<script async='async' src='//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js'></script> <script> (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({ google_ad_client: "ca-pub-6864254610282912", enable_page_level_ads: true }); </script> insaNews: Ağustos 2017

27 Ağustos 2017 Pazar

CUMHURBAŞKANI DAMADININ ÇALIK HOLDİNGİ HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?




CUMHURBAŞKANI DAMADININ ÇALIK HOLDİNGİ HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?

1-) Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en yüksek tutarlı (14,5 Katrilyon) teşvik, Başbakanın Damadının yönettiği Çalık Şirketine verilmiştir

2-) Rusya'yla yapılan uluslararası anlaşmalar milli çıkarlarımıza göre değil Çalık Şirketine para kazandırmak için yapılmıştır.

3-) Her yıl 16 ton altın çıkarılan Erzincan İliç altın madeni Başbakanın damadının yönettiği Çalık Şirketi'ne verilmiştir.

4-) Samsun-Adana-Ceyhan petrol boru hattı işi Başbakanın damadının yönettiği Çalık Şirketine verilmiştir.

5-) Samsun, Ordu, Çorum, Amasya, Sinop il ve ilçelerinde elektrik dağıtım şirketi (YEDAŞ) özelleştirmesi Başbakanın damadının yönettiği Çalık Şirketine verilmistir. Çalık bu Şirket üzerinden Hazineyi dolandırmış ve nitelikli dolandırıcılıktan soruşturma başlatılmıştır.

6-) TOKİ'nin inşaat ihaleleri, Başbakan'ın damadının yönettiği Çalık Şirketine ait GAP İnşaat şirketine verilmiştir.

7-) Çiftçiye kredi veremeyen Ziraat Bankası esnafa kredi veremeyen Halk Bankasi Çalık'a 1 Milyar Dolar düşük faizli kredi vermiştir.

8) İzmir'de RES, Rize'de HES yapım işi Başbakanın damadının yönettiği çalık şirketine verilmiştir.
9-) Türk Telekom Başbakan'ın damadının yönettiği Çalık Şirketine ortak edilip Arnavutluk Telekom şirketi alınmıştır.

10-) Başbakan'ın damadının yönettiği Çalık şirketi Kuzey Irak'ta 1 Milyar Dolarlık enerji santralı yapım ihalesi almıştır.

11)Uşak Eşme 'de kanadalı şirket eldorado gold adına fetöcülerin koza limited adlı taşeron şirketi ellerinden alınıp damat efendiye verilmiştir bardağı taşıran son damla budur ondan son sonra savaş başlamıştır peşkeş çekme savaşı..!!

SONUÇ:

1-)Siz "...yeter artık çalmayın..." demediğiniz sürece bu yağma düzeni sürecek... Dün babanız, bu gün siz, yarın çocuklarınız sömürülecek

2-) Kazancınız yetmiyorsa, maaşlarınız düşükse, iş bulamıyorsanız ve birileri çok zengin oluyorsa geliriniz bunların cebinde demektir.

3-) Hırsızları savunanlar da, hırsızlar kadar günahkardır.

****EN ÖNEMLİSİ****

Satılan Telekom sizindi...
TEDAŞ sizindi..
BOTAŞ sizindi...
Madenler sizindi...
Siz bu gün mülksüz yabancılarsınız...
Çünkü Vatanınız satıldı...
Siz uyurken Vatan toprakları yabancılara satıldı...
Bankalar yabancilara gitti...
Şirketleriniz yabancılara verildi...
Siz artik yabancısınız...
Sizler uyurken yabancılara olan borcunuz 360 Milyar Dolar daha arttı...


26 Ağustos 2017 Cumartesi

İnsan Vücudundaki Yaraları Anında İyileştiren Gizli Bir Molekül Tespit Edildi




İnsan Vücudundaki Yaraları Anında İyileştiren Gizli Bir Molekül Tespit Edildi 

İnsan Vücudundaki Yaraları Anında İyileştiren Gizli Bir Molekül Tespit Edildi
Nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan ve insanlığa faydası saymakla bitirilemeyecek olan arıların bir faydası daha ortaya çıkarıldı.

Bal arıları hem doğa için hem de insanlar için oldukça önemli canlılar. Nesilleri tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan bu canlılar her gün taşıdıkları polenler sayesinde bitkilerin çoğalmasını sağlamalarının yanında ürettikleri balla da insan sağlığına ciddi katkılar sunuyorlar.

Slovakya Bilimler Akademisi bilim insanları tarafından arıların bir başka ürünü olan arı sütünün yaraların iyileşmesini hızlı bir hale getiren bir molekül taşıdığı ortaya çıkarıldı. Royal Jelly’de denilen bu madde aslında arıların besin kaynağı. Kraliçe arılar gelişme aşamasında bu maddenin içerisinde yüzüyorlar.
Arı sütünün sağlık açısından faydalarına dair pek bir bulgu bulunmasa da bu maddenin yaraların iyileşmesini hızlandırdığı biliniyordu.
Bilim insanları tarafından bunun nedeni araştırıldı. Slovak bilim insanlarından oluşan ekip tarafından bazı cilt hücrelerinin kendilerini yeniden organize etmesi ve yaraların kapanmasını sağlayan arı sütü içerisindeki molekülün ne olduğunu tespit etmeyi başardı.
Ciltte meydana gelen bir yara halinde keratinosit ve fibroblast ismi verilen iki tip hücre, ciltte bulunan yarayı onarabilmek amacıyla yeni hücrelerin oluşumunu hızlandırıyor.

Arı sütünde bulunan molekülün yaraya uygulanması halinde defensin – 1 adı verilen bir peptite dönüştüğü anlaşıldı. Defensin – 1 maddesi hücre matriksinin yeniden onarılmasını sağlayan MMP-9 üretiminde önemli bir artışa sebep oldu.
Araştırmacılar tarafından 20 farenin yaralarında 15 gün süresince testler yapıldı. Yaralarına arı sütü tedavisi uygulanan farelerde iyileşme hızının ciddi oranda arttığı gözlendi.
Arı sütünden alınan defensin – 1 isimli peptitin MMP – 9 üretimini ciddi ölçüde arttırdığı ortaya kondu. Araştırmacılara göre bu uygulamadaki en büyük handikap ise arı sütü ve balındaki defensin – 1 miktarının oldukça değişken olması.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/this-molecule-found-in-royal-jelly-is-the-secret-ingredient-to-speed-up-wound-healing

Yan Yana Yürüyen Çifte 'Burada Böyle Yürüyemezsiniz' Diyerek Saldırdı.





Yan Yana Yürüyen Çifte 'Burada Böyle Yürüyemezsiniz' Diyerek Saldırdı.
Yan yana yürüyen çifte "Burada böyle yürüyemezsiniz" diye saldırdı. Çiftten erkek olana gücü yetmeyen adam, yanındaki kadını darp etmeye çalıştı.
Olay, merkez Yenişehir ilçesi Ekinciler Caddesi Kooperatifler Mahallesi’nde yaşandı. Önceki gün yolda yürüyen çifti gören bir şahıs yaklaşık 200 metre peşinden gittiği çifte, iddiaya göre, "Burada böyle yürüyemezsiniz" diyerek çıkıştı.
Şahıs, çiftten erkek olanla bir süre tartıştıktan sonra saldırmaya başladı. Yüzüne yumruk darbesi alarak sersemleyen şahıs, erkeği dövemeyeceğini anlayınca kadına saldırmaya başladı.

Kadının darp edildiğini gören çevredeki vatandaşlar, şahsı bölgeden uzaklaştırdı. Yaşanan olay, güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.
HABER VİDEOSU


TAYYİP ERDOĞAN’IN SERVETİ ŞAHA KALKTI!





