<script async='async' src='//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js'></script> <script> (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({ google_ad_client: "ca-pub-6864254610282912", enable_page_level_ads: true }); </script> insaNews: Trump, Suudileri neden Katar’ın üstüne sürüyor? – Hamide Yiğit

7 Haziran 2017 Çarşamba

Trump, Suudileri neden Katar’ın üstüne sürüyor? – Hamide Yiğit






Trump, Suudileri neden Katar’ın üstüne sürüyor? – Hamide Yiğit
Eğer Katar’a bu operasyon “İhvan’ın arkasında durmaya devam ettiği için” çekildiyse, aynı zamanda bu operasyon dolaylı olarak Türkiye’ye de çekiliyor ve ucu mutlaka Türkiye dokunacak demektir
Suriye’de yönetimi devirme hesaplarını hep ortak yürüten Katar ve Suud şimdi çekişmeye başladılar. Bu durum Katar’ı temize çıkarmaz elbette. Suriye’de dökülen kandan hiçbiri diğerinden daha az sorumlu değildir. Ancak Katar’a neden aniden böylesi bir operasyon çekildiği konusu irdelenmeye değer. Çünkü öyle bir hızla kuşatıldı ki, bu hıza kimse yetişemiyor. Hatta Katar El Ceziresi’nin Şam yönetimini devirmek için ürettiği yalanların hızını geçen bir acelecilikle abluka içine alındı Katar. Ne oldu da Mısır’dan Libya’ya, Körfez ülkelerine kadar hepsi Katar’a karşı Suudi Arabistan’ın arkasına dizildiler?

Katar’la ilişkilerini kestiklerini söyleyen ülkeler Katar’ın terörü desteklediği gerekçesini öne sürdüler. Suud, Yemen’de kendisine ağır yenilgi tattıran Husileri desteklediğini öne sürdü. Bahreyn rejimi, kendisi için kronik baş ağrısı biçiminde sürüp giden Şii isyanlarının arkasında durmakla suçladı Katar’ı. Gerekçe olarak öne sürülen bu iddialar, birinci paylaşım savaşının “Avusturya-Macaristan veliahtının bir Sırp genci tarafından öldürülmesi yüzünden çıktığı” gerekçesi kadar gerçekçi olabilir ancak. Buna karşın Mısır ve Libya’nın Katar’a yönelik tutumlarının temelinde Katar’ın İhvancılığı yatıyor ki bu daha gerçekçidir. Katar’ı İhvan’ın başı olmakla suçluyorlar ve bu gerekçe doğrudur. Zira Mısır’da İhvan’ın arkasında durup Mursi’yi destekleyen ve Sisi darbesine karşı duran Katar’dır. Keza Libya’da uluslararası toplum tarafında meşru kabul edilen Tobruk hükümetine karşı İhvancı Trablus hükümetine desteğini sürdüren de Katar’dı. Fakat bunu sadece Katar yapmadı. Mısır ve Libya’da Katar’la birlikte İhvan’ı aleni desteklemeye devam eden diğer ülke de Türkiye’dir. Eğer Katar’a bu operasyon “İhvan’ın arkasında durmaya devam ettiği için” çekildiyse, aynı zamanda bu operasyon dolaylı olarak Türkiye’ye de çekiliyor ve ucu mutlaka Türkiye dokunacak demektir. Kısa veya orta vadede Türkiye’nin de içinde olduğu İhvan merkezli politikaya karşı bir operasyon olacağını söylemek mümkündür.

Neden Katar?

