<script async='async' src='//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js'></script> <script> (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({ google_ad_client: "ca-pub-6864254610282912", enable_page_level_ads: true }); </script> insaNews: AKP'nin gerçek niyetini ortaya çıkaran dilekçe!

18 Temmuz 2017 Salı

AKP'nin gerçek niyetini ortaya çıkaran dilekçe!



AKP'nin gerçek niyetini ortaya çıkaran dilekçe!
İçtüzük değişikliğiyle muhalefeti susturmaya çalışan AKP’nin 2002’de benzer teklif için AYM’ye verdiği dilekçe ortaya çıktı.
AYM arşivindeki 2002 tarihli dilekçe, TBMM İçtüzüğü’nü değiştirerek muhalefeti susturmak isteyen AKP’nin takiyyeci ve ikiyüzlü anlayışını bir kez daha gözler önüne serdi. Vekillerin söz hakkını “3 dakika” ile sınırlamak isteyen AKP, 2002 yılında sürenin 10 dakikaya indirilmesine “Demokrasinin virüsü olan oligarşik yapılanmaların iyileştirilme araçlarından biri de, kişisel söz hakkıdır” diye karşı çıkmış.
Şaibeli referandum ile “tek adam” rejimini kurumsallaştırdıktan sonra TBMM’yi de tümüyle etkisizleştirmek ve muhalefeti susturmak için içtüzüğü değiştirmek üzere apar topar düğmeye basan AKP’nin, 2001 yılında DYP-MHP işbirliği ile yapılan içtüzük değişikliğinin iptali için 2002 yılında AYM’ye başvurusu, yıllar sonra yeniden gündeme geldi. CHP’li üyeler, alt komisyon raporuna muhalefet şerhinde, o dönem içtüzük değişikliğinin iptaliyle sonuçlanan AKP’nin AYM’ye yaptığı başvurudaki ifadelere dikkati çekti.
İyimaya imzalı
Birgün'den Sebahat Karakoyun'un haberine göre, o dönem, bugünle taban tabana zıt bir yaklaşım sergileyen AKP’nin, halen TBMM Adalet Komisyonu Başkanı olan Ahmet İyimaya, eski bakanlardan Mehmet Ali Şahin’in imzasını taşıyan dilekçesinde, “Kendi hukukunu hukuk temelinde oluşturamamış parlamentonun üretebileceği hukukun kalitesi, sırf bu nedenle dahi sorgulanabilir” ifadesi yer aldı.
AKP’nin, bugün muhalefetin savunduğu tezlerle benzer itirazların yer aldığı 2002 tarihli dilekçesinin dikkat çeken bazı bölümleri şöyle:
Dayatmacılık yakınması
Çoğunlukçu (dayatmacı) yöntem uzlaşmanın getireceği erdemleri bir çırpıda yok sayar. Uzlaşmayı, sayı gücünün verdiği rehavet ve otorite içinde “teslimiyet ve zaaf” olarak görür. Oyunda uygulanacak kuralı, oyuncuların birlikte yapması yerine, gücünün emriyle üretir. Dayatmacı teklif, oyuncuları gerer ve bazen öngörülemez gerilimlere, belirsizliklere ve hatta toplumsal kutuplaşmalara zemin hazırlar. Kavga, hukuk “benim” diyen “parmak gücü” ile, özünde hukuku arayan “demokrasi” arasındadır.
‘Sorun sürede değil’
Sorun, kanunların zamanında çıkarılamamasında (müzakere sürecinin uzamasında) değil; ihtiyaca cevap verecek taslakların hazırlanamamasındadır. Teklif, parlamenterlik tecrübesi olan herhangi bir kişi tarafından hazırlanmamıştır. Meclis, -belki de tarihinde ilk kez- kendi iç hukuk mühendisliğini ihale etmiştir.
Parmak çoğunluğunun giyotini
Teklifin ne büyük meclise verilişinden önce ve ne de -değerli bir milletvekilimizin hayatını kaybettiği- görüşme sonrasına kadar, muhalefet partileriyle hiçbir temas kurulmamıştır.
Uzlaşı arayışı, parmak çoğunluğunun giyotinlerine feda edilmiştir. Örneklerinde ve geleneğinde gözlendiği gibi içtüzük yapım sürecinde, öncülük meclis başkanlarında olmasına karşın, bütün temaslara rağmen değerli meclis başkanımız, başkanı olduğu meclisin anayasası değiştirilirken böyle bir misyonu üstlenmemiştir. Değişiklik, özel yasama usulünü sınırlanamaz biçimde genişletmiş, keyfilik alanı yaratmış ve insiyatifi, partilerin uzlaşma erdeminden iktidar çoğunluğunun oylarına terketmiştir. Uzlaşmaya ve kültürüne önem vermeyen yeni hüküm, rejim bakımından da tehlikeler doğuracak, sürekli kriz üretecek “çıban-başı” niteliğindedir. 
Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/