<script async='async' src='//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js'></script> <script> (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({ google_ad_client: "ca-pub-6864254610282912", enable_page_level_ads: true }); </script> insaNews: CUMHURİYET’İN KURUCUSUNU “DARBECİ” SAYIYORLAR

6 Ağustos 2017 Pazar

CUMHURİYET’İN KURUCUSUNU “DARBECİ” SAYIYORLAR





CUMHURİYET’İN KURUCUSUNU “DARBECİ” SAYIYORLAR

Atatürk de darbeci ilan edildi.
AKP’nin yeni MEB müfredatında Atatürk “darbeci” ilan edildi.

Odatv’de yer alan haberde, AKP’nin yeni Milli Eğitim Müfredatına giren ve Mustafa Kemal Atatürk’ü darbeci olarak gösteren ibareler dikkat çekiyor. İşte çocuklarımıza Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk’ü darbeci olarak gösteren o ibareler ve kaynak kitapları…
Olayı bastırmak üzere Selanik’te “Hareket Ordusu” hazırlanır. Bu ordunun kumandanı Mahmut Şevket Paşa, kurmay başkanı da yüzbaşı Mustafa Kemal (Atatürk) idi. Hareket Ordusu 24 Nisan’da İstanbul’a gelerek isyanı bastırdı ve II. Abdülhamid’i tahttan indirdi.
Ortaöğrenim 9-11. sınıf tarih müfredatında Meşrutiyet dönemlerinde yapılan milletvekili seçimlerinin ve çok partili hayata geçiş denemelerinin “demokratikleşme yolunda atılan adımlar” olduğu belirtiliyor.[1]
Diğer yandan da 1. ve 2. Meşrutiyet’i ilan ettiren, seçimleri yaptırtan, Meclis’i açtırtan halk hareketlerine ise “1876, 1909 ve 1913 darbelerinin aktörlerine, iç ve dış sebeplerine, gerçekleştirilme şekillerine ve sosyo-politik sonuçlarına değinilir”[2] ifadesiyle “darbe”diyerek tutarsızlığa düşmekte ve gerçek fikirlerini göstermektedirler.

MEŞRUTİYETLERİN İLANI “DARBE” İMİŞ!

Buna göre 1. (1876) ve 2. Meşrutiyet (1908) “darbe” sayılmaktadır. 1909 tarihi Hareket Ordusu’nun gerici isyanı bastırıp II. Abdülhamid’i tahtan indirdiği tarihtir. 1876 ile 1909 tarihlerinin birlikte verilmesi aslında 1. Meşrutiyet’ten beri gelen süreci belirtmek içindir. Dolayısıyla 2. Meşrutiyet’in ilanı da “darbe” olarak görülüyor.
Fakat kendileriyle çelişkiye düşerek darbe dedikleri dönemler arasındaki milletvekili seçimlerinin ve çok partili hayata geçiş denemelerinin “demokratikleşme yolunda atılan adımlar” olduğunu da belirtmektedirler.
Bizce de 1876 ve 1908 darbe değil devrimdir. 1. Meşrutiyetle halk egemenliğin bir parçası haline gelmiş ve 2. Meşrutiyet ile halkın egemenliği artmıştır. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’na göre 30 Mayıs 1876’da padişah Abdülaziz’in tahttan indirilmesi “darbe” oluyor!
II. Abdülhamid, “Meşrutiyet’i ilan edeceği, Meclis’i açacağı” vaadi ile padişah oldu, V. Murat “deli” denerek tahtan indirildi.
Dolayısıyla MEB’e göre, V. Murat’ın tahttan indirilmesini de “darbe”dir.

II. Abdülhamid de “darbe ile tahta çıkan padişah” oluyor.
Ama bir yandan da II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi “darbe” oluyor ve darbeyle padişah olan II. Abdülhamid’in meclisi kapattığı dönemdeki uygulamaları “demokratikleşme” olarak görülüyor.
II. Abdülhamid, Meşrutiyet’i ilan edip, Meclis’i açsa da bir süre sonra kapattı ve ülkeyi 33 yıl Meclissiz, tek başına yönetti. Hürriyet taraftarlarının isyanıyla 2. Meşrutiyet ilan edildi ve II. Abdülhamid tahttan indirildi.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK “DARBECİ” SAYILIYOR!

23 Temmuz 1908’de ilan edilen 2. Meşrutiyet’in İlanından 9 ay kadar sonra İstanbul’da bir gericilik hareketi olmuştur. 13 Nisan 1909’da (Rumi takvimde 31 Mart 1325) başlayan ayaklanma 31 Mart Olayı olarak bilinir.
“Din elden gidiyor”diyerek harekete geçen gericiler Meşrutiyet’in ilanına karşıdır. İktidardaki İttihat ve Terakki Fırkası’na (partisine) muhalif kesim olan aşırı dinci görüşe sahip bazı gazetecilerin öldürülmeleri gerici hareketin fitili ateşlemiştir.
13 Nisan’da Taksim Kışlası’ndaki Avcı Taburu’na bağlı İttihat ve Terakki muhalifi askerler Meclis’in önünde toplanmış ve isteklerini dile getirmişlerdir. Askeri bir isyan olarak başlasa da softaların katılımıyla dini bir hal almıştır.
İsyancı askerler yollarda “şeriat isteyen meydana toplansın” çağrısında bulunarak halkı yanına çekerek sayıları 3 bini ulaşmıştı. Asilere ulema ve din öğrencileri de katıldı.
Derviş Vahdeti elinde yeşil bayrakla “şeriat isteriz” diye üzerine nutuklar atmıştır. Ayasofya Meydanı’nda toplanan isyancılar rastgele ateş açarak Meclisi Mebusan önünde, Meclisi Mebusan Reisi Ahmet Rıza’ya benzetilen Adliye Nazırı Nazım Paşa ve İttihatçı Hüseyin Cahit Bey’e benzetilen Lazkiye Mebusu Arslan Bey öldürülmüşlerdir.[3]
Mektepli subaylar vahşice katledilmişlerdir. Dahası isyancılar İstanbul halkına da terör uygulayarak çeşitli yaralamalar, yağmalama, devlet görevlilerini linç etme girişiminde bulunmuşlardır.

İsyan 13 gün sürdü.

II. Abdülhamid’in, isyanı izlemekle yetinmesi üzerine İttihat ve Terakki, Selanik’te bulunan 3. Orduya isyanı bastırması amacıyla İstanbul’a hareket etmesi emrini verir.
Olayı bastırmak üzere Selanik’te “Hareket Ordusu” hazırlanır. Bu ordunun kumandanı Mahmut Şevket Paşa, kurmay başkanı da yüzbaşı Mustafa Kemal (Atatürk) idi.
Hareket Ordusu 24 Nisan’da İstanbul’a gelerek isyanı bastırdı ve II. Abdülhamid’i tahttan indirdi.
Bu durumda müfredatta belirtilen 1909 yılında II. Abdülhamid’i tahttan indiren Mustafa Kemal Atatürk de “darbeci” sayılmış oluyor!
Mustafa Solak – Tarihçi-yazar [1] Ortaöğretim Tarih Dersi 9-11 Öğretim Programı, s.46. [2] Aynı yer. [3] Süleyman Kâni İrtem, 31 Mart İsyanı ve Hareket Ordusu, Abdülhamid’in Selanik Sürgünü, (Haz: Osman Selim Kocahanoğlu), Bayrak Matbaacılık, İstanbul: 2003, s.164.

Parlamentohaber.com
Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/