<script async='async' src='//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js'></script> <script> (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({ google_ad_client: "ca-pub-6864254610282912", enable_page_level_ads: true }); </script> insaNews: 07/13/17

13 Temmuz 2017 Perşembe

Destansı Bir Aşk Öyküsü: AKP ve FETÖ




Destansı Bir Aşk Öyküsü: AKP ve FETÖ




Destansı Bir Aşk Öyküsü: AKP ve FETÖ



Destansı Bir Aşk Öyküsü: AKP ve FETÖ




Ölüme terk ettiler ama onlar ölümsüzler.






Ölüme terk ettiler ama onlar ölümsüzler.
Adaletin olmadığı ülkede işte böyle devleti yönetenler vicdanları sızlamadan, sırf muhalif oldukları için idama mahkûm ederek ölmesini seyreder. Çünkü onların varlıkları tehlikedir iktidar için, ne kadar azalırlarsa o kadar iyidir ki bu kanlı ve zalim iktidarları biraz daha uzun sürsün. Nuriye ve Semih yüreklerini koyarak başladıkları direnişlerini terk etmiyor. Onurlarıyla dimdik ölürken ayakta duruyorlar. Diz […]
Adaletin olmadığı ülkede işte böyle devleti yönetenler vicdanları sızlamadan, sırf muhalif oldukları için idama mahkûm ederek ölmesini seyreder.
Çünkü onların varlıkları tehlikedir iktidar için, ne kadar azalırlarsa o kadar iyidir ki bu kanlı ve zalim iktidarları biraz daha uzun sürsün.
Nuriye ve Semih yüreklerini koyarak başladıkları direnişlerini terk etmiyor. Onurlarıyla dimdik ölürken ayakta duruyorlar. Diz çökmeden el etek öpmeden.
Ve aslında küçülürken onları ölüme terk edenler Nuriye ve Semih her geçen gün ölümsüzleşiyor zindanların duvarlarında.
İnsanlık ayıbı… “Gardiyanlar ‘öldün mü, Yaşıyor musun’ diye kontrol ediyor”
Açlık grevinin 126. günündeki tutuklu eğitimcilerden Nuriye Gülmen’i gece uykusundan uyandıran gardiyanlar, “Öldün mü, yaşıyor musun diye kontrole geldik” dedi. Avukat Gökoğlu, Özakça’nın da uzaktan kontrol edildiğini anlattı.
Açlık grevinin 126. Gününde olan tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça halen Ankara, Sincan Cezaevi’nde tutuklu.
Avukatlarından Engin Gökoğlu bugün iki müvekkiliyle de Sincan’da görüştü ve durumlarını bianet’e anlattı.

Moralleri iyi ama sağlıkları kötü

Gökoğlu, “Moralleri iyi ama sağlıkları kötü. Artık yürüyemiyorlar, Nuriye görüşe tekerlekli sandalyeyle geldi, mide ve böbreklerinde sorunlar var, bacağında morarma var” dedi.
“Nuriye, kadın gardiyanların her gece hücrelerine gelerek kendisini uyandırdığını anlattı. Bunu neden yaptıklarını sorduğunda da ‘Öldün mü, yaşıyor musun diye kontrole geldik’ cevabını aldığını söyledi.”
“Semih’in hücresine de akşamları 23.00 civarında gidip dokunmadan, uzaktan bakıyorlarmış.
“Sorunun çözümü için adım atmak yerine bunu yapmaları insanlıkdışı. Herhalde sorumluluktan böylelikle kurtulacakları yönünde endişe duyuyorlar. Ama Nuriye ve Semih’in sağlıklarını düşünmüyorlar.”
Gülmen hücrede iki kadın tutuklu ile, Özakça da üç kişlik hücrede bir tutuklu ile birlikte kalıyor.
Son tahliye talepleri de hapishanede kalmaları uygun diye reddedildi


Engin Gökoğlu, yaptıkları son tahliye başvurusunun da Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince reddedildiğini söyledi:
“Mahkeme 30 Haziran’da tahliye talep dilekçemize ret kararı verdi. Bu karar da bize 11 Temmuz’da, yani dün tebliğ edildi. Mahkeme kararında, ‘hapishanede kalmalarının sağlık açısından uygun olduğu’ ifade ediliyor.
“Artık ikisi de ölüm sınırında, talepleri bir an önce kabul edilmeli. ‘İşe iade edilmeleri’ karşılanması zor bir talep değil. Dünyanın duyduğu direnişi hükümet de duymalı.”
İkisini de kulakları dışarıda
Avukat Gökoğlu, iki eğitimcinin de dışarıda kendilerinin taleplerinin kabul edilmesi için yapılan eylemleri yakından izlediklerini anlattı:
“Kulakları dışarıda. Biz de avukatları olarak her görüşte dışarıdaki etkinliklerden bahsediyoruz. Nuriye bugün Tavır dergisi alabilmiş, çok mutluydu.
“Herkese çok selamları var, destek olanlara selamlarını iletiyorlar, Yüksel Caddesindekilere de…”
http://www.kocaelicumhuriyet.com/

Reis’in filmini yapanda Fetö’cü olursa gerisini siz düşünün






Reis’in filmini yapanda Fetö’cü olursa gerisini siz düşünün
Çok büyük sansasyon yaratma çabalarının balon gibi söndüğü ve hiç kimse tarafından ilgi görmeyen Reis filmi’nin yönetmeni’de Fetö iddiası ile göz altına alındı. Çıkılırmı bu işin içinden? Kimin eli kimin cebinde. Reis filminin yapımcısı FETÖ üyeliğinden gözaltına alındı Erdoğan’ın hayatını konu alan ‘Reis’ filminin yapımcısı Ali Avcı 15 Temmuz gecesini anlatan ‘Uyanış’ filminin skandal fragmanı […]
Çok büyük sansasyon yaratma çabalarının balon gibi söndüğü ve hiç kimse tarafından ilgi görmeyen Reis filmi’nin yönetmeni’de Fetö iddiası ile göz altına alındı. Çıkılırmı bu işin içinden? Kimin eli kimin cebinde.

Reis filminin yapımcısı FETÖ üyeliğinden gözaltına alındı

Erdoğan’ın hayatını konu alan ‘Reis’ filminin yapımcısı Ali Avcı 15 Temmuz gecesini anlatan ‘Uyanış’ filminin skandal fragmanı ile tepki çekmişti. Avcı, FETÖ üyeliği iddiasıyla gözaltına alındı

Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hayatını konu alan ‘Reis’ filminin yapımcısı, 15 Temmuz gecesini anlatan ‘Uyanış’ filminin ise yönetmeni olan Ali Avcı, FETÖ üyeliğinden gözaltına alındı.Avcı, 15 Temmuz’a anlatan Utanış filmi ile ilgili skandal bir fragman yayınlamış ve tepkilere neden olmuştu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada hakkında gözaltı kararı çıkarılan Ali Avcı, Bağcılar’daki evinde gözaltına alındı. Polis tarafından evde yapılan arama sırasında kaçan bir kişi ise kovalamaca sonucu yakalandı. Yakalanan kişinin kendini Hasan Aslan olarak tanıttığı ancak yapılan kimlik kontrolünde bu kişinin FETÖ’nün Yıldız Teknik Üniversitesi soruşturmasında firari olan ve hakkında yakalama kararı bulunan Fetullah Karabiber olduğu tespit edildi. Karabiber’in ‘Bylock’ kullanıcısı olduğu belirtildi.
http://www.kocaelicumhuriyet.com/2017/07/13/reisin-filmini-yapanda-fetocu-olursa-gerisini-siz-dusunun.html

Katar, Suudi Arabistan ve BAE'nin IŞİD ve El Kaide'ye desteğini gösteren belgeler yayımladı




Katar, Suudi Arabistan ve BAE'nin IŞİD ve El Kaide'ye desteğini gösteren belgeler yayımladı
Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin El Kaide ve IŞİD'e desteğini gösteren belgeler yayımladı.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Yemen'de El Kaide ve IŞİD'i desteklediğini gösteren belgeler Katar tarafından yayımlandı.
Al Mayadeen tarafından yapılan habere göre konuyla ilgili belgeler Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdulrahman El-Thani tarafından verildi.
Belgeler Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve BAE veliahtı Muhammed bin Zayid'in Yemen'de kimi El Kaide ve IŞİD yöneticilerine desteğini gösteriyor.
Belgelerde Suudi istihbaratının kimi örgütleri doğrudan finanse ettiğine işaret ederken, belgelerde iki üst düzey El Kaide liderinin faaliyetlerine dair ayrıntılar da yer alıyor.
http://haber.sol.org.tr

Erdoğan'yine kendi seviyesinde: "Ulan terbiyesizler..."




Erdoğan'yine kendi seviyesinde: "Ulan terbiyesizler..."