Deniliyor ki, Katar İran’a yöneldi, çünkü İran’la ortak gaz havzası var. Katar’ın İran’la ortak gaz havzası olduğu doğrudur, lakin Suriye’ye yönelik kuşatmanın arka planında bu gaz mevzusu yatmaktadır ve 2011 yılından bu yana Katar, Suriye’de dökülen kan için dolar akıtan bir ülkedir. Kaldı ki Katar’ın bağımsız karar verebileceğine kimse ihtimal vermiyor. Amerika’ya rağmen İran’a (ve dolaylı olarak Şam’a) yönelmesi söz konusu bile değil. Ama İran’a yönelimi olduğu yönündeki iddiaları doğru kabul etsek bile, bunlar sebep değil sonuçtur. Bu konuda sadece, “Katar kendisine yönelik bir operasyonun kokusunu aldı ve mecburen yüzünü İran’a doğru çevirdi” denilebilir. Ne ilginçtir ki, Suriye’yi yok edip İran’ı kuşatmak için altı yıldır cihatçı terörü destekleyenlerden biri olarak Katar, birlikte hareket ettiği müttefiklerinin hışmına uğrayarak aniden İran’ın ekmeğine muhtaç hale geldi. Gıda ithalatını yaptığı Suudi Arabistan’ın bütün ilişkileri kesmesi sonucunda gıdasız kalan Katar’a İran gıda yardımında bulundu. Keza hava ve kara ulaşımı kesilince sadece İran’ın havasına mahkûm kaldı.

İran’ın zayıf halkaya oynama diplomasisi

İran, Katar’ın saf değiştirerek kendisine yönelmesinden dolayı kapılarını açmadı. Sadece Ortadoğu arenasında oynamakta ustalaştığı diplomasi ataklarından biridir bu hamle. Çünkü İran kendisine yönelik kuşatmanın farkındadır ve etrafını kuşatan çemberdeki zayıf halkalara el atan bir diplomasi izlemektedir. Örneğin Şii karşıtı savaşın başını çeken İhvan olmasına rağmen Filistin’de İhvancı Hamas’ı destekledi, keza Mısır’da İhvancı Mursi’nin arkasında durdu ve Sisi darbesini kınadı. Şimdi de İran’ın Katar’a elini uzatmasını, Trump’ın “İran karşıtı yeni İslam NATO’sundaki bir halkayı tutup çekme” atağı olarak değerlendirmek mümkündür ki zaten bu zincirin Katar halkası şu anda aniden eline düşmüş durumdadır. Denilebilir ki Katar’ın hayal âleminde “yok olmuş bir İran” varken, yaşamsal gerçekte “havasına-ekmeğine muhtaç olduğu bir İran” var. Katar bu duruma nasıl bu kadar hızla geldi? Bunun Trump’ın yeni projesinden bağımsız olmadığı gayet açıktır ve Riyad ziyaretinde Katar’ı yeme planının yapıldığına dair işaretler çok fazla. Öncelikle Trump’ın Katar’ı yiyen bu yeni projesinin ne olduğuna bakalım.

İhvan merkezli Obama politikalarından Vahhabi merkezli Trump politikalarına

Obama ilk olarak Mısır ve Türkiye’yi ziyaret ederek buradaki İhvan potansiyeline güvendiğini ilan etmişti. Nitekim “Arap Baharı” sürecinde Obama’nın merkeze aldığı İhvancı “ılımlı İslam”, Tunus, Libya ve Mısır’da iktidara taşındı. Bu zaferler zincirine “İhvan yanlısı Türkiye’nin” Suriye’de aktif rolü de eklenince, neredeyse Suriye ve Irak’a uzanacak olan bir zafer zincirine inanılmıştı. Fakat bu proje çöktü. Tunus’ta İhvancı NAHDA hareketi ikinci kez iktidar olamadı, Libya’da İhvancı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurduğu hükümet ile Mısır’da Mursi hükümeti darbeyle düşürüldüler. Keza Suriye’de bozguna uğrayan projeyi ve Suriye sahasında üstünlüğü Rusya’ya kaptırmasını da eklediğimizde bütün bunlar Obama’nın hanesine iflas olarak kaydedildi. Trump, Obama’nın iflas dosyasını tersine çevirme ve esasında “ABD’nin Ortadoğu üzerindeki heybetini yeniden dirilten bir lider” olma hevesiyle hareket etti ve Obama’nın aksine İhvancı potansiyeli es geçerek ilk ziyaretlerini Suudi Arabistan ve İsrail’e yaptı. Katar’a yönelik Suudi saldırganlığının temeli de bu ziyarette atıldı.

