<script async='async' src='//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js'></script> <script> (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({ google_ad_client: "ca-pub-6864254610282912", enable_page_level_ads: true }); </script> insaNews: 08/11/17

11 Ağustos 2017 Cuma

Atatürk büstüne çirkin saldırıya CHP'li Aktürt'ten açıklama





Atatürk büstüne çirkin saldırıya CHP'li Aktürt'ten açıklama

Ümraniye Mehmet Akif mahallesi Elalmis Caddesinde bulunan 75. yıl Ortaokulundaki 'Atatürk' büstüne yapılan çirkin saldırı nedeniyle bugün saat 19.30'da CHP Ümraniye İlçe Başkanlığı tarafından okul önünde basın açıklaması yapıldı
Ümraniye 75. yıl Ortaokulunda okul bahçesinde bulunan Atatürk büstü bugün saldırıya uğramıştı. Olayla ilgili gözaltına alınan Mehmet T. isimli şahıs tutuklanarak cezaevine gönderildi. CHP Ümraniye İlçe Başkanı Cafer Aktürk ise konuya ilişkin saat 19.30'da okul önünde basın açıklaması yaptı.
İşte açıklama metni:

Atatürk; Türkiye’dir, Cumhuriyet’tir, devlettir. Atatürk Türk milletinin kurucu değeridir. Bir ulusun kurtuluşunun lideri ve bir ulusun varoluşunun ta kendisidir.

Bu gerçeği inkar edenler ancak ve ancak hiyanetin temsilcileridir. 

Düşmanlarının bile önünde saygı ile eğildiği Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e uzun süredir sistematik olarak saldırılar yapılmaktadır.Bu saldırılar lokal ve kişisel saldırı olarak kabul etmemiz mümkün değildir.Bu saldırılar bazı yandaş televizyon kanallarında çokça yapılmaktadır.Bu yapılan haksızlıları ve çirkeflikleri içimize sindirmemiz mümkün değildir.
Özellikle bazı yandaş Televizyon kanallarında Atatürk düşmanlığı üzerinden yapılan programlar bazı aymazları ve kendini bilmezleri cesaretlendirmektedir.

Bir düşünün, Nasıl bir anlayıştır ki, derin tarih diye başladıkları, derinliği kafalarının derinliğinden kaynaklanan, onursuz insanların çıkıp Atatürk’ü, Afet İnan’ı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesini karalamaları kabul edilebilir değildir.
Bu gerici zihniyetin kafasının arkasında neyin yattığını çok iyi biliyoruz.Bu anlayışı kabul etmemiz mümkün değildir.
Bunu yapanlar asla ve asla insan olamazlar olsa olsa vatan düşmanı olurlar.
Hain ve Düşman sözü bile hafif bunlar için. Bunlar onurunu satan kişilerdir.Onur ve şereften yoksun olanlara zaten insan denemez. 
İşte bu tür programlardan beslenen bu vatan haini kişiler tüm yobazlıklarını sergilemektedirler. İşte bunlardan biride dün gece 75.yıl ortaokulu'nda bulunan Atatürk büstüne yapılmıştır.Bu yapılan saldırı Türkiye Cumhuriyet'ine yapılmıştır.Şiddetle ve nefretle kınıyoruz.
Bu saldırıyı gerçekleştiren onurdan yoksun yobaz Emniyet kuvvetlerimizce yakalanmış ve adliyeye sevk edilmiştir.Kısa sürede bu yobazı yakalayıp hukuk önüne çıkarma becerisi gösteren tüm emniyet mensuplarımıza teşekkür ediyoruz.
Bunların bir daha olmaması için en ağır cezanın verilmesi gereklidir.Çünkü bir ülkenin kurucu değerine saldırı vatana saldırı ile eş anlamlıdır.Bunu böyle değerlendirmek ve cezanın bu yönde verilmesi şart ve zorunludur.
Ne yaparlarsa yapsınlar bu yobazlar ne cumhuriyetimizi nede milli değerlerimizi yok edemezler.Çünkü Türkiye'nin aydınlık yüzlü insanları bu yobazlara yol vermez.

ATATÜRK ONURUMUZDUR, YOL GÖSTERİCİMİZİDİR, ÜLKEMİZİN KURUCU ve EBEDİ LİDERİDİR.


Yeni televizyon kanalı kurdu





Yeni televizyon kanalı kurdu

Türkiye'deki televizyon ve radyoları kapatılan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ), Avrupa'daki bir uydu üzerinden yaptığı televizyon yayınıyla propagandasını sürdürüyor.
Türkiye'de propaganda yapma imkanı bulamayan FETÖ, televizyon ve radyo yayınları için yönünü Almanya'ya çevirdi. Mobility Channel adıyla daha önce otomobil yayınları yapan bir kanalı satın alan ve MC kısaltmasını kullanan örgüt, Merih Channel olarak yeniden isimlendirdiği kanalla propagandasını devam ettiriyor.