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıl dönümü dolayısıyla Ak Saray’da gerçekleştirilen anma töreninde konuşuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe girişimi sırasında o zamanki adıyla Boğaziçi Köprüsü’nde bulunan Safiye Bayat ile ilgili olarak “Orada kaç tane asker vardı. Ellerinde silahlar var. Ya onlardan yoğurt olmaz be. Ulan terbiyesizler, karşınızda tek başına bir bayan var. Elinde silahı mı var? Hiçbir şey yok” dedi.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:
“Şehitlerimizin kıymetli yakınları, değerli gazilerimiz, değerli kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler, sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle, saygıyla selamlıyorum.
“Sözlerimin hemen başında 15 Temmuz gecesi şehit olan kardeşlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Şehitlerimizin emati yakınlarına ve tüm milletimize başsağlığı dileklerimi tekraren ifade ediyorum. Gazilerimize sağlıklı ve huzurlu bir hayat diliyorum. Tedavileri süren gazilerimize Rabbimden acil şifalar niyaz ediyorum.
“15 Temmuz'da sokakları, meydanları doldurarak bayrakları, özgürlükleri, gelecekleri için darbecilere meydan okuyan vatandaşlarıma ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Tankların, zırhlı araçların önüne dikilen her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum.
“ONLAR, ASKER ELBİSESİ GİYMİŞ VATAN HAİNİYDİLER”
“Çünkü onlar asker elbisesi giymiş vatan hainiydiler. Onlara bu ülkenin sahipsiz olmadığını gösteren her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum. Ölüm saçan helikopterlere, bomba yağdıran uçaklara göğüs geren kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.

“Çukurca'da yine kahraman askerlerimiz 8 tane teröristi öldürdüler. Onlara da özellikle şükranlarımı ifade ediyorum. Çünkü bizim askerimiz, pilotumuz bunun için vardı. Buydu aslolan. İşte son haftalarda, son aylarda gerek silahlı kuvvetlerimizin, gerek jandarma ve polisimizin, korucularımızın hamdolsun bu teröristlere dağları, dereleri nasıl dar ettiğini görüyoruz.

“Ak sakallarıyla, başörtüleriyle, seccadelerin üzerinde dua ederek destek veren tüm vatandaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. 16 Temmuz'dan itibaren 29 gün boyunca sabahlara kadar demokrasi nöbeti tutan tüm vatandaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Biliyorum ki eşlerini, çocuklarını, tüm ailelerini bırakarak mücadeleye koşan erkeklere, kadınlara, gençlere ne desem eksik kalır. Rabbime beni böyle bir milletin evladı olarak yarattığı için ne kadar hamdetsem azdır. Allah'ıma bana böyle bir millete hizmet etmeyi nasip ettiği için ne kadar hamdetsem azdır. Mevlama o gece bu kulunu böyle bir milletle birlikte mücadele etme şansı kıldığı için ne kadar hamdetsem azdır.
“Kardeşlerim şu anda burada kelimelerin kifayetsiz kaldığı, düşüncelerin ve duyguların ancak kalplerden kalplere giden o gizli yolla ifade edilebildiği bir andayız. Burası milletin evi, sizin eviniz. Birilerinin gelmeye ayaklarının varamadığı yer değil burası, burası sizin eviniz. Hamdolsun bizim milletimizle gönül bağımız hiç kopmadı. Milletimiz ne hissettiyse onu hissettik. Milletimiz neyi öfkeleniyorsa, ona öfkelendik. Neyi özlüyorsa onu özledik. 40 yıldır hiç sapmadığımız bu yolda milletimizi hep yanımızda bulduk. Bu yüzden milletimize hakim olmaya değil hadim olmaya geldik.
“BİZİ KÜÇÜMSEYEREK MİLLETTEN UZAK TUTMAYA ÇALIŞTILAR”

“Önce bizi küçümseyerek milletten uzak tutmaya çalıştılar. Yapamayınca cezaevine attılar. Yine olmayınca siyaset yoluyla engellemeye çalıştılar. Bunu yapamayınca milletin verdiği yetkiyi sinsice almaya çalıştılar. Sonunda işi 15 Temmuz'da canımızı almaya kalktılar. Bu fakiri teslim alınca 80 milyonluk ülkeyi temsil alacaklarını sandılar.
“Halbuki ne diyor Yunus… “Ölürse ten ölür, can fani değil.” Haktan nasip almayanlar, güç kullanarak, kan dökerek ülkeyi teslim alma hevesine kapıldılar. FETÖ'nün sızmış mensuplarının döktüğü kanı, ruhlarını ve bedenlerini sattıkları şarlatanla birlikte yuvarlandıkları ihanet çukurunun eseridir. Her şeyi hesap etmişler, sadece Allah'ın hesabının her hesabının üzerinde olduğunu düşünememişler. Türk milletinin dünyada tanka karşı yumrukla, bombaya karşı tekbirle karşı koyacak tek millet olduklarını düşünemedikleri için sokağa adım attıkları an planları bozuldu. 15 Temmuz gecesine dair öyle hikayeler, kareler var ki inanın, üzerimizdeki yükün ağırlaştıkça ağırlaştığını hissediyoruz.
“YA GAZİ OL, YA ŞEHİT”
57. Alay'a oğlunu asker olarak gönderen bir baba, “Git evladım, ben yıllarca oğulsuz kalayım. Şu bağrıma kara taşlar basayım. Hadi yavrum, hadi git. Ya gazi ol, ya şehit.
“ULAN TERBİYESİZLER…”
Onlar Allah yolunda öldüler. Onlara ölüler demeyin, onların makamı zaten belli. Böyle yüce bir makam var mı? Az önce Ömer Halisdemir'in eşi “Rabbim bizlere de bu şerefi nasip edecek mi?” diye ağlıyordu. Mesele bu, Rabbim bizlere inşallah aynı yolda şahadeti nasip etsin. Biz Allah yolunda, dinimiz için, vatanımız için, milletimiz için her an ölmeye hazırız. Kefenimizi giydik ve yola böyle çıktık. 15 Temmuz gecesi evladını, eşini, çocuğunu darbecilerin üzerine gönderenler de aynı duygular içindeydi. Safiye kardeşimi de dinlediniz, değil mi? Orada kaç tane asker vardı. Ellerinde silahlar var. Ya onlardan yoğurt olmaz be. Ulan terbiyesizler, karşınızda tek başına bir bayan var. Elinde silahı mı var? Hiçbir şey yok. Ve o haliyle geliyor, siz onu ölümle tehdit ediyorsunuz. Ne oldu? Yürek meselesi bu yürek, kürek değil.

Kaynak: Erdoğan'dan sert tepki: "Ulan terbiyesizler..."

Hürriyet yazarı Mehmet Yılmaz, kandırılanların sıralı listesini yayımladı



Hürriyet yazarı Mehmet Yılmaz, kandırılanların sıralı listesini yayımladı
Hürriyet Gazetesi yazarı Mehmet Yılmaz, 15 Temmuz öncesinde FETÖ'nün kandırdığı siyasetçileri itiraf dolu sözleriyle hatırlattı.

Mehmet Yılmaz'ın yazısının ilgili bölümü şöyle:

Bakın, Fetullahçı çete kimleri kimleri kandırmayı başarabilmiş:

Bülent Arınç: “Milyonlarca insan, şu anda gözyaşı dökerek bizi izliyor. Bunların arasında biri var ki, gurbette, tek başına, hüzünle bizi seyrediyor. Televizyonun başında bizi izleyen o güzel insana teşekkür borcumuz var.”
Binali Yıldırım: “Türkçe sevgi dilidir, barış dilidir. Yunus’un dilidir. ‘Aç herkese sineni aç, onun gibi ilâç’ diyen Fethullah Gülen Hocaefendi’nin dilidir.”
Ahmet Davutoğlu: “Cemaat’in hedefleriyle, Türkiye’nin hedefleri tamamen örtüşüyor.”
Hüseyin Çelik: “Cemaat devleti ele geçirmiş, devlete sızmış filan, bunlar kargaları güldürür.”
Bekir Bozdağ: “Bu yolu açan, bu ateşi yakan, bu fikri veren muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’ye gönül dolusu saygılar gönderiyorum. Kendisine çete diye hitap edilmesi büyük haksızlıktır; vicdansızlıktır.” (Bu vicdansız ben oluyorum.)
Süleyman Soylu: “Aynen 28 Şubat gibi, aynı 12 Eylül öncesi gibi senaryodur. Derin devlet harekete geçti. Cemaati döverek, cemaate saldırarak, Türkiye’nin değişim yönünü etkilemeye çalışıyorlar.”
Faruk Çelik: “İnsan merkezli bir hizmeti esas alan insanlara, ‘Hizmetinizi durdurun’ denir mi? Aksine teşvik edilir, desteklenir, elden ne geliyorsa o katkı sağlanır. Bu gerçeği görmemek ferasetsizliktir.”
Recep Akdağ: “Hayatı insanlığa hizmetle geçmiş bu büyük zat için suçlamalarda bulunmak, son derece çirkindir; kara lekedir. Fethullah Gülen Hocaefendi, hayatının her döneminde tertemiz kalmış bir kişidir. Kendisine şükran borçluyuz.”
Hüseyin Kocabıyık: “Fethullah Gülen Hocaefendi son 1000 yılın en büyük Türk büyüklerinden birisidir. Evrensel Türk Rönesans’ını başlatan Türk mucizesidir. Shakespeare gibi evrenseldir. Ona düşmanlık edenlerin utanması gerekir.”
Melih Gökçek: “Terbiyeni takın, Fethullah Gülen’e “Feto” diyemezsin. Özür dile.”
RecepTayyip Erdoğan: “MHP’nin, Fethullah Hocaefendi’ye saldırısı, bana göre ihanet derecesindedir. Hiç ahlâki değil; çok çirkin. Yani Hocaefendi işi gücü bırakmış da MHP ile mi uğraşıyor? Bir defa, onun bulunduğu makam böyle bir şeye müsaade etmez. Çok çok çirkin. Çok ayıp. Ben bunu ihanet derecesinde kınıyorum.”