TAYYİP ERDOĞAN’IN SERVETİ ŞAHA KALKTI!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mal varlığı bildirimleri gözönüne alındığında 1994’ten bugüne servetinde çok büyük bir artış olduğu görülüyor. İşte ilginç detaylarla resmi olarak 1000 misline ulaşan o mal varlığı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mal varlığı bildirimleri gözönüne alındığında 1994’ten bugüne servetinde çok büyük bir artış olduğu görülüyor. İşte ilginç detaylarla resmi olarak 1000 misline ulaşan o mal varlığı:
Erdoğan ilk mal beyanını 1994 yılında verdi.


..Ve Erdoğan 1995 yılında ikinci mal beyanında bulundu.
Bu beyanda 1994 yılındakinde bulunan maltepe’deki daire artık yoktu, ancak eşi Emine Erdoğan adına 29 Aralık 2004 tarihinde 469 milyon 863 bin liraya alınan Ford Escort otomobil 700 milyon değer gösterilerek yer alıyordu.
İlginç bir biçimde yeni alınan bir otomobilin ertesi gün satılmak istense ikinci el araç sınıfına düşeceği ve fiyatının azalacağı yerde Emine Erdoğan’ın otomobili 10 gün içinde (mal beyanını otomobil alındıktan 10 gün sonra verdi) iki misli değer kazanıyordu.

Bundan sonraki mal beyanı 1997 yılında açıklandı:
1998 yılında düzenlenen mal beyannamesi de şöyleydi:

Burada dikkat çeken nokta Burak Gıda hisselerine yer verilmemesi ve otomobilin Passat olarak bildirilmesiydi.
…Ve Erdoğan bundan sonra 2001 yılında mal beyanında bulundu.
Erdoğan 2002 seçimlerinden hemen önce gazetecilere mal varlığının 1 milyon dolar civarında olduğunu söylüyordu. Bu sözler üzerine inceleme başlatan Mülkiye Müfettişleri Erdoğan’ın 1998–2001 yılları arasında servetinin yaklaşık 10 kat arttığını ortaya çıkarıyorlardı. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Erdoğan’ın mal varlığındaki ciddi artışın soruşturulmasını talep ediyordu. Bu talep üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı, Erdoğan hakkında “Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Yasası”na muhalefet suçundan Erdoğan hakkında dava açıyordu. Bu davada 5–10 yıl arasında hapis istemiyle yargılanan Erdoğan, AKP iktidara geldikten sonra ilginç bir biçimde “yeterli delil bulunamadığı” gerekçesiyle beraat ediyordu.


Bundan sonraki mal beyanları 2003 ve 2005 yıllarında yapıldı.
Şimdi burada bir parantez açalım. İlk beyandan son beyana Erdoğan’ın servetindeki artış son beyan ile iyice ortaya çıkıyordu. İşte gazeteci Nedim Şener’in milliyet’teki yazısına göre bu artışın nedeni:
Erdoğan’ın 1994’teki beyanına göre milyarderlikten TL bazında trilyonerliğe yükselmesinde en önemli adımı, 2005 yılı şubat ayında Ülker ürünleri dağıtımı yapan şirketlerinin ortaklık hisselerini satışı oluşturdu. Trabzon’da aynı işi yapan Ahmet Günaydın adlı kişi, Erdoğan’ın da ortağı olduğu Emniyet Gıda, İhsan Gıda ve Yenidoğan Gıda A.Ş adlı şirketleri satın alırken, bu şirketlerdeki hisseleri karşılığında Başbakan 1.2 trilyon lira gelir elde etti.
Başbakan şirket kurdu
Bu şirketlerin her üçü de Ülker’in muhtelif ürünlerinin bayiliğini yapmaktaydı. Emniyet Gıda Ülker’in biskuvi ve çikolata, İhsan Gıda ise Ülker’in süt, yağ ve yoğurt ürünlerini dağıtmaktaydı. Erdoğan Yenidoğan Pazarlama A.Ş.’yi ise 2003 yılında başbakan koltuğunda otururken kurmuştu. Başbakan’ın bu şirketi de Ülker’in Cola Turka, Çamlıca gibi meşrubat ürünlerini dağıtıyordu.
Emniyet Gıda’nın sermayesinin 2004 yılında 350 milyar liradan 1.5 trilyon liraya çıkarılmasında ise tanıdık bir şirket devreye girdi. Ülker grubuna ait Family Finans Kurumu’nun (FFK), Emniyet Gıda’nın Samandra’daki 4 bin metrekare kapalı alanı olan binasını 1.5 trilyon liraya satın aldığı ortaya çıktı.
Gayrimenkul işi


Bu satışın ilginç bir öyküsü var. 22 Eylül 2004 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi’nde (TSG), Emniyet Gıda A.Ş’nin 13 Eylül 2004’te olağanüstü toplanan genel kurulunda 350 milyar TL olan şirket sermayesinin 1 trilyon 500 milyar liraya çıkarılmasının kararlaştırıldığı duyuruldu. Duyuruya göre, sermayenin yüzde 60’ı A Grubu hissedarlara, yüzde 40’ı da B Grubu hissedarlara ait oldu.
Ancak sermayenin 350 milyar liradan 1.5 trilyon liraya çıkarılmasında izlenen yöntem nakit ödeme değil, gayrimenkul satışı oldu. Vergi yasaları gereği, sermayeye eklenmek şartıyla iki yıl elde tutulan gayrimenkullerin satış gelirleri vergiden muaf oluyor. Böylelikle 31 Şubat 2002’de şirketin 418 milyar liraya satın aldığı ve tapusu Emniyet Gıda A.Ş üzerine kayıtlı bulunan Kartal Samandıra Eyüp Sultan Mahallesi’nde 4897 metrekare alanı bulunan 8 katlı bina 1.5 trilyona satılarak sermayeye katıldı. Bu durumda söz konusu taşınmazın iki buçuk yıla yakın bir süre içinde neredeyse dört kat değer kazandığı anlaşılıyor.
Yeminli müşavir onayı
Faaliyeti Ülker ürünleri dağıtımı olan Emniyet Gıda’nın bu binasını satın alan da yine bir Ülker Grubu firması olan Family Finans Kurumu (FFK) Fon Kiralama A.Ş oldu. Bina 10 Ağustos 2004’te Emniyet Gıda’nın kestiği C087804 numaralı fatura ile FFK’nın oldu.
1.5 trilyon liradan yasal indirimler yapıldıktan sonra 1 trilyon 115 milyar liranın sermayeye eklenebileceği, yeminli mali müşavir Vedat Demiröz’ün (Refahyol döneminde Aralık 1996’da Türkiye Kalkınma Bankası’nın denetim kuruluna atanmıştı) raporuyla onaylandı.
Yasal indirimler yapıldıktan sonra, ortakların payına hisseleri oranında düşen payların tamamı sermayeye eklendi. Böylece şirketin sermayesi 350 milyar liradan 1.5 trilyona yükseldi.
Artırım ve satış
Sermaye artırımı 13 Eylül 2004 tarihinde yapıldı. Yaklaşık 4.5 ay sonra 2 Şubat tarihinde Erdoğan, 1.5 trilyon lira sermayeli Emniyet Gıda, 5 milyar lira sermayeli İhsan Gıda ve 100 milyar sermayeli Yenidoğan Gıda şirketlerinin her birindeki Erdoğan ailesine ait paylar 3 trilyon lira karşılığında Ülker’in Trabzon bayisi Ahmet Günaydın’a satıldı. Günaydın, bu parayı, üç şirkette de eşit paya sahip olan Başbakan Erdoğan’ın yüzde 12, kardeşi Mustafa Erdoğan’ın yüzde 9 ve eniştesi Ziya İlgen’in yüzde 9 oranındaki hisseleri için ödedi.
Satış 2–3 Şubat 2005 tarihinde gerçekleşti. Erdoğan’ın payına, yüzde 12 hisse karşılığında 1.2 trilyon lira düştü.
Bu arada 2004 yılında ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nden Washington’a Büyükelçi Eric Edelman imzasıyla “çok gizli” kayıtlı şu notu da hatırlatmakta yarar var:
AKP iktidara yolsuzlukların kökünü kazıyacağını söyleyerek geldi. Halbuki AKP’lilerin bize anlattığına göre, partinin ulusal, bölgesel ve yerel seviyesinde ve bakanların aile üyeleri arasında çıkar çatışmaları ve ciddi yolsuzluklar var. İki ayrı kaynaktan edindiğimiz bilgiye göre, Erdoğan’ın İsviçre bankalarında sekiz ayrı hesabı var. Erdoğan’ın varlığının oğlunun düğününde gelen hediyeler ve dört çocuğunun okul masraflarını karşılıksız ödeyen Türk işadamından kaynaklandığını söylemesi ise çok yüzeysel.
Tabii ki, bu gizli hesaplara ilişkin hiçbir kanıt bulunamıyordu.
Bundan sonraki mal beyanları 2006, 2007, 2010 ve 2011 yıllarında yapıldı:

