<script async='async' src='//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js'></script> <script> (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({ google_ad_client: "ca-pub-6864254610282912", enable_page_level_ads: true }); </script> insaNews: Kur’an yarışmasında kadınlar neden yok?

12 Haziran 2017 Pazartesi

Kur’an yarışmasında kadınlar neden yok?





Kur’an yarışmasında kadınlar neden yok?

TRT 1’deki “Kur’an-ı Kerîm’i Güzel Okuma Yarışması”, kopardığı tüm tartışmalara rağmen doludizgin devam ediyor. 

Geçtiğimiz hafta Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de müdahil oldu tartışmalara ve bayağı ağır bir tepki gösterdi. Diyor ki “Kur’an, ses yarışmalarının güftesi olarak kullanılacak bir kitap değildir. Kur’an bir hayat kitabıdır. Hem de en müstakim [doğru] yola sizi götürmek için nazil olmuş [inmiş] bir kitaptır”.
Başkan’ın bu sözlerinde başlıca iki sorun var. Birincisi basit: Kendisinin böyle olumsuz bir yaklaşım sergilediği televizüel Kur’an yarışmasında neden Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) Radyosu Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Cihat Kılıç sunuculuk yapıyor? Ve DİB Haseki Abdurrahman Gürses Eğitim Merkezi Müdürü Osman Eğin ile DİB Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Hafız Osman Şahin de neden jüri koltuğunda oturuyorlar?..
Sayın Başkan, önce “damardan” destek vermişsiniz, şimdi böyle bir tepki gösteriyorsunuz, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?!

İkinci sorun daha karmaşık ve kapsamlı: Başkan, Kur’an ve "güfte" ilişkisine dair söz konusu yarışmaya binaen konuşuyor, ama Kur’an’ın hafızlar tarafından makamlı okunuşu genelde de okuyana özel performans eşliğinde kutsal kitabın “güfte” kılınması değil midir?
Kur’an, unutmayalım, sözlü kültür dünyasının ürünü ve hafızlık da bu çerçevede bir ihtiyacın sonucu… Toplumun kahir ekseriyetinin okur-yazar olmadığı, sadece el yazması eserleri okuyan bir küçük azınlığın mevcut olduğu kırsal-tarımsal sözlü kültür dünyasında Kur’an, herkes tarafından okunamıyor, sadece dinlenebiliyordu. Bu, hafızlığın önünü açtı.
Kitabın ve okuma-yazmanın kitleselleşmesi demek olan yazılı kültür, “matbaa (icadı değil) devrimi”nden sonra 15’inci yüzyılda hayata girdi. Bunun İslam dünyasına esas anlamda ancak 19’uncu yüzyıldan itibaren intikali mümkün oldu. Ve bu, zamanla “okullu-kitabî İslam” yahut“kitabîlik” (scripturalism) denilen, beraberinde bir dizi modernist, reformist, püriten ve fundamentalist açılımı da getiren süreci başlattı. Ayrı ve uzun bir tartışma konusu bu, ama Başkan Görmez’in “Kur’an bir hayat kitabıdır” sözünün kitlesel anlamda karşılık bulması ancak bu dönüşüm sonrasında imkân dâhiline girmiştir.
Eğer böyle diyerek herkes bu “hayat kitabı”na dalsın, okusun, doğru yolu kendi aklıyla-kalbiyle bulsun istiyorsanız, hafızlığı da tümden işlevsizleştirmeyi düşünmeniz gerekir!..
Ama elbette kazın ayağı öyle değil ve hafızlık, İslam kültürünün ayrılmaz bir geleneksel parçası bugün…
Ve onda, isteseniz de istemeseniz de dinin “musiki” haline gelmesi söz konusu.
Ve de şimdi bu pratiğin şu postmodern “ahir zaman”da MESH (medya-eğlence-şov) endüstrisi bünyesinde seyir sermayesi haline gelişine efkârlıca şahit oluyoruz!..
Oluyoruz da Kur’an’ın araçsallaştırıldığı tüm bu ticari-endüstriyel faaliyet içerisinde yine de “geleneksel” bir takıntının aşılamadığını da görüyoruz.
“Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması”nda hiç kadın yarışmacı yok. Erkek olmak, yarışmaya katılma kurallarının en başında geliyor.
Peki, kadının Kur’an okuması haram mı, hayır değil.
Kadından hafız olmaz mı, hayır olur ve bizde de var.
Dünyada televizüel ve teledijital ortamlarda Kur’an okuyan kadın hafızlar yok mu, hayır bal gibi de var.
Bizim yarışmada bunu engelleyen tek bir etkenden söz edilebilir ki o da “ataerkil" teamül ve temayül.
Ne Kur’an’da ne de hadislerde kadın sesini topluluk içinde haram kılmayı sağlayacak bir bildirim var. Peygamber de, sahabe de yabancı kadınlarla şakır şakır konuşmuş, sohbet etmiş.
Peki, bizim “erkek” fıkıh dünyamızın bu meseleye “ortalama” yaklaşımı ne?
Kadınların topluluk, yani “yabancı” erkekler önünde Kur’an okumasının haram olmamakla birlikte caiz (uygun, mubah, izin verilebilir) de olmadığı…
Peki sebep? Çünkü bir kadın coşkulu, ahenkli, nağmeli bir sesle topluluk içinde Kur’an okuduğu zaman fitneye, fesada yol açabilir.
Peki, fitne-fesattan kastedilen özde ne? Kur’an, yani Allah kelamını okuyan kadının sesiyle erkekleri tahrik edeceği!..
Budur, bu kadardır işte erkeklerimizin Müslümanlığı!
Ve postmodern-medyatik iklimde Kur’an’ı ekranda “seyirlik” yapmak mubahtır da bir kadını sureti ve sesiyle Kur’an okurken seyretmek mubah değildir!..
Kur’an’ı sakınmaktan imtina etmedikleri yerden kadını sakınıyorlar! Gel de çık çıkabilirsen işin içinden!..
Neyse, ferah bitirelim ve dünyaca ünlü kadın hafız, yeryüzünün dört bir yanında Kur’an tilavetiyle gönüllere taht kurmuş Malezyalı Sharifah Khasif’in muhteşem sesiyle sizi baş başa bırakalım!
Ve umalım ki eril kalplerin ataerkil pası silinsin!.. Cumhuriyet


Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/