Büyüklerin savaşında acıyı çocuklar çekiyor 1660 Suriyeli çocuk kayıp


Büyüklerin savaşında acıyı çocuklar çekiyor 
1660 Suriyeli çocuk kayıp
Türkiye’deki bin 660 Suriyeli çocuğun kayıp olduğu bin 190 çocuk hakkında da kayıp ihbarı bulunduğu belirtildi. Göç İdaresi, Türkiye’ye giriş yapıp refakatsiz kalan çocuk sayısını ise ‘gizlilik’ gerekçesiyle açıklamadı
Resmi rakamlar, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılarla ilgili sarsıcı bir gerçeği ortaya koydu. Asayiş Daire Başkanlığı verilerine göre, geçici koruma altında bulunan bin 660 Suriyeli çocuk kayıp. Diğer ülkelerden Türkiye’ye gelen mülteci ve sığınmacı kayıp çocukların sayısı ise bilinmiyor. CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel, sığınmacı ve mülteci çocuklarla ilgili resmi verileri elde etmek üzere Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)’ne başvuruda bulundu.
Göç İdaresi ‘gizli’ diyerek sayı vermedi
Adıgüzel’in, sorumlu bir yetişkinin refakati olmaksızın Türkiye’ye gelen ve giriş yaptıktan sonra refakatsiz kalan çocuk sayısıyla ilgili sorusuna Göç İdaresi Başkanlığı verilerin “gizli” olduğu gerekçesiyle yanıt vermedi.
Göç İdaresi’nin yanıtında, ilgili yasalara atıfta bulunularak “Uluslararası koruma talep eden çocukların, kayıt işlemlerinin ardından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesindeki uygun konaklama yerlerinde barındırıldığı” belirtilerek Suriyeli çocuklar için de aynı prosedürün uygulandığı kaydedildi. Kayıt işlemleri sonrası çocukların barınmayı sağlayan kuruluş yetkililerine teslim edildiği belirtildi.
1190 çocuk hakkında kayıp ihbarı
BİMER’in yazısında Adıgüzel’in sorularına Asayiş Daire Başkanlığı’nın verdiği yanıt da yer aldı. Buna göre Mayıs 2017 itibariyle Suriye uyruklu kayıp çocuk sayısı bin 660 olarak açıklandı. Ancak geçici koruma altında bulunan Suriye uyruklu çocuklar dışında, diğer ülkelerden gelen mülteci ve sığınmacı kayıp çocuklara ilişkin soru yanıtsız bırakıldı. Yazıda son beş yıl içerisinde resmi makamlara ulaşmış, haklarında kayıp ihbarı bulunan Suriye ve diğer uyruklu çocuklardan bin 190’ının bulunduğu da belirtildi.
‘Fuhuşa ve çocuk işçiliğe zorlanıyorlar’
Türkiye’de geçici koruma altında bulunan Suriyeli veya diğer uyruklu mülteci ve sığınmacı refakatsiz çocuklara ilişkin büyük belirsizlik yaşandığını aktaran Onursal Adıgüzel, “Kayıt altında bulunan refakatsiz kaç çocuk var? Kurumlarda barındırılan çocuk sayısı kaç? Kayıt altında olmayan Türkiye’ye kaçak yollardan girmiş veya zorla getirilmiş çocuklara ilişkin nasıl çalışmalar yürütülüyor? Özellikle, refakatsiz çocukların fuhşa ve çocuk işçiliğine zorlandığı, insan kaçakçıları ve organ mafyası tarafından istismar edilmeye daha açık olduğu düşünüldüğünde, refakatsiz çocuklara ilişkin bu soruların yanıtlanması, gerekli çözüm yollarının üretilmesi daha elzem bir hal alıyor” diye konuştu.
‘En ağır bedeli çocuklar ödüyor’
“Büyüklerin savaşında en ağır bedeli çocuklar ödüyor” diyen Adıgüzel, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye bugün geçici koruma altında bulunan Suriyeliler ile birlikte diğer ülkelerden gelen sığınmacı ve mülteciler ile birlikte 3.5 milyondan fazla bir nüfusuna ev sahipliği yapıyor. Bu nüfusun büyük çoğunluğunu ise çocuklar oluşturuyor. Refakatsiz çocuklar da dahil olmak üzere, bütün çocukların yüksek menfaatinin gözetilmesi, fiziksel ve ruhsal gelişimlerinin önüne geçecek engelleri ortadan kaldıracak çözüm yolları üretilmesi gerekiyor. Bunun aksinin yaratacağı sorunların faturasını gelecekte toplum olarak hepimiz öderiz. Bunun en öncelikli adımı ise, coğrafi çekincenin kaldırılarak, Avrupa Konseyi üyesi olmayan ülkelerden Türkiye’ye sığınan nüfusa mülteci statüsünün verilmesidir.”
 SEBAHAT KARAKOYUN sebahatkarakoyun@birgun.net @ssenyaprak

Erdoğan tehdit etti, yandaşlar ortak manşet attı


Erdoğan tehdit etti, yandaşlar ortak manşet attı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Adalet Mitingi'ne ilişkin yaptığı açıklamada CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu tehdit etmesi yandaş medyanın ortak manşeti oldu.
"Sokaksa sokak diyen, tehdit eden bu kişi asıl kendisinin sokağa çıkamaz hale geleceğini iyi bilmelidir. Açık konuşuyorum sokağa çıkamaz hale sen gelirsin" diyen Erdoğan'ın bu sözleri yandaşlar tarafından ortak manşet yapıldı.

Birleşmiş Milletler, Yemen'e kolera bulaştıran Suudi Arabistan'a teşekkür etti





Birleşmiş Milletler, Yemen'e kolera bulaştıran Suudi Arabistan'a teşekkür etti
Birleşmiş Milletler'in Yemen temsilcisi, Yemen'e gerçekleştirdiği askeri müdahaleyle kolera salgını başlatan Suudi Arabistan'ı "kolerayla mücadelesi" sebebiyle övdü.
2 yıldan uzun süredir Yemen'e askeri müdahale gerçekleştiren ve sivil altyapıyı yok ederek ülkede kolera salgını başlatan Suudi Arabistan'a dair Birleşmiş Milletler'den ilginç bir açıklama geldi.
Al Arabiya'nın haberine göre Birleşmiş Milletler'in Yemen temsilcisi, "kolerayla mücadelede Suudi desteğini takdir ediyoruz" diye konuştu.
Yemen'de tıbbi personel eksikliği olduğunu söyleyen temsilci, durumun giderek kötüleşmekte olduğunu itiraf etti.
Suudi Arabistan'ın Yemen'de 10 binin üzerinde sivili öldürdüğü, hastaneleri bombaladığı biliniyor.
Suudi saldırıları sebebiyle sivillerin gıdaya ve temiz suya erişimi neredeyse imkansız hale gelirken, ülkede bu sebeple salgınlar ve kıtlık yaşanıyor.
Birleşmiş Milletler'in askeri saldırıları süren Suudi Arabistan'ı neden övdüğüyse bilinmiyor.