2006 Yılı:
‘Taşınmaz mal bilgileri: Arnavutköy-Bolluca Köyü 376 metrekare arsa (40 bin YTL), Güneysu-Dumankaya Köyü 2.000 metrekare arsa (10 bin YTL)
-Banka ve menkul değerler: Banka hesaplarında 1.361.290 YTL (Şirket hisselerinin satış geliri, emekli ikramiyesi, emekli maaşı ve milletvekili maaşlarının toplamı), nezdinde 120.000 ABD Doları.
Eşine ait taşınır mal bilgileri: 2006 model Wolkswagen Passat araba, muhtelif takılar (35.640 YTL)
2007 yılı:
‘Arnavutköy-Bolluca Köyü 376 metrekare arsa (40 bin YTL), Güneysu-Dumankaya Köyü 2.000 metrekare arsa (10 bin YTL).
-Banka ve menkul değerler: Banka hesaplarında 1. 803.854 YTL ile 9.890 Euro (Şirket hisselerinin satış geliri, emekli ikramiyesi, emekli maaşı ve milletvekili maaşlarının toplamı),
-Alacaklar: 312.500 YTL
-Eşine ait taşınır mal bilgileri: 2006 model Wolkswagen Passat araba’
2010 Yılı:
A- TAŞINMAZ MAL BİLGİLERİ
1-Arnavutköy-Bolluca Köyü 376 metrekare arsa (40 bin TL)
2-Güneysu-Dumankaya Köyü 2.000 metrekare arsa (10 bin TL)
B- BANKA VE MENKUL DEĞERLER
Banka hesaplarında 2.366.109,95 TL (Şirket hisselerinin satış geliri, emekli ikramiyesi, emekli maaşı ve milletvekili maaşlarının toplamı.)
C- ALACAKLAR
500.000 TL
2011 Yılı:
A- TAŞINMAZ MAL BİLGİLERİ

Güneysu-Dumankaya Köyü 2.000 metrekare arsa (Maliyeti 10 bin TL)
B- BANKA VE MENKUL DEĞERLER
Banka hesaplarında toplam 3.390.384 TL, 25.000 £, 199.867 $
C- ALACAKLAR
500.000 TL.
2014 Yılı
A — TAŞINMAZ MAL BİLGİLERİ
Güneysu-Dumankaya Köyü 2.000 metrekare arsa (Maliyeti 10 bin TL)

B — TAŞINIR MAL BİLGİLERİ


Binek Otomobil (Maliyeti : 234.080 TL)

C — BANKA VE MENKUL DEĞERLER
Banka hesaplarında toplam 4.404.192,13 TL, 200.000 $

D- ALACAKLAR
500.000 TL
Erdoğan, 2014 yılından sonra beyanda bulunmadı.
Yalnızca mal beyanları bile dikkate alındığında Erdoğan’ın mal varlığında çok büyük bir artış olduğu açıkça ortaya çıkıyor.
Ve de son söz niyetine: Forbes Dergisi 2009 yılında dünyanın en zengin liderleri sıralamasında Erdoğan’ı en zengin 8’inci lider olarak göstermişti. Erdoğan, sıralamadaki yeriyle Monako Prensi ve Norveç Kralını bile geride bırakmıştı.
NOT: Yukarıdakiler yalnızca kendi beyanlarıdır. Kendisinin, ailesinin beyan etmedikleri ve bunlardan 17–25 Aralık sürecinde ancak bir kısmının ipuçlarına ulaşıldığı “kazanımlar” yukarıdaki listelerde yoktur.

http://www.sanalgaste.com.tr/tayyip-erdogan-in-serveti-saha-kalkti/2311/

Yapacak yorum yok artık, söz bitti! F16’larımızı yabancı pilotlar uçuracak!




Yapacak yorum yok artık, söz bitti! F16’larımızı yabancı pilotlar uçuracak!
KHK ile yapılan düzenlemede duyanları şaşkına çeviren bir husus var.
17 Ağustos 2016 tarihinde Resmi Gazetede 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde Türk Silahlı Kuvvetlerine bir yenilik getirildi.

Artık Yabancı Pilotlar da Türk Hava Kuvvetlerine alınabilecek!
Vatandaşlarımız bu gelişmeye hiç bir anlam veremedi.
Günümüzde bir ülkenin savunulması için hayati öneme sahip olan Hava Kuvvetlerimizde, nasıl yabancı uyruklu bir pilot istihdam edilir? Milyarlarca Liralık Savaş makinelerimiz nasıl Türk olmayan birinin emrine verilebilir?
Daha kendi içimizdeki hainlerin 15 Temmuz 2016 gecesi milletimize yaşattıkları ortadayken, Türk Milleti ile hiç bir bağı olmayan insanların emrine savaş uçaklarımız nasıl verilir? Bunu nasıl açıklayabiliriz?
FETÖ’cü çetenin öncelikle Hava Kuvvetlerimize sızması tesadüf değildi. Şimdi artık başka ülkeler de sızabilecek.
KHK’daki bu düzenlemeye ilişkin tepkiler çığ gibi yükselmektedir. Milletimiz düzenlemeyi hiç bir akılla izah edememektedir.

TARTIŞMA:

Konu hassas bir konu olduğu için, sorumlu habercilik gereği konu üzerindeki tartışmalara da yer vermek gerekiyor:

İki görüş var:
1- KHK’da düzenlenen “Dış Kaynak” ifadesi, sadece askeri okulların dışından gelenleri kapsıyor. Dolayısıyla yabancı pilotların alınacağını söylemek haksızlık olur.



2- Askeri Okullar dışındaki fakülteler de “Dış kaynak” değil, bizzat 926 sayılı Kanunun 11. maddesinde ifade edildiği gibi “Kaynak” tır. Zaten daha önce kaynak olduğu ifade edilmiş kurumların “Dış Kaynak” olmayacağı açıktır. Dolayısıyla “Dış Kaynak” ifadesi bunların dışındaki kaynakları ifade etmektedir.
Konuyu dün akşamki haber bülteninde ilk dile getiren, Fatih Portakal’dır.

Eğer, Kanun Hükmünde Kararnamenin hukuk diliyle yazımını gerçekleştirenler, kasıtlarının “yabancı pilot” olmadığını iddia ediyorlarsa, bunu bir ek olarak Kararnameye ilave etmek mecburiyetindedirler. Aksi halde bu şekliyle yoruma açık olacak ve sakıncalı şeklini muhafaza edecektir.
İlgilenenlerin kendi kararlarını verebilmeleri için 671 sayılı KHK ile 926 Sayılı Kanun linklerimiz aşağıdadır:

kaynak: www.memurlar.net/haber/605571/

KHK ile işten atılan 3 çocuk annesi hemşire intihar etti




KHK ile işten atılan 3 çocuk annesi hemşire intihar etti

KHK ile 10 ay önce ihraç edilen biri 7 aylık bebek toplam 3 çocuk annesi hemşire Sevgi Balcı intihar etti.
Yaklaşık 10 ay önce KHK ile ihraç edilen 7 aylık bebek annesi hemşireSevgi Balcı kendini asarak intihar etti.