Trump’ın şu aşamada iflas eden İhvan projesine alternatif olarak Suudi merkezli yeni bir projeye yöneldiği görülüyor. İran’ı hedef alarak düğmesine bastığı bu “İhvan karşıtı” yönelimde Trump gerçekte neyi hedeflemektedir? İhvan projesini bitirmek mi istiyor? Arap medyasında bu yönelime dair farklı yorumlar yapılmaktadır. Örneğin Lübnanlı siyasi analist Nasır Kandil’le göre Trump, Vahhabi merkezli Ortadoğu siyasetini öne çıkararak, Obama’nın İhvan merkezli Ortadoğu siyasetini tarihe gömen lider olma peşinde.”[1]

Belki Trump böyle bir etki yaratmak istiyor olabilir ama bunun gerçekte karşılığı yoktur. Suriyeli yazar Noram Sargona’a göre Trump’ın istediği İhvan projesini bitirmek değil, sadece dondurmaktır. Ama buzdolabına kaldırılacak İhvan merkezli proje İhvansız da yürümez. Zira İhvan’ın el Kaide ile ilişkisi, anne-yavru ilişkisidir. Ama önümüzdeki 10 yıl boyunca ihvan projesi görünürde buzdolabında tutulabilir. Çünkü yeni İslamcılık kartıyla oyuna dahil olma ihtiyacı doğmuş ve İŞİD projesiyle bu koşullar şu an hasıl olmuştur.

Trump’ın Suud prenslerine verdiği rolden nasıl Katar krizi çıktı

Trump’ın bu yeni projesinde eskilere alternatif olarak Suudi prenslerine rol vermesi ve Suud’u Katar’ın üzerine salmasını Noram Sargon şu şekilde açıklıyor: “Trump’ın bu ziyaretlerindeki temel önceliği Suriye ile savaşı örgütlemek değildi. Çünkü bu savaş para üretmiyor ve onun asıl savaşı paradır. İran’a yönelik çatışmanın merkezine Suud’u alarak Körfez paralarının ABD’nin savaşına akıtılmasını garantilemeye çalışıyor. Zira böylesi büyük bir çatışma devasa bir savaş bütçesi gerektirir bu şekilde Arapların petrol gelirleri de Trump’ın silahlarına akmış olur.”[2]

Burada iflası yaşayan Suudiler sırtını sıvazlayarak merkezi bir rol verdi, buna karşılık ABD’nin ekonomisine nefes aldıracak parayı da kaptı!.. Fakat öte yandan Suud’un da ekonomisi iflasın eşiğindedir. Nasır Kandil’e göre Arabistan’ı bu iflastan kurtaracak olan şey, üzerinde bunca savaşların yürütüldüğü Katar doğalgazı olabilir ancak. ABD böyle bir taahhütte bulunmuş ve Kral Selman da Katar doğalgazına konma hayalleri kurmuş olabilir.

Katar işgal edilebilir iddiası

Merkezi Washington’da bulunan Körfez Ülkeleri İlişkileri Enstitüsü başkanı Prof. Ali el Ahmed’e göre Suudi Arabistan her an Katar’ı işgal edebilir. Sputnik Washington’a verdiği demeçte el Ahmed şunları söylüyor: “Suud’un birinci hedefi Katar’ın kendisine tamamen bağımlı hale gelmesini sağlamak. Ama asıl olarak hedefinde Katar’ın dev nakit rezervleri vardır. Suudiler bu rezervlere el koymak ve bunun için Katar’ı tamamen ele geçirmek istiyorlar.” Yani Katar’ın işgali söz konusu olabilir. Hatta Katar sınırında Suudilerin bir askeri hareketlilik içinde oldukları bilgisini aldığını söyleyen el Ahmed, Katar’ın istilasının çok yakın bir zamanda olabileceği uyarısını yapıyor. Ali el Ahmed’e göre “Suudilerin Yemen operasyonunda bir duraklama söz konusu. Hava saldırıları sayısında önemli bir azalma var. Bu da Suudilerin Katar’a sürpriz bir hamle için güçlerini topladıklarını gösteriyor.”[3]
Eğer gerçekten Suudilerin Katar’ı işgal etme planları varsa, bunun ABD’nin bilgisi ve onayı dışında olduğunu düşünmek olası değildir. Mutlaka Suudileri ABD’den doğru cesaretlendiren vardır ve bu cesaretlendirme işi de bu ziyaretler sırasında olmuştur. Nitekim Noram Sargon da yazısında bu olasılığa yer veriyor. Sargon’a göre; “Katar’ın siyasi duruşuna Trump kızgın olduğu için gazaba uğramadı. Çünkü Katar Amerikalıların bilgisi dışında hiçbir rol oynamış değil ve Katar Amerika’nın satranç taşı gibidir, onu istediği yere kaydırabilir. Tamim sülalesinin hepsi için aynı şey geçerlidir. Hatta Tamim ailesi emirliğini korumak için Katar’ı bile satmaya ve parasını Trup’a hediye etmeye hazır.” Öyleyse Katar’ın yem olarak sunulmasına sebep ne olabilir? Sargon’a göre Suudiler tam anlamıyla Trump’ın tuzağına çekiliyorlar. Tıpkı Saddam’ın Kuveyt’i ilhak etmeye teşvik edilmesi gibi Suud da Katar’ı işgal etmeye bizzat ABD tarafından teşvik ediliyor.