ABD 15 Temmuz afişlerine izin vermedi

Résultat de recherche d'images pour "15 Temmuz afişleri"

ABD 15 Temmuz afişlerine izin vermedi
Washington Bölgesi Metro İşletmeleri, tramvay ve metro duraklarındaki panolarda 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili bilgilendirme ilanlarının asılmasına izin vermedi...
Washington Bölgesi Metro İşletmeleri, tramvay ve metro duraklarındaki panolarda 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili bilgilendirme ilanlarının asılmasına izin vermedi.
MÜSİAD ABD Şubesince, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimini konu alan ilanlar hakkında yazılı bir açıklama yapıldı.
Şube Başkanı Mustafa Tuncer imzasıyla yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Amerika'da darbe girişimine ilk tepki veren kurumların başında olan ve darbe teşebbüsünün ilk saatlerinden itibaren milli iradenin yanında yer aldığını beyan eden MÜSİAD ABD, bilgilendirme ilanları yayınlama konusunda bazı aracı reklam kuruluşları ile anlaşma sağladı. MÜSİAD ABD, tüm panolar için hazırlamış olduğu içerikleri takdim ettiği sırada metro istasyonları işletmelerinden olumsuz yanıt aldık. Anlaşma olmasına rağmen kendilerince 'politik' olduğunu düşündükleri için iznimizi tek taraflı iptal ettiler."
"BU AMBARGO ASLA KABUL EDİLEMEZ"
Açıklamada, "demokrasi ve özgürlüğün beşiği ABD'de uygulanan bu ambargonun asla kabul edilemeyeceği" vurgulandı.
 http://odatv.com/abd-o-afislere-izin-vermedi--1307171200.html

'AKP'de her vekilin Fethullah'la bağlantısı var'





'AKP'de her vekilin Fethullah'la bağlantısı var'
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, iktidar partisi AKP’nin partisine FETÖ/PKK ile işbirliği yaptığı iddialarına, “Ak Parti’de her vekilin Fetullah’la bağlantısı var. Çoğu Pensilvanya’ya gitmiş. En masum olanı İnsan Hakları Derneği’nin açılışını yapmış. En masumları o derneğe bağış toplayarak konuşma yapmış” dedi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, iktidar partisi AKP’nin partisine FETÖ/PKK ile işbirliği yaptığı iddialarına, “Ak Parti’de her vekilin Fetullah’la bağlantısı var. Çoğu Pensilvanya’ya gitmiş. En masum olanı İnsan Hakları Derneği’nin açılışını yapmış. En masumları o derneğe bağış toplayarak konuşma yapmış” şeklinde cevap verdi.
“En masumu Fetullah’ı ziyaret etti”
15 Temmuz Başarısız Darbe Girişimi’nin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 100 bini aşkın kamu personelinin ihraç edilmesi, TSK’da yaşanan ihraçlar nedeniyle kamuoyunun merak ettiği siyasette FETÖ iddialarına ilişkin soruya Gaytancıoğlu, “Ak Parti’de her vekilin Fetullah’la bağlantısı var. Çoğu Pennsylvania’ya gitmiş. En masum olanı İnsan Hakları Derneği’nin açılışını yapmış. En masumları o derneğe bağış toplayarak konuşma yapmış. Bunu yapanlar da FETÖ iddiasıyla bize yüklenenler. Ak Parti Antalya Milletvekili (Vekilimiz Şafak Pavey’in kolunu çıkardı) Gökçe Özdağ mesela Kimse Yok Mu Derneği üyesi” şeklinde cevap verdi.
‘Kırkpınar’a daha fazla ödenek ayırmalı’
Olimpiyatlardan sonra en eski spor organizasyonu olan Kırkpınar’a devletin daha fazla ödenek ayırması gerektiğini söyleyen Gaytancıoğlu, “Kırkpınar’ın 656’ncı yılı kutlanıyor. Edirne için çok önemli. Olimpiyatlardan sonra 2’nci spor organizasyonu. Kırkpınar Edirne’nin tanıtımına da çok önemli katkısı var; turist sayısı, günübirlik ziyaretçiler gibi.
‘Kılıçdaroğlu 16-17 Temmuz’da Edirne’de’
Kırkpınar ‘Festival’ havasında kutlanabilir. Belediyemiz de bu konuda çok çalışıyor. Diğer ilçeler de kutlamalar var. Bunu Türkiye geneline yaymak gerek. Kırkpınar Edirne’nin tanıtımının yanı sıra Türkiye’nin birlik ve beraberliğine de önemli katkısı var. Türkiye’yi yönetenlerin Kırkpınar’a daha fazla ödenek ayırması gerekiyor. Bu işin bir siyasetinin olmaması gerekiyor. Kırkpınar artık Türkiye’ye mal olmuş bir şey. Zaten Genel Başkanımız da çok önem veriyor. Kendisi 15 Temmuz anma etkinliklerinin ardından 16-17 Temmuz’da tarihinde başka bir şey olmazsa Edirne’ye gelecek” dedi.
‘İktidarın bu rakamı küçümsemesi yanlış’ Geçtiğimiz Pazar günü İstanbul Maltepe’de gerçekleşen büyük ‘adalet mitinginde’ İstanbul Valiliği’nin 175 bin kişinin geldiğine dair açıklamasına tepki gösteren Gaytancıoğlu, “Bu tür rakam çarpıtmalarıyla iktidarın bizim mitingi küçümsemesini yanlış buluyorum. Türkiye’de korku toplumu yaratılmasına rağmen mitinge 2 milyon kişinin geldiğini kendi gözlerimle gördüm. Genel Başkanımız miting alanına gelirken yüz binler alana ulaşmaya çalışıyordu. İktidarın bu rakamı küçümsemesi yanlış. Bizim vekilin yaptığı hesaplamalara göre: 600 bin metrekareye 2 milyon 400 bin kişi katılım gösterdi. (Metrekare başına 4 kişi düşüyor) Buna miting alanına giremeyen insanları da eklersek bu rakamlar daha da yükseğe çıkar. Maltepe’nin en ücra köşesi bile doluydu. Mitingden sonra insanlar evlerine en erken gece 3’te ulaştı. Mitinge gelenler arabalarını 8 km ileriye park etti. İktidar bizi hemen her fırsatta FETÖ, PKK vs. terör örgütleriyle iş yapıyor diye göstermeye çalışıyor. Acaba Dolmabahçe Görüşmesini kim yaptı? Oslo Görüşmesini kim yaptı? Fetullah Terör Örgütleriyle yıllarca konuşup devlet kadrolarını kim tahsis etti?” şeklinde iktidar partisine cevap verdi.(Edirne Star Gazetesi – Musa Çelik)

Gülen ABD’ye mesaj yolladı: İademi uygun görürlerse Türkiye’ye dönerim Erdoğan Demokatik araçlarla devrilmelidir



 
Gülen ABD’ye mesaj yolladı: İademi uygun görürlerse Türkiye’ye dönerim
Erdoğan Demokatik araçlarla devrilmelidir
‘FETÖ’ lideri Fethullah Gülen, darbe girişimini asla desteklemediğini savunarak, Türkiye’ye ABD’nin uygun görmesi halinde döneceğini söyledi.
Darbe girişiminin birinci yıl dönümü yaklaşırken Reuters haber ajansına konuşan Gülen, ABD’den ayrılma planları olmadığını ve Washington’ın Ankara’nın iade talebini kabul etmesi halinde ülkeyi terk edeceğini söyledi.
Türkiye, darbe girişiminden bu yana Gülen’in iade edilmesi için ABD’yle temasları sürdürüyor. Her ne kadar Gülen’le ilgili dosyaların ABD’ye gönderildiği söylense de konuyla ilgili henüz bir adım atılmış değil.
Öte yandan Gülen hakkında Türkiye’de çok sayıda kesinleşmiş hapis, yakalama ve tutuklama kararı bulunuyor.
‘İadeden kaçmıyorum’
İadeden kaçmak amacıyla Kanada’ya kaçma hazırlığında olduğu iddialarını reddeden Gülen, “Bu söylentiler bütünüyle yanlış. Eğer ABD iade edilmemi uygun görürse Türkiye’ye dönerim” diye konuştu.
Washington’daki Türk Büyükelçiliği, darbe girişiminin arkasındaki isim olduğu belirtilen Gülen’in bu sözleriyle ilgili yorum yapmayı reddederken, Beyaz Saray ve Ankara da açıklama taleplerini yanıtsız bıraktı.
‘Trump iademe izin vermez diye umuyorum’
Gülen, ABD Başkanı Donald Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn’in istifa etmesinin ardından kendisinin iade edilmesine izin vermeyeceğini umduğunu dile getirerek, Flynn’e acıdığını ancak istifasının işine geldiğini ifade etti.
Türkiye adına lobi faliyeti yürüttüğü ortaya çıkan Flynn’in, Gülen’in iadesi için de çalışma yaptığı biliniyordu.
‘Erdoğan, ABD veya AB’den bir ses duysa fikri değişir’
Erdoğan’ın iktidarı kendi elinde topladığını ve medya kuruluşlarını ele geçirdiğini söyleyen Gülen, ‘diktatör’ ifadesini kullandı.
Trump yönetimi ve Avrupa ülkelerinden Türkiye’de siyaset özgürlüğünün yeniden tesis edilmesi için cesaretlendirici olmasını da isteyen Gülen, “Eğer Erdoğan ABD veya Avrupa Birliği’nden güçlü bir ses, mesela ‘Yaptığın şey yanlış, yargı sistemin çalışmıyor’ gibi bir şey duyarsa, o zaman belki fikri değişir” diye konuştu.
‘Erdoğan, demokratik araçlarla devrilmeli’
Türkiye’deki muhalefeti öven Gülen, Erdoğan’ı devirme çabasının barışçıl protestolarla ve seçimlerle olması gerektiğini, demokratik olmayan araçlarla gerçekleştirilmemesi gerektiğini söyledi.
Darbe girişimine ilişkin tüm davalarda bir numaralı şüpheli olarak yer alan Gülen, bunu reddederek “Darbe veya kalkışmayı asla desteklemedim” dedi.
 http://www.diken.com.tr/gulen-abdye-mesaj-yolladi-iademi-uygun-gorurlerse-turkiyeye-donerim/