Burdur'un Bucak ilçesinde yaşayan ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen 7 aylık bebek annesi Sevgi Balcı intihar etti. İntihar eden kadın hayatını kaybetti. Sevgi Balcı'nın eşi de KHK ile ihraç edilmişti. Balcı ailesinin biri 7 aylık olmak üzere 3 çocukları bulunuyordu.

29 EKİM 2016'DA İHRAÇ EDİLMİŞTİ

Artı Gerçek'in haberi göre, 2016 yılında yayınlanan KHK ile görevinden ihraç edilen hemşire Sevgi Balcı intihar ederek yaşamına son verdi. Sevgi Balcı'nın 7 aylık bir bebeği olduğu öğrenildi.
Sevgi Balcı'nın intihar ederek yaşamına son vermesi üzerine sosyal medya; özellikle son KHK ile işine tekrar iade edilen AKP Antalya milletvekili Hüseyin Samani’nin, kızı Betül Samani Gökay ile Sevgi Balcı'yı karşılaştırılarak var olan haksızlığa dikkat çekildi. 

IŞİD’İN KORKUNÇ MİLİTANLARI: İNGHİMASİ!



IŞİD’İN KORKUNÇ MİLİTANLARI: İNGHİMASİ!

Arjantin’in İsrail’deki askeri ataşesi Omar Locatelli, IŞİD’in üç tip üyeye sahip olduğunu belirterek, bunların sıradan militan, intihar bombacısı ve ‘inghimasi’ yani ‘ölümün üzerinde olanlar’ olduğunu söyledi.
Barcelona’daki Las Ramblas Caddesi’ndeki terör saldırısından sonra Sputnik, yeni yeni tip terörist-militanın profilini çizen emekli Albay Omar Locatelli ile konuştu.
‘JAPON KAMİKAZE GİBİLER’

Yeni tip IŞİD ‘askerlerinin’ tek saldırıda mümkün olduğunca fazla insan öldürmek için bir yerde maksimum sayıda sivili yakalamaya çalıştığını belirten uzman, “Bunlar yalnız kurtlar değil. Bunlar, insanları grup halinde öldürerek maksimum zarar vermek isteyen Japon kamikaze gibiler. Kamikazilerden tek fark cihatçıların kendi hayatını kurtarmaya çalışması” dedi.

‘INGHİMASİ, AVRUPA’DA 6 SALDIRIDAN SORUMLU’

Fransızca konuşan militanların önce Libya’da eğitildiğini şimdi de Avrupa’ya korku saldığını söyleyen Locatelli, “Bu grup kendine Katibat al Battar diyor ve bu, Muhammed’in kılıcıyla savaşa gittikleri anlamına geliyor. Inghimasi Avrupa’da insanlar üzerine sürülen araçlarla yapılan 6 saldırıdan sorumlu. Suriye ve Irak’taki ‘halifeliklerinden’ kovuldukları bu günlerde bu teröristler, güvenlik önlemlerinin yetersiz buldukları yerlere saldırıyor” ifadelerini kullandı.
Uzman, uçaklar gibi ulaşım alanlarında güvenlik önlemlerinin aşırı ciddi hale geldiğini, bu yüzden teröristlerin kalabalık yerlere arabalarıyla saldırı yapma imkanı aradıklarını anlattı.

‘SAVAŞTIKLARI ÜLKELERDE SALDIRILAR DÜZENLİYOR’

Musul’un düşmesi ve Rakka’nın da kaçınılmaz olarak özgürleştirilmesi ile cihatçıların toprak kayıplarına rağmen etkinliğini sürdürdüklerini göstermek istediğini kaydeden Locatelli, “Onlar, savaştıkları ülkelerde saldırılar düzenliyor. Bu ülkelerde kalabalık yerleri arıyor. Amaç, kayıplarının hesabını ödetmek” yorumunda bulundu.

‘ASİMETRİK SAVAŞ’

Sivillerin nasıl korunabileceği konusunda hiçbir fikrinin olmadığını söyleyen Locatelli, bunun çok zor olacağını, çünkü söz konusu yeni tür çatışmanın olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Asimetrik savaş denilen bir şeyle karşı karşıyayız. Zayıf olan taraf, daha güçlü düşmanına saldırmak için çeşitli yöntemler kullanıyor. Galip gelmek için en iyi yöntem, sınırlarda ve iç hareketlerde kontrolü artırmak.”

Parlamentohaber.com

ERDOĞAN’IN AÇIKLAMASINA KOMÜNİSTLERDEN CEVAP





ERDOĞAN’IN AÇIKLAMASINA KOMÜNİSTLERDEN CEVAP
Muhtarlar toplantısında konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllarca havalimanı dendi, bunlar ‘istemezük’ dedi, kim bunlar? Komünistler, komünistler. Bu komünistler, sol görüşlüler vatansever değildir” derken, Erdoğan’ın bu sözlerine komünistlerden yanıt geldi.



Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın komünistleri hedef alan sözlerine Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan’dan yanıt geldi. Sol haber’deki haber şöyle:
“Komünistlerin ne havaalanlarına ne barajlara ne yollara itirazı olabilir. Havaalanı da yapılacak, baraj da, yol da” diyen Okuyan, “Komünizm bugün AKP zihniyetinin hayal bile edemeyeceği işlerin üstesinden gelebilecek bir toplumsal düzendir. Komünistlerin itirazı bunlar yapılırken çevrenin yok edilmesinedir” ifadelerini kullandı.

İNSAN OLMAK YETER’

İstanbul’da inşaatı süren üçüncü havalanının yok ettiği ormanlık alanı dert etmek için komünist olmaya bile gerek olmadığını, insan olmanın yeterli olduğunu vurgulayan Okuyan, “Başka neye itiraz ediyoruz? Barajların, yolların, köprülerin, havaalanlarının birilerinin kâr etmesi için inşa edilmesine, işletilmesine itiraz ediyoruz. Birileri kâr edecek diye topluma ait zenginlikler yağmalanıyor. Plansız-programsız işler yapılıyor. İtirazımız Türkiye’nin yerli ve yabancı tekeller tarafından işgal edilmesinedir” dedi.

‘VATAN HAİNLİĞİNE GELİNCE…’

“Akarsularımız, dağlarımız, ovalarımız, ormanlarımız, kıyılarımız, madenlerimiz her yer işgal altında” diyen Okuyan, sözlerini şöyle sürdürdü:
AKP hükümetinin hizmet adı altında harcadığı her kuruş bu ülkenin insanlarından çıkıyor. Sanki kendileri lütfediyormuş gibi övünmesinler. Kendilerine ait olmayan milyarlarca lirayı beceriksizce, doğayı ve toplumsal çıkarları yok ederek harcayıp böbürleniyorlar. Sonra da ‘komünistler hep karşı çıkıyorlar’ diye şikayet ediyorlar. Komünistler elbette karşı çıkacak. Kaçak saraylar dikeceksin, kentleri betona boğacaksın, ne tarih ne sanat ne kültür bırakacaksın, sonra da komünistler itiraz ediyor! Vatan hainliğine gelince… Vatan hainliği ülkeyi yağmalamaktır. Vatan hainliği NATO’culuktur. Vatan hainliği komşu ülkelerin içişlerine karışmaktır. Vatan hainliği uluslararası tekellere teslim olmaktır. Vatan hainliği ABD ile stratejik ortaklıktır. Vatan hainliği ülkeyi cemaatlere yönettirmeye kalkmaktır. Vatan hainliği vatanı geriye götürmektir.

