun süredir savaşmakta olduğu Afganistan’da saldırı halindeki Afgan mücahitler ve Taliban’ın Sovyetler Birliğini yeneceğini kimse düşünemezdi. Halid bin Sultan, Suudi Arabistan’a göre Çöl Fırtınası Operasyonu’nun kahramanı, Yemen’de yaralandıktan sonra daha da yükselerek bir kral haline geldi. Suudi Arabistan, 2015’te Yemen’e tekrar girdi ve bu işin ne zaman biteceği belli değil. 1982’de İsrail Lübnan’ı işgal ettiğinde, bu işin 18 sene süreceğini hiçbir İsrailli komutan tahmin etmezdi. Günümüzde ise, İran günden güne Suriye’de bataklığa batıyor. Kısacası, ister aşırı gurur, isterseniz gerçeklik bu olarak adlandırın: Çok az sayıda ülke karıştığı bir savaşın olası sonucunun planlarına uygun ilerlemeyeceği hatta belki de düşmanının kazanabileceğini önceden göz önünde bulundurur.

GÜNEYDOĞU GECELERİ TÜRKİYE DEVLETİNİN KONTROLÜ DIŞINDADIR

Résultat de recherche d'images pour "ortadoğu satrancı"
Bu ülkelerin listesi Türkiye’ye kadar uzanıyor. Recep Tayyip Erdoğan başarısızlıkla sonuçlanan 15 Temmuz darbe girişiminden önce de çok sayıda komutanı hapse attırıyordu. Erdoğan, Atatürk’ün mirasıyla rekabet halinde olabilir, fakat kendisinin Irak ve Suriye gibi ülkelere son müdahalelerinden sonra bu savaştan nasıl çıkacağına dair bir planı dahi bulunmuyor. Türkiye’nin en büyük problemi PKK ile sürdürülen savaştır. 1984 senesinde, PKK bir terör savaşı başlatmış ve Türkiye’ye karşı ayaklanma başlatmıştı, bazı düşüncelere göre bu savaşta 40 bin insan hayatını kaybetti.
Başlangıçta Kürtler Erdoğan’ın önceki Türk yöneticilerden farklı olduğunu ümit etmişlerdi. Her ne kadar Türkler ve Kürtler farklı etnik unsurlar olsalar da, her iki toplum da ağırlıklı olarak Müslüman’dırlar ve Erdoğan için dinin milliyetçilikten önce geliyor izlenimi edinilmişti. Erdoğan Kürtlerin politik anlamda kendisine müttefik olabileceklerini gördüğü zaman, tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’la müzakereleri de içeren bir barış süreci başlatmıştı. Erdoğan, Kürtlerin kendi partisi AKP yerine HDP’ye oy vermeye yöneldiklerini gördüğü güne kadar huzursuz bir ateşkes sürdürüldü.
Çatışmaların tekrar başlatılmasına sebep olan unsurun ne olduğuna dair çelişkili sebepler bulunuyor, fakat Türk ordusu da PKK da savaşa iştirak ettiler. Günümüzde, Türkiye PKK’yla ve daha geniş ölçüde Kürt vatandaşlarıyla bir savaş içerisinde. Her iki tarafın da yüzlerce can kaybı bulunuyor. Türkiye’nin güneydoğu bölgesi, gündüzleri değilse bile geceleri Türkiye devletinin kontrolü dışındadır.