Bir tweet ya da Facebook mesajından polis evinize gelirse ne yapacaksınız? İşte yapmanız gerekenler…



Bir tweet ya da Facebook mesajından polis evinize gelirse ne yapacaksınız? İşte yapmanız gerekenler… 
Mutlaka imaj alınmasını isteyin ve Bilgisayarlarınızı ya da cep telefonlarınızı emniyete götüremeyeceklerini anlatmaya çalışın.
1. Bilgisayar araması nedir, nerede yapılır?
Bilgisayar araması suç işlendiği iddiası ile karşı karşıya olan kişinin bilgisayarlarında, cep telefonunda ya da tablet bilgisayarlarında yapılan aramadır. Yasal dayanağı CMK 134. Maddedir. Bilgisayar araması kural olarak şüphelinin egemenlik alanında yapılır. Ve bulgular bir tutanak ile saptanır.
BASİT ARAMA
Basit arama sırasında herhangi bir imaj alınmasına gerek yoktur. Tıpkı ev araması yapılır gibi şüpheli bilgisayar açılır, şifresi kullanıcı şüpheliden istenir ve bilgisayar içindeki dosyalarda arama motoru ile arama başlatılır. Aranan tweet ya da ileti bulunduğu taktirde bir tutanak tutularak belgenin bir çıktısı tutanağa eklenerek arama tamamlanır.
Genellikle bu aramayı polisler hiçbir zaman tercih etmemektedirler. Onlar genellikle aramayı emniyet müdürlüğünde yapmak istemektedirler. Bunun için de Savcılar tarafından nedense yanlış yönlendirilmektedirler. Aramayı CMK 116. Maddeye göre Bilgisayar içindeki aramayı ise 134. Maddeye göre yaptıklarını savunurlar. Oysa bilgisayar ve bilgisayar kütüklerinde arama CMK 134. Maddede düzenlenmiştir.
İMAJ ALARAK ARAMA
Eğer bilgisayarın şifresi şüpheli tarafından verilmiyorsa ve de şifrenin çözülmesi sürecinin imaj almadan çok fazla uzayacağı anlaşılırsa bu kez imaj alma aşamasına geçilir ve birlikte getirdikleri harddiske dijital verilerin imajlarının alınmasına başlanır. (CMK 134/1 ve CMK 134/5) İmaj alma sonunda harddiskin bir Hash değeri tespit edilir. Hash değer bir harddiskin parmak izi gibidir. Sonuçta şöyle bir parmak izi yığınına ulaşılır.

“1288519D5035BCYC24CBFA23A33038CCF5597229”


Bu hash değer daha sonra emniyet müdürlüğünde yapılan inceleme sonucunda incelemeyi yapan teknik ekipler tarafından bir kez daha alınır. Eğer iki iz birbirini doğruluyorsa dosyalarda değişiklik yapılmadığı ve herhangi bir belge ya da harf eklenmediği sonucuna ulaşılmış olur. Yani böylece dijital verinin delil sağlığı ve delil bütünlüğünün korunup korunmadığı ortaya çıkmış olur. Hash değerler tutmuyorsa o dijital veri sanık aleyhine kanıt olarak kullanılamaz. Hash değerlerin tutması şu biçimde ifade edilir.

Görüldüğü gibi Elde dilen MD5 değerleri ile Doğrulanan MD5 değerlerinin birbirini tutmaları o dijital belgeye şekli olarak kanıt değeri kazandırır. Şekli olarak diyorum tek başına yetmez. Çünkü trojan ve virüslerle de delil taşınmış olabilir.
BİLGİSAYAR KASASINI SÖKÜP GÖTÜRÜLMESİ
Uygulamada ne yazık ki polisler nasıl olsa bunun emniyette imajı alınabilir diyerek hoyratça bilgisayarları alıp götürmektedirler. Bu durum polisin ulaşmak istediği delili kendi eliyle yok etmesi demektir. Gerçi olağanüstü dönemlerde yüksek mahkemeler bile bu temel eksikliği görmezden gelir delil olmayan şeye delil işlemi yaparlar.
Temel olan bilgisayarın imajının alınmasıdır. Bilgisayarın yerinden götürülmesi ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi şifrenin çözülmesinin mümkün olmadığı aşamalarda gerçekleştirilebilir. (CMK 134/2)
2. NELER BİLGİSAYAR VE KÜTÜĞÜ SAYILIR?
Her türlü akıllı ve akılsız cep telefonları, Bilgsayarlar, dijital veri yüklü CD, DVD ve Flash bellekler Bilgisayar kütüğü sayılır.
3. TWITTER VE FACEBOOK ARAMASI NEDİR?
Twitter’dan gönderilmiş tweetlerin ya da Facebook paylaşımlarının hakaret, tehdit içermesi ile ilgili olarak Emniyet müdürlükleri bünyesinde Sanal Devriye Büro Amirliği adında bir büro kurulmuştur. Bu büro bütün Twitter ve Facebook’u ve diğer sosyal medyayı tarayarak suç unsuru bulduğu taktirde soruşturma başlatmaktadır.

Ancak bu sosyal medyalar özellikle Twitter kendisinden istenilen kullanıcı bilgilerini ve kullanıcıların IP numaralarını isteyen ülkelere vermemektedir. Bu nedenle bir kaç kez böylesine ret barajına takılan polis bu günlerde yeni bir yöntem ile kanıt bulma yöntemine yönelmiş bulunmakta.


Bu hususun aslında sosyal medyada bir sansür uygulaması olarak kabul edilmesi de mümkün. Çünkü bu aslında birileri hakkında soruşturma olduğu kadar birilerine de gözdağı oluşturmaktadır.

Suç konusu oluşturduğu iddia edilen tweetin kimin tarafından attığı, ya da şüpheli olan kişinin bu tweeti attığı bilgisayarında arama yapılması ile ortaya çıkarılmak istenmektedir. Bu nedenle çıkarılan arama kararı ile polis ev aramasına gelmektedir.

Çok defa bu aramalar suç unsuru taşımayan tweetler için de çıkarılmaktadır. Bizim eleştiri konumuz budur. Örneğin Sedef Kabaş’ın attığı twette suç unsuru bulunduğu savı çok tartışma götürür. Bu tweet ile ilgili arama kararı çıkarılmasını yadırgamamak mümkün değil.
4 . TWITTER ARAMASI SIRASINDA NE YAPMAK, NASIL DAVRANMAK GEREKİR
Öncelikle bir avukata başvurmanızı ve arama sırasında yanınızda bulunmasınısalık veririm.

Avukatınız gelinceye değin bekletme olanağınız yok ise (çoğu kez polis beklememekte ve derhal aramayı başlatmak istemektedir) ilk yapacağınız şey arama kararının bir örneğini istemenizdir. Arama kararını dikkatle inceleyin ve oradaki CMK maddelerini öne sürerek bilgisayarınızda basit arama yapılmasını talep edin? Bu mümkün olmadığı takdirde mutlaka imaj alınmasını isteyin ve Bilgisayarlarınızı ya da cep telefonlarınızı emniyete götüremeyeceklerini anlatmaya çalışın.
5. BU ARAMALARDA BİLGİSAYARDAN ARANAN NEDİR?
Twitter araması için hedef şüpheli egemenliğinde bulunan bilgisayarlarda böyle bir Tweet’in yazılıp yazılmadığının tespitidir. Bunun için bilgisayarın log kayıtları incelenecektir. İnternet gezgini belgelerine ve tampon bellek dosyalarına bakılarak o hesaba giriş yapılmış olup olmadığı araştırılacaktır. Twitter aramaları ile ilgili olarak bilgisayarların log kayıtlarında iz bulunmadığı ancak akıllı telefonlarda bir miktar log kaydı tutulduğunu da hatırlatmakta yarar var.