Parlamentohaber.com

ERDOĞAN BU VİDEO’YU KİMSENİN İZLEMESİNİ İSTEMİYOR




ERDOĞAN BU VİDEO’YU KİMSENİN İZLEMESİNİ İSTEMİYOR

Yakıp yıkılmasında parmağımız olan Suriye’nin başkanı Esad Türk Milleti için neler diyor neler… Erdoğan bu video’yu kimsenin izlemesini istemiyor. İşte Türklerden köşe bucak saklanan video:



Parlamentohaber.com

‘ERDOĞAN KENDİSİNE SADIK SİLAHLI ÖRGÜTLENMELER ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR’





‘ERDOĞAN KENDİSİNE SADIK SİLAHLI ÖRGÜTLENMELER ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR’
Erdoğan’ın sivil vatandaşları silahlandırıp örgütleyerek 2013’teki gibi yaygın protesto ihtimaline karşı bunları kullanmaya hazırlandığına ilişkin iddiaların yer aldığı Washington Post’taki Türkiye analizinde, “Türkiye önümüzdeki yıl karşılaşması muhtemel şoklara hazırlıksız yakalanacaktır. Eğer ülkedeki durum kontrolden çıkarsa sonuç; demokrasinin geri dönmesi değil, şiddet ve kaos sarmalı olabilir” denildi.
ABD’nin önemli gazetelerinden Washington Post’ta Nicholas Danfhort’un imzasını taşıyan bir Türkiye analizi yer aldı. Danfhort, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan her zamankinden güçlü görünse de Türkiye’nin şiddet ve kaos sarmalına girebileceğini öne sürdü.
Cumhuriyet’in aktardığı habere göre, Danfhort’un yazısında yer alan bazı dikkat çekici bölümler şöyle:

“Türkiye’nin kaderinin sivil otoriterlik sayesinde boğucu ama istikrarlı bir seyir izleyeceğini varsaymak hata olacaktır. Askeriye gibi kurumlardaki bölünme, Erdoğan’ın demokratik mirası aşındırması ve parlamenter demokrasiye yönelik devam eden saldırılarıyla birleşince, Türkiye önümüzdeki yıl karşılaşması muhtemel şoklara hazırlıksız yakalanacaktır.
Eğer ülkedeki durum kontrolden çıkarsa sonuç; demokrasinin geri dönmesi değil, şiddet ve kaos sarmalı olabilir.”
Darbe girişimi sonrası ordunun giderek daha güvensiz ve paranoyak olduğunu iddia eden Danfhort, Erdoğan’ın sivil çatışma ihtimaline karşı iyi silahlandırılmış ve kendisine çok sadık yeni başka örgütlenmeler üzerinde çalıştığını öne sürdü.
Yazıda, hükümetin polis özel kuvvetlerini ve istihbarat servisini orduyla bir çatışma ihtimaline karşı daha fazla silahlandırdığı vurgulanırken, “Erdoğan, aynı zamanda sivil yurttaşları silahlandırıp örgütleyerek 2013’teki gibi yaygın protesto ihtimaline karşı bunları kullanmaya hazırlanıyor” ifadesine yer verildi ve söz konusu yapılara örnek olarak ‘Osmanlı Ocakları’zikredildi.
“Türkiye’nin kurumlarının çöktüğünü” ileri süren yazar, yazısını “En kötü senaryo, Erdoğan’ın ülkeyi artık istikrarı sağlamanın mümkün olmadığı noktaya kadar sürüklemesidir” ifadesiyle bitiriyor.

Parlamentohaber.com

TAYYİP ERDOĞAN REJİMİ DEĞİŞTİRDİĞİNİ İLAN ETTİ





TAYYİP ERDOĞAN REJİMİ DEĞİŞTİRDİĞİNİ İLAN ETTİ
Bir yıl önce Parlamentohaber bağırmıştı, Erdoğan, sosyal medya hesaplarından, bastırdığı davetiyelerden “Cumhuriyet” ifadesini kaldırıyor, diye. Devlet kurumlarından TC ibaresini kaldıran Erdoğan, bu planında başarılı olamayınca daha etkili bir yolu seçmişe benziyor.
Erdoğan, Cumhuriyet’i kaldırdığını, rejimi değiştirdiğini ilan ediyor; AKP’li Ayhan Oğan’ın “TC’yi yıktık; yeni devlet kuruyoruz” sözlerini millete ahkam kesip kolayca söyleyebilmesinin nedeni belli oldu.

Bir yıl önce söylemiştik; Erdoğan 23 Ekim davetiyesinde “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı” makamından “Cumhuriyet” ibaresini kaldırmış ve “Türkiye Cumhurbaşkanı ve Emine Erdoğan” diye yazmıştı.
Erdoğan yine yaptı yapacağını, 30 Ağustos Cumhurbaşkanlığı “Külliyesi”nde düzenlenecek resepsiyon için bastırılan davetiyelerde, geçen yıl yaptığının aynısını yaptı:



Parlamentohaber.com

‘ÖĞRENCİLERİN EN AZ YÜZDE 35’İNİ İMAM HATİPLERE KAZANDIRIN!’





‘ÖĞRENCİLERİN EN AZ YÜZDE 35’İNİ İMAM HATİPLERE KAZANDIRIN!’
     "Gerekli hassasiyetin gösterilmesi…"
Antalya’nın Kepez ilçesinde Milli Eğitim Müdürlüğü ortaokul müdürlüklerine resmi yazıyla talimat verdi. Talimatta, “Beşinci sınıf öğrenci sayılarınızın en az yüzde 35’ini imam hatip ortaokullarımıza kazandırmak için gerekli hassasiyetin gösterilmesi” ifadesi kullanıldı.

Resmi yazıda şu ifadeler yer aldı:
Parlamentohaber.com

AKP ASKERE DOMUZ, ÖĞRENCİYE AT ETİ YEDİRMİŞ! VATANDAŞ SUCUK DİYE NE TÜKETİYOR





AKP ASKERE DOMUZ, ÖĞRENCİYE AT ETİ YEDİRMİŞ!  VATANDAŞ SUCUK DİYE NE TÜKETİYOR
‘Dindarlığı’ ile övünen AKP iktidarı askere domuz ve ilkokul öğrencilerine at eti yedirebiliyor. Geçtiğimiz günlerde Türk Milletine, “leş” et, yedirildiği skandalı da patlak vermişti.
“Leş et” ve sahte bal skandalından sonra şimdi de, “Tek tırnaklı hayvanlara ait deri, karaciğer, yürek, dalak” rezaleti patlak verdi.



Yapılan analizler bir skandalı gözler önüne serdi: Mehmetçiğe domuz eti, öğrencilere de at eti yedirmişler…
A Haber’de yayınlanan Mehmet Ali Önel yönetimindeki Deşifre ekibi, marketlerde satışa sunulan ünlü firmalara ait; salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş et ürünlerinden 20 numuneyi, referans laboratuvar olarak kabul edilen TurkLab laboratuvarında analiz ettirdi.
TurkLab Genel Müdürü Dr. Can Demir’in canlı yayında açıkladığı analiz sonuçlarıyla, yapılan hilelerle vatandaşın sağlığı ile nasıl oynandığı, %100 dana eti ibaresiyle vatandaşın nasıl kandırıldığı gözler önüne serildi.