Trump Suudileri tuzağa mı düşürüyor?

Saddam’ın Kuveyt’te tuzağa düşürülmesi gibi… Saddam İran’la savaşına karşı Kuveyt’in kendisine bir ödül olarak sunulacağını zannederek ABD tarafından tuzağa itildi. Çünkü ABD Bağdat Büyükelçisi April Glaspie, Beyaz Saray’ın Arapların bu savaşa müdahil olmayacağı yönündeki güvencesini ileterek Saddam’ı cesaretlendirmiş ve Kuveyt’i ilhak etmeye teşvik etmişti. Bu tuzak da Saddam için sonun başlangıcı oldu, ABD için ise Körfez’de savaş ve yağmanın başlangıcı…


Benzer bir sürecin yeniden Suudiler üzerinde işletildiğine dikkat çeken Sargon’a göre Trump’ın danışmanı Suudi prensleriyle buluşmasında, Suudilerin Suriye ve Yemendeki kayıplarını hatırlatmış. Suud’un hem bu kayıplarını telafi etmesi hem de Trump’ın İran’a karşı geniş çaplı savaşını finanse edebilmesi için kimi Körfez ülkelerinin hazinelerine el koymanın ABD açısından bir sakıncası olmayacağını da kulaklarına fısıldamış. İşte bu cesaretlendirme sonucunda Suudiler Katar’a uyduruk gerekçelerle saldırmaya başladılar.

Mısır buna seve seve dahil olur, çünkü Mısır İhvan’ının başıdır Katar ve esas hedefin İran olduğunu bile bile, kendi bahçesindeki belayı bertaraf etmek için Katar operasyonuna dahil olur. Peki Suud bu tuzağın farkında mıdır? Sargon’a göre hayır!.. Tıpkı Kuveyt’i ilhak etmeye teşvik edilen Saddam’ın bunu İran’a karşı savaşının bir ödülü zannetmesi gibi Suudiler da bölgede yaşadıkları yenilgi için Trump’ın kendilerine sunduğu bir teselli ödülü olarak görmektedirler. Trump’ın projesine hazinelerini feda etmeye istekli olmasının karşılığı olarak bu teşvik bir ödül mü yoksa Suudilerin sonu mu olacak? Trump’lı yeni Ortadoğu kaosunun nereye varacağını bize zaman gösterecek, şu anda Suud’un Trump projesine ne kadar bağlı olacağından çok, bu projenin ne kadar başarılı olacağına bakılacak. Başarısız olacak gibi ise, Trump Katar ile Suud arasında bir testere görevi görür ve karşı karşıya getirdiği bu iki rejimi uzlaştırma adına kaos orkestrasını yönetmeye devam eder. Tıpkı Noram Sargon’un yazısını karikatürize eden resimdeki gibi Trump iki boğayı güreştiren çoban konumundadır şu anda. Ama sonuç olarak Körfez’deki bu yeni oyunların Suriye üzerinde esen fırtınayı bir miktar dindireceğini söylemek mümkündür.

Dipnotlar:
[2]https://www.facebook.com/naram.sargon/photos/a.235965299784551.52542.211949495519465/1349808201733583/?type=3&fref=mentions

Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/