Twitter’a giriş biçiminin e-posta adresi ile mi yoksa şifre ile mi olduğu da önem arz etmektedir. Çünkü en son Fevzi İşbaşaran olayında İşbaşaran’ın cep telefonunda o hesaba girildiğine ilişkin bir kayıt bulunamamıştı.

Önemli olan arama yapılan şüphelinin bilgisayarlarına sonradan veri yüklenmesinin önüne geçilmesidir. Bu sağlama da yukarıda anlattığımız yöntemlerle gerçekleşecektir.


Bu arada polis tarafından çeşitli yerlerde bazı şüphelilere baskı yapıldığı, korkutulduğu ve “bu hesabın size ait olduğunu söylemezseniz gelip evinizi basarız, ararız. O zaman kurtulamazsınız” dendiğini de biliyoruz. Böylece ikrar içeren tutanaklar düzenlenebiliyor. Böyle bir durumda kesinlikle bu tutanağa imza atılmamalıdır.
Celal Ülgen – Odatv.com
 

Bir tweet ya da Facebook mesajından polis evinize gelirse ne yapacaksınız? İşte yapmanız gerekenler…






Bir tweet ya da Facebook mesajından polis evinize gelirse ne yapacaksınız? İşte yapmanız gerekenler… 
Mutlaka imaj alınmasını isteyin ve Bilgisayarlarınızı ya da cep telefonlarınızı emniyete götüremeyeceklerini anlatmaya çalışın.
1. Bilgisayar araması nedir, nerede yapılır?
Bilgisayar araması suç işlendiği iddiası ile karşı karşıya olan kişinin bilgisayarlarında, cep telefonunda ya da tablet bilgisayarlarında yapılan aramadır. Yasal dayanağı CMK 134. Maddedir. Bilgisayar araması kural olarak şüphelinin egemenlik alanında yapılır. Ve bulgular bir tutanak ile saptanır.
BASİT ARAMA
Basit arama sırasında herhangi bir imaj alınmasına gerek yoktur. Tıpkı ev araması yapılır gibi şüpheli bilgisayar açılır, şifresi kullanıcı şüpheliden istenir ve bilgisayar içindeki dosyalarda arama motoru ile arama başlatılır. Aranan tweet ya da ileti bulunduğu taktirde bir tutanak tutularak belgenin bir çıktısı tutanağa eklenerek arama tamamlanır.
Genellikle bu aramayı polisler hiçbir zaman tercih etmemektedirler. Onlar genellikle aramayı emniyet müdürlüğünde yapmak istemektedirler. Bunun için de Savcılar tarafından nedense yanlış yönlendirilmektedirler. Aramayı CMK 116. Maddeye göre Bilgisayar içindeki aramayı ise 134. Maddeye göre yaptıklarını savunurlar. Oysa bilgisayar ve bilgisayar kütüklerinde arama CMK 134. Maddede düzenlenmiştir.
İMAJ ALARAK ARAMA
Eğer bilgisayarın şifresi şüpheli tarafından verilmiyorsa ve de şifrenin çözülmesi sürecinin imaj almadan çok fazla uzayacağı anlaşılırsa bu kez imaj alma aşamasına geçilir ve birlikte getirdikleri harddiske dijital verilerin imajlarının alınmasına başlanır. (CMK 134/1 ve CMK 134/5) İmaj alma sonunda harddiskin bir Hash değeri tespit edilir. Hash değer bir harddiskin parmak izi gibidir. Sonuçta şöyle bir parmak izi yığınına ulaşılır.

“1288519D5035BCYC24CBFA23A33038CCF5597229”


Bu hash değer daha sonra emniyet müdürlüğünde yapılan inceleme sonucunda incelemeyi yapan teknik ekipler tarafından bir kez daha alınır. Eğer iki iz birbirini doğruluyorsa dosyalarda değişiklik yapılmadığı ve herhangi bir belge ya da harf eklenmediği sonucuna ulaşılmış olur. Yani böylece dijital verinin delil sağlığı ve delil bütünlüğünün korunup korunmadığı ortaya çıkmış olur. Hash değerler tutmuyorsa o dijital veri sanık aleyhine kanıt olarak kullanılamaz. Hash değerlerin tutması şu biçimde ifade edilir.

Görüldüğü gibi Elde dilen MD5 değerleri ile Doğrulanan MD5 değerlerinin birbirini tutmaları o dijital belgeye şekli olarak kanıt değeri kazandırır. Şekli olarak diyorum tek başına yetmez. Çünkü trojan ve virüslerle de delil taşınmış olabilir.
BİLGİSAYAR KASASINI SÖKÜP GÖTÜRÜLMESİ
Uygulamada ne yazık ki polisler nasıl olsa bunun emniyette imajı alınabilir diyerek hoyratça bilgisayarları alıp götürmektedirler. Bu durum polisin ulaşmak istediği delili kendi eliyle yok etmesi demektir. Gerçi olağanüstü dönemlerde yüksek mahkemeler bile bu temel eksikliği görmezden gelir delil olmayan şeye delil işlemi yaparlar.
Temel olan bilgisayarın imajının alınmasıdır. Bilgisayarın yerinden götürülmesi ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi şifrenin çözülmesinin mümkün olmadığı aşamalarda gerçekleştirilebilir. (CMK 134/2)
2. NELER BİLGİSAYAR VE KÜTÜĞÜ SAYILIR?
Her türlü akıllı ve akılsız cep telefonları, Bilgsayarlar, dijital veri yüklü CD, DVD ve Flash bellekler Bilgisayar kütüğü sayılır.
3. TWITTER VE FACEBOOK ARAMASI NEDİR?
Twitter’dan gönderilmiş tweetlerin ya da Facebook paylaşımlarının hakaret, tehdit içermesi ile ilgili olarak Emniyet müdürlükleri bünyesinde Sanal Devriye Büro Amirliği adında bir büro kurulmuştur. Bu büro bütün Twitter ve Facebook’u ve diğer sosyal medyayı tarayarak suç unsuru bulduğu taktirde soruşturma başlatmaktadır.

Ancak bu sosyal medyalar özellikle Twitter kendisinden istenilen kullanıcı bilgilerini ve kullanıcıların IP numaralarını isteyen ülkelere vermemektedir. Bu nedenle bir kaç kez böylesine ret barajına takılan polis bu günlerde yeni bir yöntem ile kanıt bulma yöntemine yönelmiş bulunmakta.


Bu hususun aslında sosyal medyada bir sansür uygulaması olarak kabul edilmesi de mümkün. Çünkü bu aslında birileri hakkında soruşturma olduğu kadar birilerine de gözdağı oluşturmaktadır.

Suç konusu oluşturduğu iddia edilen tweetin kimin tarafından attığı, ya da şüpheli olan kişinin bu tweeti attığı bilgisayarında arama yapılması ile ortaya çıkarılmak istenmektedir. Bu nedenle çıkarılan arama kararı ile polis ev aramasına gelmektedir.

Çok defa bu aramalar suç unsuru taşımayan tweetler için de çıkarılmaktadır. Bizim eleştiri konumuz budur. Örneğin Sedef Kabaş’ın attığı twette suç unsuru bulunduğu savı çok tartışma götürür. Bu tweet ile ilgili arama kararı çıkarılmasını yadırgamamak mümkün değil.
4 . TWITTER ARAMASI SIRASINDA NE YAPMAK, NASIL DAVRANMAK GEREKİR
Öncelikle bir avukata başvurmanızı ve arama sırasında yanınızda bulunmasınısalık veririm.

Avukatınız gelinceye değin bekletme olanağınız yok ise (çoğu kez polis beklememekte ve derhal aramayı başlatmak istemektedir) ilk yapacağınız şey arama kararının bir örneğini istemenizdir. Arama kararını dikkatle inceleyin ve oradaki CMK maddelerini öne sürerek bilgisayarınızda basit arama yapılmasını talep edin? Bu mümkün olmadığı takdirde mutlaka imaj alınmasını isteyin ve Bilgisayarlarınızı ya da cep telefonlarınızı emniyete götüremeyeceklerini anlatmaya çalışın.
5. BU ARAMALARDA BİLGİSAYARDAN ARANAN NEDİR?
Twitter araması için hedef şüpheli egemenliğinde bulunan bilgisayarlarda böyle bir Tweet’in yazılıp yazılmadığının tespitidir. Bunun için bilgisayarın log kayıtları incelenecektir. İnternet gezgini belgelerine ve tampon bellek dosyalarına bakılarak o hesaba giriş yapılmış olup olmadığı araştırılacaktır. Twitter aramaları ile ilgili olarak bilgisayarların log kayıtlarında iz bulunmadığı ancak akıllı telefonlarda bir miktar log kaydı tutulduğunu da hatırlatmakta yarar var.

Twitter’a giriş biçiminin e-posta adresi ile mi yoksa şifre ile mi olduğu da önem arz etmektedir. Çünkü en son Fevzi İşbaşaran olayında İşbaşaran’ın cep telefonunda o hesaba girildiğine ilişkin bir kayıt bulunamamıştı.