İLKOKUL ÖĞRENCİLERİNE AT ETİ

Numunelerin %25’inde sakatat (Hayvan derisi, kemik, taşlık, böbrek,bağırsak) türevi karışımlara rastlanırken, numunelerin birinde de dana derisi tespit edildi…
Dr. Can Demir, İstanbul ve çevre illerde yapmış olduğu başka bir araştırmanın şok edici sonuçlarını da ilk kez canlı yayında açıkladı.
Demir, özel bir kolejin yemekhanesinde öğrencilere servis edilmek üzere hazırlanmış at eti tespit ettiklerini, bir Askeri Birliğin kantininde de Mehmetçiğe domuz etinden yapılmış sucuklu tost yedirildiğini analiz sonuçlarıyla belirlediklerini açıkladı…
Konu ile ilgili askeri savcılığın soruşturma başlattığının altını çizen Dr. Can Demir, domuz eti konusunda gereken önlemlerin yeterince alınmadığından yakındı…

‘HAYVAN DERİSİ, TAŞLIK, KEMİK, BÖBREK, BAĞIRSAK…’

Ayrıca İstanbul Aydın Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi prof. Dr. Haydar Özpınar’ın işlenmiş et ürünleri üzerinde yürüttüğü çalışmanın da sonuçları açıklandı.
Prof. Dr. Haydar Özpınar 300 farklı firmaya ait sucuk numuneleri üzerinde yapmış olduğu analiz sonuçlarında 300 numunenin %51 in de sakatat (Hayvan derisi, kemik, taşlık, böbrek,bağırsak) bulduklarını belirtti…

GIDA VE TARIM BAKANI YAYINA BAĞLANDI               

Programa telefonla bağlanan Tarım Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdür Yardımcı Ahmet Kavak, yayınını ihbar kabul ettiklerini, bakanlık olarak gerekenin yapılacağını söyledi.

Parlamentohaber.com

ALMAN BAŞBAKAN ADAYI: TÜRKİYE’YE ULTİMATOM VERİLMELİ




ALMAN BAŞBAKAN ADAYI: TÜRKİYE’YE ULTİMATOM VERİLMELİ

SPD Genel Başkanı ve Başbakan adayı Martin Schulz, Türkiye’ye yönelik sert açıklamalarda bulundu. Schulz, Alman tutukluların serbest bırakılmaması halinde Gümrük Birliği’nin genişletilmemesi gerektiğini belirtti.
DW Türkçe’nin haberine göre Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkanı ve Başbakan adayı Martin Schulz, Alman tutukluların serbest bırakılması için Türkiye’ye bir ültimatom verilmesi gerektiğine işaret etti.

Düsseldorf merkezli Rheinische Post gazetesine açıklama yapan Schulz, “Türkiye Cumhurbaşkanı’na belirli bir müddet vermeliyiz. Eğer Sayın Erdoğan Alman tutukluları derhal serbest bırakmazsa, Avrupa Birliği’nin (AB) Gümrük Birliği’nin genişletilmesi için Türkiye ile müzakereleri kesmesi gerekir” dedi.
24 Eylül’de yapılacak seçimlerde Sosyal Demokratların Başbakan adayı olarak yarışan Schulz, aynı görüşü bugün twitter hesabından paylaştığı mesajında da dile getirdi.
Schulz mesajında “Bay Erdoğan Alman tutukluları serbest bırakmadığı takdirde, AB Türkiye’yle Gümrük Birliği’nin genişletilmesi hakkındaki müzakereleri durdurmak zorunda” yazdı.
Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği’nin genişletilmesi planları, Türkiye ile Avrupa arasında yaşanan gerilim nedeniyle durma noktasına geldi. Almanya Başbakanı Angela Merkel de geçen hafta “Anlaşmayı güncellemeyeceğiz” açıklamasında bulunmuştu.

SCHULZ: ERDOĞAN BAŞKA BİR DİLDEN ANLAMIYOR

Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmemesinin Türkiye’yi olumsuz yönde etkileyeceğine işaret eden Schulz, “ancak Erdoğan’ın başka bir dilden anlamadığını” savundu. Schulz, Alman tutukluların serbest bırakılmaması durumunda AB’nin Ankara’ya tam üyelik öncesi yaptığı malî yardımlara son verilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın verdiği bilgilere göre, Türkiye’de halen 10 Alman vatandaşı veya çifte vatandaş cezaevinde bulunuyor. Bu tutuklular arasında gazeteci Deniz Yücel, çevirmen Meşale Tolu ve insan hakları savunucusu Peter Steudtner de yer alıyor.

Parlamentohaber.com

MERKEL’İN TÜRKLERİ GERİ GÖNDERME PLANI




MERKEL’İN TÜRKLERİ GERİ GÖNDERME PLANI

Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’ye verilecek kredilerin mercek altına alınmasını isteyen Almanya, ülkesindeki Türkleri geri göndermek için de sosyal yardımları kesmekten, geri dönüşü teşvik etmeye kadar bir dizi planları devreye sokuyor.

ULUSLARARASI YAPTIRIMLAR


Yeniçağ gazetesinden Selim Yavaşoğlu’nun haberine göre, Türkiye-Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen, Avrupa Birliği ve Almanya’nın Türkiye’ye yönelik yaptırımlarının sınırları aştığını belirterek, Almanya’nın Türkiye’ye yönelik Interpol’den tutun, Avrupa Yatırım Bankası’na kadar birçok Uluslararası kurumda yaptırımlara ön ayak olduğunu söyledi.
Şen “İlk olarak İnterpol’ün Türkiye’ye iade etmek istediği kişinin İspanya’da tekrar serbest bırakılmasını sağlayan Almanya ikinci olarak Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’ye verilecek kredilerin mercek altına alınmasını istedi. Son yıllarda Avrupa Yatırım Bankası belediyeler başta olmak üzere birçok kuruluşa 25,1 milyar Euro’luk çok uygun faizle kredi vermişti” dedi.

750 BİN TÜRKÜN SOSYAL YARDIMLARINI KESECEK

Prof. Dr. Şen, Avrupa Yatırım Bankası’nın verdiği kredilerir kesilmesini isteyen Almanya bir adım daha ileri giderek çifte vatandaşlığı seçimlerden sonra ciddi bir şekilde sorgulayacağını açıkladığına dikkat çekerek, Almanya’nın bu ülkede yaşayan 3,2 milyon Türk’ü rahatsız edecek yeni uygulamasının da, Almanya’da sosyal yardım alan 750 bin kadar Türkün sosyal yardımlarını kesmek için Türkiye’deki mal varlıklarını araştırmaya başlamasından kaynaklandığını söyledi.
Şen “Buna göre Almanya’da uzun süre çalışıp işsiz kalan işsizlik parasından sonra işsizlik yardımı alan bir Türkün, örnek olarak Malatya’da hiç bir işlevi olmayan kayısı ağaçları olan toprakları varsa bunları mal varlığı olarak kabul edip Almanya’daki sosyal yardımını kesmek istiyor” diye konuştu.

‘TAYYİP ERDOĞAN’IN ALMANYA’DAKİ ASKERLERİ’


Prof. Şen, Almanya’nın Türklere yönelik olarak önümüzdeki günlerde uygulamaya sokmaya hazırlandığı planlar hakkında ise şu bilgileri verdi:
“Yavaş yavaş Almanya’da ki Türkleri, ‘Bunlar Tayyip Erdoğan’ın Almanya’daki askerleri’ diye nitelendiriyorlar. Bu şekilde nitelendirdikleri Türkleri de geri dönüşe teşvik için birçok planlar hazırlıyorlar. Bu gelişmelere maalesef Avrupa Birliği’nin tüm ülkeleri de destek veriyor. Türkiye’ye karşı bu yaptırım ve eylemler yavaş yavaş Brüksel’de bırakın AB’ye üyelik görüşmelerimizi NATO’ya üyeliğimizi bile sorgulamaya başlayacak bir kıvamda ortaya çıkıyor.”
Parlamentohaber.com

FETÖ ne istediyse verdin





FETÖ ne istediyse verdin
Kılıçdaroğlu Adalet Kurultayı’nda konuştu:
Sen vatansever değilsin, FETÖ ne istediyse
verdin
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çanakkale Kocadere Kamp Alanı’nda partisinin Adalet Kurultayı’nın açılışında konuştu. Adalet vurgusu yaptı, Erdoğan’ı vatansever olmamakla suçladı: Sen vatansever değilsin! çiftçi, işci, memur, emekli isteyince vermedin. Fetö ne istediyse verdin

Adalet Yürüyüşü’nden 1.5 ay sonra CHP’nin organize ettiği Adalet Kurultayı başladı.. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kurultayın açılışında konuştu.