TÜRKİYE’NİN KÜRTLERE KARŞI ASKERİ BİR ZAFER KAZANMASININ YOLU YOK

Türkiye için, PKK ayaklanması sonunda Türkiye’nin kazanacağı kesin olmayan pahalı bir meşgale halini aldı. Türk medyasında PKK’ya karşı sürdürülen savaşı analiz etmek yasaklı konulardan biri. Erdoğan’ın savlarından ayrılarak yapılacak analizler bir akademisyeni ya da gazeteciyi hızla demir parmaklıklar arkasına gönderebilir. Fakat Türkiye için rahatsız edici bazı gerçeklikler de bulunuyor:
Türkiye’nin Kürtlere karşı askeri bir zafer kazanmasının yolu yok. Yüksek sayıda insanı öldürebilir fakat Diyarbakır, Mardin, Cizre ve Van gibi kentleri daima sıkıyönetim altında tutamaz.
Eğer Türkiye Suriye ve Irak’ta bataklığa batacak olursa, Kürtlerle savaşmaya ayırabileceği daha az kaynağı olacaktır.
Türkler Kürtlere nazaran savaşı hazmetmekte daha fazla zorluk çekiyorlar. Çok az sayıda Türk, Türkiye’nin güneydoğusunu ziyaret etmiş bulunmaktadır; kendileri bölgenin fakir ve geri kalmış olduğunu düşünüyorlar, bilhassa kozmopolit bir kent olan İstanbul, İzmir ya da Antalya’ya nazaran. Bilhassa çoğunun ceset torbaları içerisinde geri döndüklerini bilen anneler, evlatlarını hizmet için güneydoğuya göndermeye korkuyorlar. Türk basını, aynı Rus basınının Ukrayna’da devam eden savaşa olan yaklaşımı gibi, kayıplar hakkında rapor hazırlamaya izinleri yok. Fakat kederli annelerin fısıltılarını susturmaya yetecek ya da artan kayıpların yarattığı huzursuzluğu dindirmeye hiçbir sansürün gücü yetmez. Diğer yandan Kürtler, başarısızlığa uğrayan bir barış görüşmesi gerçekleştiğini hissediyorlar. Kürtlerin geneli -çoğu Türk’ten daha fazlası- politik ve kültürel bir savaş verdiklerine inanıyorlar. Her şeye rağmen, asimetrik bir gerilla savaşında zayıf davranmak güçlü olmanın avantajlarını etkisiz hale getirebilir.

Kürtlerin Irak ve Suriye’de elde ettikleri başarı bu topluluğa şimdiye kadar hiç olmadığı ölçüde uluslararası bir sempati kazandırdı. Kürtler yeni Filistinliler olma yolunda sağlam adımlarla ilerliyorlar.

Soru şu, Kürtler barış karşılığında ne isteyecekler? Daha önce bu konuyu Kürdistan Yükseliyor başlıklı yazımda irdelemiştim. Kürtler, Türkleri yenebilecek güçten belki yoksunlar, fakat ufukta yine de bir ayrılık görünüyor olabilir mi? Kürtler belki de başta bağımsız bir devlet kurmak istemeyeceklerdir, fakat Suriye ya da Irak değil de, belki de gelecekte Türkiye federal bir yönetim tarzına sahip olacaktır.
Résultat de recherche d'images pour "turkish chess set"
Türk lidere yönelik her taraf ve eleştiri de kabul ediyor ki Erdoğan dönüştürme becerisi olan bir lider. Kesinlikle Erdoğan da kendisini I. Selim ve Muhteşem Süleyman’a eş büyüklükte görüyordur. Fakat kendisini eleştirenler daha ziyade I.Mustafa ile aralarında bağ kuruyorlar. Erdoğan kendisini Türkiye’yi ve Türkleri yüceltmiş görse de, politikaları ve kibri kendisinin şu önemli mücadeleden uzaklaşmasına neden oluyor: esas olan Türkiye’nin birliğini korumaktır.

Erdoğan henüz şunu görememiş olabilir; çevresindeki dalkavuklarıyla aile üyeleri kendisine kötü haberleri iletmeyecekler. Ancak şimdi Türkler için onlarca yıldır savaştıkları PKK’nın ve daha geniş ölçüde Kürt milliyetçilerinin savaşı kazanma olasılıklarını göz önünde bulundurma zamanı. Türkler ve dünyanın geri kalanı için bunun ne anlama geleceğini hesaplama zamanı.”


Çeviri: Şıvan Okçuoğlu – Odatv.com
Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/