Önemli olan arama yapılan şüphelinin bilgisayarlarına sonradan veri yüklenmesinin önüne geçilmesidir. Bu sağlama da yukarıda anlattığımız yöntemlerle gerçekleşecektir.


Bu arada polis tarafından çeşitli yerlerde bazı şüphelilere baskı yapıldığı, korkutulduğu ve “bu hesabın size ait olduğunu söylemezseniz gelip evinizi basarız, ararız. O zaman kurtulamazsınız” dendiğini de biliyoruz. Böylece ikrar içeren tutanaklar düzenlenebiliyor. Böyle bir durumda kesinlikle bu tutanağa imza atılmamalıdır.
Celal Ülgen – Odatv.com
 

Kadınlar bir türlü yapılmayan yolu protesto etti


Kadınlar bir türlü yapılmayan yolu protesto etti
Gaziantep’in İslahiye ilçesinde Yeşilyurt Mahallesi’nde yaşayan kadınlar, yapılmasını istedikleri cadde üzerine çöp konteyneri ve kaya koyup yolu kapatarak eylem yaptı.
Gaziantep’in İslahiye ilçesinde gerçekleşen olayda yaklaşık 15 kadın, belediyenin yapmaya söz verdiği Barbaros Caddesi’ni çöp konteyneri ve kayalarla trafiğe kapatarak tepkilerini gösterdi. Belediyenin söz vermesine rağmen yapmadığı yolu protesto eden kadınlar kayaların üzerine Türk bayrağı astı. Mahallenin sakinleri, yol bozuk olduğu için servislerin caddeye girmediğini, kışın çamurdan, yazın ise tozdan evde duramadıklarını söyledi. Yoldan geçmek isteyenlere engel olan ve bazı erkeklerin de destek verdiği kadınlardan Asude Demir, şöyle dedi:
"Yolumuz 35 yıldır yapılacak. Kışın çamurdan, yazın tozdan duramadığımız gibi pencerelerimizi açamıyoruz. Yetkililer sürekli 'Yapacağız' demelerine rağmen yapılmadığı için bizim de dayanacak gücümüz kalmadı. Fatma Şahin mahalle ziyaretinde yolumuzu yapacağına dair söz verdi ama yine yapılmadı. Yol bozuk olmasından dolayı dolmuşlar ve öğrenci servisleri caddeye girmediğinden hem bizler, hem de çocuklarımız okul zamanı perişan oluyor."
İhbarla olay yerine gelen jandarmaların da görüştüğü kadınlarla konuşan Mahalle Muhtarı Ekrem Aktan ve Belediye Meclis üyesi Osman Ercan, yolun yapılacağını söyleyip evlerine dönmelerini istedi. Kadınlar, bir süre sonra eyleme son verip evlerine döndü.
http://www.insanhaber.com/

IŞİD militanlarının ne kadar maaş aldığı ortaya çıktı



IŞİD militanlarının ne kadar maaş aldığı ortaya çıktı
Irak'ın Musul kentinde ele geçirilen bir belge, IŞİD militanlarının aylık kazançlarını ortaya çıkardı. Belgeye göre, evli bir terörist ile bekar bir teröristin kazandığı para farklılık gösteriyor.
Irak federal polisi tarafından Irak'ın Musul kentinde ele geçirilen belge, İslamcı terör örgütü IŞİD'e bağlı militanların aylık kazançlarını ortaya çıkardı.
Ele geçirilen belge, bir önceki ay IŞİD'li teröristlerin statülerine göre farklı miktarlarda paralar kazandığını gösteriyor.
BEKAR ERKEK IŞİD'Lİ ÖRGÜTTE EN DÜŞÜK PARAYI ALIYOR
Sputnik'in haberine göre, örgütün bekâr üyelerinin 72 dolar veya 95 bin Irak dinarı ile en düşük maaşı aldıkları ortaya çıktı.
40 doların erzaklar için harcandığı dikkate alındığında bu kişilerin eline geçen aylık net maaşın 32 dolar olduğu belirlendi.
Diğer bir isimse evli ve 3 çocuk sahibi olan Abu Jana. Bu militanın aynı ay için 184 dolar maaş aldığı tespit edildi.
Evli ve 6 çocuk babası olan Abu Nasır adlı militanın ise aynı dönemde 256 dolar kazandığı görüldü.
Belgeden, hangi statüde olurlarsa olsunlar tüm militanlardan 40'ar dolar erzak parası kesildiği anlaşılıyor.
MAAŞ SAHİP OLUNAN EŞ VE ÇOCUK SAYISINA GÖRE DEĞİŞİYOR
Sputnik'e konuşan Musul kentinden yerel bir kaynak, maaşların genel olarak kişilerin sahip olduğu eş ve çocukların sayısına orantılı olarak değiştiğini, ancak en yüksek maaşların dahi 300 doları aşmadığını aktardı.
Kaynak ayrıca koalisyonun saldırılarında veya araçlarla gerçekleştirilen bombalı saldırılarda yaralanan lişilere bonkörce ödemelerin yapıldığını kaydetti.
Diğer bir kaynak ise Ninova'yı kurtarma operasyonundan önce Türkiye'ye giden militanların tüm ödemelerden mahrum kaldığını, bu kişilerin ödeneklerinin, örgütün Musul'un güneyindeki petrol yataklarının kontrolünü kaybetmesiyle meydana gelen ekonomik kriz nedeniyle kesildiğini anlattı.
YÖNETİCİ KONUMUNDAKİLER YAĞMALARDAN PAY ALIYOR
Kaynak, örgütteki maaş dağılımının adil olmadığını, yönetici pozisyonunda olan örgüt üyelerinin aylık ödeneklerin dışında yağmalanan evlerdeki eşyaların satışından elde edilen gelirlerden de pay aldıklarını belirtti.
Verilen bilgiye göre yöneticiler, Irak'ın en iyi yemeklerinin yapıldığı farklı mutfaklarda yemek yiyordu.
Kaynak, IŞİD'in yönetim kadrolarının maaşlarının 500 dolardan başladığını, fakat bu yıl koalisyon güçlerinin maaşların ödendiği bankaları bombalaması nedeniyle maaşlarda aksaklıklar yaşandığını ileri sürdü.
Geçen eylülde Sputnik, militanların Ninova ve Anbar bölgelerinin kontrolünü eline geçirdikleri zamanki maaşları ile ilgili bilgileri yayınlamıştı.
Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre o zamanlar bir yabancı militanın maaşı 1300 dolardı. Yabancılara ayrıca yaşayacak ev, kadın ve yakıt veriliyordu. IŞİD'e katılan yerli militanların maaşıysa 600 dolar düzeyindeydi.