İşte Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından başlıklar;
“Adalet mücadelesi insanlık tarihi kadar eskidir”
“Adalet Kurultayımızın ana teması; biz farklılııklarımızla bir arada bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine nasıl yaşayacağız? Biz adalet mücadelesini aslında yeni başlatmadık. Bu mücadele insanlık tarihi kadar eskidir.”

“Enis Berberoğlu’nun tutuklanması bardağı taşıran son damla”
“Bu ülkede 20 Temmuz darbesine ve o darbecilerin tümüne karşıyız biz. Mücadeleyi nasıl başlattık. Sarayın 15 Temmuz’u ve 20 Temmuz’dan sonra bir darbe gerçekleşti. İlk kez Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir sivil darbe gerçekleşti. Üniversiteden binlerce akademisyenin görevine son verildi. Her yerde her ortamda bunları söylemeye gayret edeceğiz. Enis Berberoğlu’nun tutuklanması bardağı taşıran son damla olmuştur. Ve yürüdük. “Yürüyemezsiniz” dediler, yürüdük. “Yolda kalırsınız” dediler, yürüdük. “Bu ülkede adalet var, niye yürüyorsunuz?” diyemediler.”

“Adalete güvenmeyenlerin oranı yüzde 73”
“Bir bilge şunu söylüyor. Dünyanın bütün nehirleri bir kişinin adalete susamışlığını gidermeye yetmez. Sizler buraya adalet için geldiniz. Adaleti savunmak için geldiniz. Dolayısıyla biz adalet yürüyüşümüze bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Bir anket yapılıyor. Yakın dönemde bir anket yapılıyor. Herhangi bir nedenle yolunuz adliyeye düştüğünde hakkınızda adil bir karar vereceğinize inanıyor musunuz? Bu soruya ‘Evet, adil bir karar çıkar’ diyenlerin oranı yüzde 19. ‘Hayır, adil karar çıkmaz’ diyenlerin oranı yüzde 73. Kararsızların oranı da yüzde 8.”

“397 yılla yargılanıp beraat ediyorsunuz. Bu mudur adalet?”
“Bir yerde büyükşehir belediye başkanısınız, hükümet size kızıyor. 397 yıl hapisle yargılanıyorsunuz. Dava devam ediyor, sizi yargılayanlar cezaevine giriyor, siz beraat ediyorsunuz. 397 yıl ile yargılanacaksınız ve beraat edeceksiniz. Bu mudur adalet?”

” 20 Temmuz bir sivil darbedir”
“Hak aramak istiyorsunuz başvuracağınız hiçbir yol yok. Sormak gerekir, bu mudur hak, hukuk, adalet? Görevinize son verildi diyelim. Diyorsunuz ki, ben bir üniversite hocasıyım. Beni davet ediyorlar KHK ile sizin yurt dışına çıkışınız da engelleniyor. Bu da yetmiyor. Eşinizin de yurt dışına çıkışı yasaklanıyor. Buna adalet düzeni denmez. Bu darbe düzeni. 20 Temmuz darbesi. 20 Temmuz bir sivil darbedir.”

“Nuriye ve Semih’i nasıl anmazsınız? Sormak gerekir bu mudur adalet?”


“Düşünün, batıda üniversiteler var. Gel burada ders ver diyorlar. Ama o KHK ile sizin yurtdışına çıkışınız da engelleniyor. Bu da yetmiyor, eşinizin de yurtdışına çıkması engelleniyor. Sormak gerekir bu mudur adalet? 20 Temmuz bir sivil darbedir. Bu da yetmiyor. Kapının önüne konuyorsunuz, KHK ile görevinize son veriliyor. Siz dünyanın en barışçıl eylemini yapıyorsunuz. Diyorsunuz ki “İşimi istiyorum” Geliyorlar her sabah seni oradan alıyorlar, ceza yazıyorlar, serbest bırakıyorlar. Ertesi gün yine gidiyorsunuz “Ben işimi istiyorum” diyorsunuz, yine alıp götürüyorlar. İnsan hakları heykelinin önünü kuşatıyorlar. Sonra geçiyor bunları terörist ilan ediyorlar. Açlık grevi yapıyorlar. Doğrudan doğruya hapse atıyorlar. Şimdi Nuriye ve Semih’i nasıl anmazsınız? Sormak gerekir bu mudur adalet?”

“Yoksul bir ailenin eğitim harcamalarıyla varlıklı ailelerin eğitim harcamalarındaki fark 78 katına çıkmış”
“Düşünün, tutuklanmışsınız, mahkemeye çıkıyorsunuz. Savcı tutuksuz yargılanmanızı istiyor. Hakim bu karara uyuyor ve serbest bırakıyor. Sen misin tutuksuz yargılama kararı veren. Hem savcıyı hem hakimi görevden alıyorlar. Atilla Taş, Murat Aksu… Şimdi sormak gerekiyor, bu mudur adalet?Düşünün, dini inancı istismar ederek milyonlarca dolar, Euro topladılar. Ve bunlar toplayanlar aramızda. Alın terini çaldılar, bunlara hiçbir şey yapılmadı. Sormak gerekir, alın terini çalanlardan hesap sormamak mıdır adalet? Düşünün, yoksul bir ailenin eğitim harcamalarıyla varlıklı ailelerin eğitim harcamalarındaki fark 78 katına çıkmış. Sormak gerekir bu mudur adalet?”

“İnsan Hakları Heykeli’nin etrafından kuşatıyorlar?”
“Dünyanın en barışçıl eylemini yapıyorsunuz, İnsan Hakları Anıtı’nın önünde. Alıyorlar, ceza yazıyorlar, serbest bırakıyorlar. Başa çıkamadılar, İnsan Hakları Heykeli’nin etrafını kuşatıyorlar. Sonra terörist ilan ediyorlar. Açlık grevi yapıyorlar, doğrudan doğruya hapise atıyorlar. Nuriye ve Semih’i nasıl anmazsınız? Sormak gerekir, bu mudur adalet?”

“Alın terini çalanlar aramızda. Bu mudur adalet?”
“Dini inancı istismar ederek milyonlarca dolar topladılar. Bunlar bugün aramızda. Alın terini çaldılar. Bunlara hiçbir şey yapılmadı. Alın terini çalanlardan hesap sormamak mıdır adalet? Yoksul bir ailenin eğitim harcamaları ile varlıklı bir ailenin eğitim harcamaları arasında fark 78 katı. Bu mudur adalet? Birileri sınav sorularını yazıyor. O sınav sorularını hiçbir alın teri dökmeden birilerine dağıtıyorlar.”

“Buradan AYM’ye sesleniyorum”
“AYM’nin milletvekilleri yargılanabilir ama tutuklanamaz kararına rağmen bugün çok sayıda milletvekili tutuklu. Buradan AYM’ye sesleniyorum. Siz gerçekten hakim, yargıçsanız bir an önce kararlarınızı yeniden verin. Herkesin bildiği, bütün gazetelerin yazdığı MİT TIR’ları meselesi, devlet sırrı sayılarak milletvekilimiz Enis Berberoğlu gözaltına alındı, kaçacak diye tutuklandı, 25 yıl ceza verildi.”

“ÖSYM merkezinden soru çaldılar”
“Düşünün, gariban bir aile boğazından kesiyor çocuklarına eğitim verdiriyor. Sınavlara hazırlıyor. Sonra birileri geliyor, ÖSYM merkezinden sınav sorularını çalıyor. O sınav sorularını birilerine dağıtıyorlar. Onlar sınavı kazanıyor, emek harcayanlar, bekleyenlerin hiçbirisi ama hiçbirisi doğru dürüst bir yeri kazanamıyor. Sormak gerekir bu mudur adalet? Ve o sınav sorularını çalanların sırtı sıvazlandı. Hiçbir soruşturma yapılmadı. Eleştiri yapanlara böyle bir şey yok dendi. Sormak gerekir bu mudur adalet?

“AYM’nin MİT TIR’ları devlet sırrı değildir kararı var”
“80 milyonun bildiği bir konu nasıl devlet sırrı sayılır. Enis Berberoğlu’na Adalet Kurultayı’ndan adaletli selamlarımızı gönderiyoruz. MİT TIR’ları olayı devlet sırrı değildir diye Anayasa Mahkemesi kararı var. Enis Berberoğlu’nu casuslukla suçlayacaksın, kozmik odaya FETÖ örgütünün militanlarını sokacaksın ve devletin bütün sırlarını FETÖ’ye vereceksin.”

“Türkiye’de pamuk ve yağlı tohum yok mu? Kendi çifçisiyle rekabet edecekler”
“Hakkımızı hukukumuzu sonuna kadar arayacağız. Zalime teslim olmayacağız. Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır. Biz onların şeytanlıklarına asla boyun eğmeyeceğiz. Düşünün, taşeron işçisisiniz. Size kadro vereceğiz diye söz veriyorlar. Sonra unutuyorlar. Senin hakkını da hukukunu da ben koruyacağım, biz koruyacağız. Siz kadroyu biz vereceğiz kardeşim. Düşünün, çiftçiye dünyanın en pahalı mazotunu, gübresini satacaksın. Tarlasını ekecek biçecek, ürününü hasat edecek. Sanki bu ülkede hiç enflasyon yokmuş gibi geçen yılın fiyatını aynen vereceksin. Düşünün, sanki Türkiye’de hiç arazi yok, insan yok, güneş yok, deniz yok. Çiftçi kardeşlerim iyi dinlesinler. Gidiyorlar Sudan’da 780 bin dönüm arazi kiralıyorlar. Hükümet kiralıyor. Ne ekecekler? Yağlı tohum ve pamuk ekecekler. Bir devlet düşünün Sudan’da arazi kiralayacak, ülkesine getirecek. Kendi çiftçisiyle rekabet edecek. Çiftçi kardeşim senin hakkını da biz savunacağız.”

“İster ByLock kullan ister FETÖ’cü ol. Adamnın varsa serbestçe dolaş”
“150’nin üzerinde gazeteci hapiste. Haktan, hukuktan ve adaletten söz edemezsiniz. Hapisteki bütün gazeteci arkadaşlarıma sesleniyorum. Düşünün ister Bylock kullan, ister FETÖ’cü ol. Eğer adamın varsa, birileri kayınpederse rahatlıkla dışarıda gezebiliyorsun. Gücün varsa, bir İtalya hukukçunun dediği gibi; Hukuk gücü olanların delip geçtiği güçsüzlerinse takılıp kaldığı bir ağ olmamalıdır. Bu örgütle yakından uzaktan hiçbir ilgisi olmayan çok sayıda vatandaşımız var. Sizlerin hakkını ve hukukunu sağlamak hepimizin ortak görevidir. İktidara yakın biri FETÖ mensubuna telefon ediyor, operasyon yapılacak kaç diye. Bunu söyleyen adamın kılına dahi dokunmuyorlar.”

“Benim atletimle uğraşacağına faize ödenen 142 milyar doları işçiye, memura emekliye versene..”


“Birileri faize karşıyım diyor. Çok yüksek diyor. Son 15 yılda bir avuç faiz lobisine ödenen miktar 142 milyar dolar. Benim atletimle uğraşacağına 142 milyar doları bu ülkenin çiftçisine versene. Düşünün Gazze’ye gitmek için vatandaşları teşvik edeceksin. Binin gemiye diyecek, göndereceksiniz. 9 Türk vatandaşı hayatını kaybedecek, kıyameti koparacaksın sonra gideceksin önlerinde diz çökeceksin.”

“Vatansever değilsin. Memura, işçiye, emekliye vermedin, FETÖ ne istediyse verdin”
“Memur istedi vermedin, FETÖ ne istediyse apar topar verdin. Sen vatansever değilsin kardeşim. Bunu yapana vatansever denmez. Son 15 yılda hırsızlık, yolsuzluk yapanlar bu ülkede muteber kişi olmaya başladılar. Devleti yönetmek için cin gibi olmak lazım, cebi doldurmak lazım. Bu algıyı yerleştirmeye başladılar.”

“Sağa dönüyorum ‘Ey Kılıçdaroğlu’, sola dönüyorum ‘Ey Kılıçdaroğlu’ “
“Bunlar yeri zamanı geldiğinde adıma tahammül edemiyorlar. Sağa dönüyorum, “Ey Kılıçdaroğlu”, sola dönüyorum “Ey Kılıçdaroğlu”, öne bakıyorum “Ey Kılıçdaroğlu”, arkaya bakıyorum “Ey Kılıçdaroğlu”. Kılıçdaroğlu ne yaptı? Ben bu ülkede hakkı, hukuku savunuyorum. Sadece son bir haftada Kayseri’de 45 yaşındaki işsiz kendisini yaktı. Benimle uğraşacağına bununla uğraşsana. İzmir’de atama bekleyen öğretmen intihar etti.”

“Benimle ilgilenmesinden menunum ama..”
Benimle ilgilenmesinden memnunum ama çağrı yaptım. Ödlek değilsen, cesursan çık karşıma. Oturalım konuşalım. Çıkabilir mi? Ben de adım gibi biliyorum ki çıkamaz. Cesaret edemez. Bütün bu eleştirileri hafızamızı yenilemek için aktardım, biz hep birlikte siyasi görüşümüz ne olursa olsun, hep birlikte adaleti savunacağız. Hep birlikte devlette liyakati sağlayacağız. İşi ehline vereceğiz. Biz kışlaya, camiye, adliyeye siyaseti sokmayacağız. Kimlik üzerinden siyaset yapmayacağız.”

kaynak:cumhuriyet…

SERTAB ERENER ÇATALCA CHPli BELEDİYE BAŞKANINI SAHNEDEN BÖYLE KOVDU




SERTAB ERENER ÇATALA CHPli BELEDİYE BAŞKANINI SAHNEDEN BÖYLE KOVDU
Sertab Erener Çatalca Belediye Başkanını sahneden kovdu…
18. Çatalca Erguvan Festivali’nde dün gece sahne alan şarkıcı Sertab Erener, protokol için ayrılan bölümün geniş olması nedeniyle kendisini yakından izleyemeyen seyircilerini sahneye davet etti. Duruma tepki gösteren Belediye Başkanı Cem Kara’yı sahneden kovdu.


Çatalca Belediyesi tarafından bu yıl 18’incisi düzenlenen festivalde sahne alan Sertab Erener, büyük sevgi gösterisi ile karşılandı. Sahne önünde protokol için ayrılan bölümün geniş olması nedeniyle seyircilerin uzakta kalmasına tepki gösteren Erener, hayranlarını protokol alanına davet etti. Çatalca Belediyesi yetkilileri ise güvenlik gerekçesiyle seyircilerin protokol için ayrılan bölüme girmesine izin vermedi. Bunun üzerine Sertab Erener sahneyi terk ederken, seyirciler de belediye yetkililerinin bu tutumunu yuhalayarak tepki gösterdi.
Çatalca Belediye Başkanı Cem Kara sahneye gelerek izleyicilere ‘Sabaha kadar da Sertab diye bağırsanız, bu ilçenin şehr-i emiri benim, bu organizasyonu size sağlayan benim. Yuhlamayla bu sorunları çözemezsiniz. “


BELEDİYE BAŞKANINI SAHNEDEN KOVDU
Bir süre sonra tekrar sahneye çıkan Sertab Erener, hayranlarını bu kez sahneye davet etti. Cem Kara’ya ” 25 yıldır bu işi yapıyorum, Lütfen çekilir misiniz sahnemden. Başlayalım” dedi. Erener, sevilen şarkılarını sahnede hayranlarıyla birlikte seslendirdi.
Parlamentohaber.com

Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/