Bu halk asla güce boyun eğmeyecek


Birleşik Metal İş: Bu halk asla güce boyun eğmeyecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yabancı sermayedarlara yaptığı konuşmada OHAL'i grev kararlarını engellemek için kullandıklarını söylemişti. Erdoğan'a cevap metal işçilerinden geldi.
Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Birleşik Metal-İş), bir açıklama yayınlayarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın OHAL konusundaki sözlerine çok sert yanıt verdi. Açıklamada, "Bu ülke kimsenin kendi keyfi için birilerine peşkeşe çekemeyeceği kadar büyük bir ülkedir. Bu halk da asla güce boyun eğmeyecek kadar gururlu ve büyük bir halktır" denildi.
BİRLEŞİK METAL-İŞ'TEN CUMHURBAŞKANINA SERT TEPKİ
Birleşik Metal-İş'ten yapılan açıklama şu şekilde:
Grevci İşçiler Terörist Değildir Sn. Erdoğan
Cumhurbaşkanı Erdoğan yabancı yatırımcılarla yaptığı toplantıdaki konuşmasında OHAL gerekçesi olarak terör olaylarıyla, işçilerin demokratik hak alma araçlarından biri olan yasal grev hakkını kullanmalarını bir tutarak, yıllardır işçilerin, emekçilerin ensesinde boza pişiren AKP zihniyetini açıkça ortaya koymuştur.
Sn. Erdoğan yaptığı konuşmada şunları söylemiştir;
“Biz göreve geldiğimizde OHAL vardı. Şimdi grev tehdidi olan yere OHAL'den istifade izin vermiyoruz. Bunun için kullanıyoruz OHAL'i. Fotoğraf oldukça net. Bir yanda 80 milyon vatandaş, diğer yanda ruhunu ve bedenini şarlatana adamış terörist vardır.
“Biz OHAL’i iş dünyasının daha rahat çalışması için getirdik. İş dünyasında herhangi bir sıkıntınız aksamanız var mı? Biz göreve geldiğimizde OHAL vardı. Şimdi grev tehdidi olan yere OHAL’den istifade izin vermiyoruz. Bunun için kullanıyoruz OHAL’i. Fotoğraf oldukça net.”
Bu son derece üzücü ve bir o kadar da düşündürücü açıklamanın üstelik böylesine önemli bir toplantıda yapılmış olması ülkeyi yönetenlerin sadece işçilere ve grev hakkına bakış açısını değil aynı zamanda demokrasi anlayışını da açıkça ortaya koymaktadır.
Unutulmamalıdır ki işçiler de en az işverenler kadar bu ülkenin vatandaşlarıdır; vergi verirler, oy verirler, askerlik yapıp can verirler, terlerini akıtıp emek verirler, üretim yaparlar, katma değer yaratırlar.
Yani eğer bugün bir vatandan söz ediyorsak o vatanın her zerresinde bu insanların kanları, canları ve alınterleri vardır.
Şimdi bunca hayat canları pahasına ve bedenleri tüketircesine ortaya konurken terörün bizatihi kurbanları da hatta onlarken olağanüstü hal gerekçesi olarak öne sürülen terör eylemlerinin hemen yanı başında bu insanların ekmek davalarının zikredilmesi ne hakka ne hukuka ne de adalete sığmamaktadır.
Sayın Erdoğan “Bu olağanüstü hal ülkenin zaten çok küçük bir parçasında uygulanıyor o da 80 milyon dışındaki bir avuç terörist içindir” derken, şimdi biz Cumhurbaşkanımıza soruyoruz; Bu küçük toprak parçası metal işçilerinin, cam işçilerinin ve banka işçilerinin çalıştıkları işyerleri midir? Buralarda çalışan binlerce işçi 80 milyona dahil midir? Dahil değillerse kendilerinden niye hala vergi alınmaktadır, askere çağrılmaktadır oy istenmektedir.
Bu soruların cevabını elbette bu ülkedeki her vatandaş gibi bizler de çok iyi biliyoruz. Ama bizleri bu soruları sormaya mecbur bırakan anlayışa elbette sorulacak büyük bir hesap olmalıdır. Çünkü bu ülke kimsenin kendi keyfi için birilerine peşkeşe çekemeyeceği kadar büyük bir ülkedir. Bu halk da asla güce boyun eğmeyecek kadar gururlu ve büyük bir halktır.
BİRLEŞİK METAL-İŞ SENDİKASI
Genel Yönetim Kurulu

Yeşilçam'ın Kimliğini Gizleyen Ünlü Ermeni Oyuncuları.



Résultat de recherche d'images pour "(YENİ)Yeşilçam'ın Kimliğini Gizleyen Ünlü Ermeni Oyuncuları."Yeşilçam'ın Kimliğini Gizleyen Ünlü Ermeni Oyuncuları.



TBMM 15 Temmuz raporunda Kılıçdaroğlu'na 'FETÖ' suçlaması!



TBMM 15 Temmuz raporunda Kılıçdaroğlu'na 'FETÖ' suçlaması!
Bugün tamamlanarak Meclis Başkanlığına sunulan 15 Temmuz raporunda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 'FETÖ'cülükle suçlandı.
15 Temmuz Darbe Girişimi Komisyonu Raporu’nda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için “FETÖ’ye karşı tutumunun tutarsız ve çelişkilerle dolu olduğu” suçlamasına yer verildi.
Raporda, “Ana muhalefet partisi liderinin FETÖ’nün bir terör ve suç örgütü olduğu ortaya çıktığı 17/25 Aralık 2013 darbe girişiminden sonra bu örgütle sıkı bir amaç birliği içine girdiği gözlemlenmiştir” denildi.
T24'ten Hülya Karabağlı'nın aktardığına göre, raporda, CHP Genel Başkanı hakkında yer alan bölüm şöyle:
"15 Temmuz FETÖ darbe girişimini müteakip siyasi hayatta oluşan birlik ve beraberlik ruhunun bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN, CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU ile MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ’ye karşı açtığı tazminat davalarını geri çektiğine ilişkin ilgili mahkemelere dilekçe ile başvurmuş ve davalarından vazgeçmiştir. Bu iyi niyet göstergesi karşılıksız kalmamış CHP lideri Kemal KILIÇDAROĞLU da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN hakkında açtığı davaları ve şikayet dilekçelerinin tamamını geri çekmiştir.
Ancak bazı siyasi partilerin özellikle ana muhalefet partisinin (CHP) FETÖ’ye karşı tutumunun tutarsız ve çelişkilerle dolu olduğuna dair bir parantez açmakta fayda bulunmaktadır. Her ne kadar 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin hemen akabinde CHP, FETÖ’yle mücadele bağlamında bazı olumlu, uzlaşmacı ve işbirliğine açık mesajlar vermiş olsa da, ilerleyen süreçte bu tavrı değişim göstermiştir. Ayrıca, Ana muhalefet partisinin FETÖ’ye ilişkin tavrının darbe öncesinde de çelişkili olduğunu hatırlatmakta fayda bulunmaktadır.
Şöyle ki; yukarıda anlatılan süreçler yaşanırken, Ana muhalefet partisinin (CHP) FETÖ’nün siyasi emellerine hizmet eden tutum ve davranışları 15 Temmuz darbesine giden süreçte FETÖ/PDY terör örgütünü cesaretlendirici bir nitelik taşımıştır.
Ana muhalefet partisi liderinin ‘FETÖ’nün bir terör ve suç örgütü olduğu ortaya çıktığı 17/25 Aralık 2013 darbe girişiminden sonra bu örgütle sıkı bir amaç birliği içine girdiği gözlemlenmiştir."
"SEÇİMLERDE FETÖ'NÜN SAĞLADIĞI MATERYALLERLE PROPOGANDA YAPTI"

"AnılAn partinin lideri, özellikle 2014 mahalli seçimleri, 2014 cumhurbaşkanlığı seçimleri kampanyaları süresince FETÖ’nün sağladığı görsel ve işitsel malzemelerle siyasi propaganda yapmış, siyasi rakiplerini montaj örgüt tapeleriyle yıpratmaya, hatta örgütle amaç birliği içine girerek siyasetten tasfiye etmeye bir strateji dâhilinde gayret sarf etmiştir.
Ana muhalefet partisinin lider ve yöneticileri bir suç örgütü olduğu ortaya çıkmış olan FETÖ’yle böylesine iltisaklar ve meşru siyaset açısından hukuk dışı, kabul edilemez irtibatlar geliştirirken, hem siyasi rakipleri tarafından, hem devlet organları tarafından, hem de kendi partisinin yöneticileri tarafından (Örneğin Prof. Birgül Ayman Güler-CHP İzmir Milletvekili ve PM Üyesi) defalarca uyarılmıştır.
CHP’nin bir yöneticisi olan siyaset profesörü Birgül Ayman Güler bu durumu “CHP cemaatle ittifak yapmıştır” şeklinde açık bir dille eleştirmiş ve bu eleştirileri nedeniyle partisinden ihraç edilmiştir.
Diğer taraftan, hakkında hukuki işlem başlatılan FETÖ/PDY irtibat ve iltisaklı basın kuruluşları, banka ve şirketlere CHP’li üyeler tarafından sahip çıkılmış ve korunmaya çalışılmıştır.
Bu süreçler içerisinde karşılaşılan en ilginç durum ise şudur: FETÖ liderinin söylem ve analizleri bir süre sonra CHP liderinin siyasi argümanlarına dönüşmeye başlamıştır.
"YENİKAPI RUHUNDAN ÇIKTI"
Yenikapı mitingine katılan CHP lideri partiler arasında oluşan birlik ve dayanışma ruhuna katkı verirken, bir süre sonra FETÖ/PDY ilişkileri nedeniyle haklarında soruşturma ve kovuşturma başlatılan şüpheli ve sanıkları himayeye yönelik söylemleri ile birlik ve beraberliği bozucu davranışlar göstermeye başlamıştır.
Komisyon çalışmalarımız sürecinde 15 Temmuz’un FETÖ’nün darbe girişimi olduğu gerçekliği kabul edilip, “darbe girişiminin bütünüyle senaryo olduğu” iddiaları reddedildiği halde rapor yazım sürecinde CHP Genel Başkanı, FETÖ/PDY’nin söylemleriyle örtüşür biçimde “kontrollü darbe”den söz etmeye başlamıştır.
CHP liderinin özellikle 17/25 Aralık’tan sonra FETÖ’yle senkronize davranışlar sergilemesinin, söylem birliği içine girmesinin, FETÖ’nün servis ettiği hukuk dışı malzemeleri kullanmasının, 15 Temmuz sonrası FETÖ davalarına gösterdiği karşıtlık ve FETÖ’yü aklama girişimlerinin bir anayasal kurum olan ana muhalefet partisi tarafından niçin ısrarla bir politika tarzı olarak benimsendiği anlaşılmamaktadır.”
http://www.insanhaber.com/
Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/