İlk olarak 2015 yılı başında yayın hayatına başlayan, ancak örgütle bağlantılı televizyonların Türksat'tan çıkarılmasının ardından Kasım 2015'te faaliyetlerini durdurdurmak zorunda kalan MC TV, bu yıl Almanya'da yeniden aktif hale getirilerek örgütün sesi haline dönüştürüldü.
Eutelsat firmasına ait Hotbird uydusundan yapılan yayının merkezi, Almanya'nın Hessen eyaleti görülüyor. 24 saat yayın yapan kanal, ağırlıklı olarak terör örgütüyle bağlantılı olduğu için kapatılan Samanyolu TV'nin dizilerine yer veriyor.

FETÖ ELEBAŞININ KONUŞMALARI YAYINLANIYOR

Günde 5 kısa haber bülteni bulunan kanalda, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in konuşmaları sıklıkla yayınlanıyor. Örgüte bağlı bir dergi ve sözde bir yardım kuruluşunun tanıtımının yapıldığı kanalda, başka reklam bulunmuyor. Örgütün aynı adla, yine Avrupa'dan yayın yapan bir de radyosu bulunuyor.
Kanalın yayın kalitesinin düşük olduğu gözlenirken, Youtube yayınını da genel olarak çok az kişi izliyor.
Örgütün TV ve radyo yayını için Avrupa'yı seçmesi, PKK'yı anımsatıyor. Bölücü terör örgütünün de, uzun zamandır değişik adlarla Avrupa uydularından TV yayını yaptığı biliniyor.
Avrupa'daki bazı kanalları mahkeme kararıyla kapatılan ya da uydu şirketlerinin yayınını durdurduğu PKK'nın, FETÖ kanalı MC TV gibi Hotbird uydusunda yayın yapan 3 kanalı bulunuyor.


AŞIK MAHSUNİ ŞERİF’İ ANMAK YASAK!




AŞIK MAHSUNİ ŞERİF’İ ANMAK YASAK!


Köy muhtarının Afşin Kaymakamlığı’na yaptığı şikayetler üzerine yasaklanan etkinliğin engellenmesi için köye çok sayıda polis gönderildi. Etkinliği organize eden yurttaşların bölgeye girmelerine izin verilmiyor.
Aşık Mahsuni Şerif’in Kahramanmaraş’ın Afşin İlçesi’ndeki köyünde yapılması planlanan anma etkinliği, OHAL gerekçesiyle yasaklandı.

11- 13 Ağustos tarihlerinde Aşık Mahsuni Şerif’in Kahramanmaraş’ın Afşin İlçesi’ndeki köyü olan Berçenek’de yapılması planlanan ‘Aşık Mahsuni Şerif’i anma etkinliği’, Afşin Kaymakamlığı tarafından OHAL gerekçesiyle yasaklandı.
Termik santrallerin bulunduğu ve kanser hastalığının yaygın olduğu bölgede, yapılacak etkinliğe kanser uzmanları, çevre aktivistleri ve sanatçıların katılması planlanıyordu.

İSLAMCILAR ATATÜRK’E VE CUMHURİYET’E YENİLDİLER




İSLAMCILAR ATATÜRK’E VE CUMHURİYET’E YENİLDİLER
Diken yazarı Levent Gültekin, “İslamcılar, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e yanildiler” dedi.
KRT TV’de Çağlar Cilara’ya konuk olan Gültekin, “Müftü nikahı, cihat dersi, türbanlı büyükelçi, namaz kılan genelkurmay başkanı, Kuran okuyan cumhurbaşkanı… Bütün bunlar bize bir şey gösteriyor. AKP iktidarı ve İslamcılar yenildiler; Cumhuriyet felsefesine yenildiler. 

İşte o sözler:

Parlamentohaber.com | Korku yok!

FETÖ’den boşalan yerler yeni tarikatlarla dolduruldu





FETÖ’den boşalan yerler yeni tarikatlarla dolduruldu

Fethullahçı örgütlenmenin tasfiyesi ile boşalan alanları, birçok cemaat ve dini vakıf doldurdu. 15 Temmuz’un ardından dini yapıların kamudaki etki alanları, protokoller ve kadrolaşmalarla genişledi
MUSTAFA MERT BİLDİRCİN

AKP’nin uzun yıllar ortak olduğu FETÖ’nün, 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişimi sonrası yaşanan tasfiyelerin ardından kamuda boşalttığı yerlerde yeni cemaat ve dini örgütlenmeler palazlanıyor. Uzun yıllar ittifak halinde ülkeyi birlikte yöneten AKP ve FETÖ’nün devletin bölüşümündeki kavga nedeniyle yaşadığı kavga ülkeyi darbenin eşiğinden döndürürken, ‘eski ortak’tan boşalan yerler yeni cemaat ve tarikatlar tarafından doldurulmaya başlandı.
AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında kamuda kadrolaşma oranı yüzde 15 olan Gülen Cemaati’nin (FETÖ), 15 yıllık AKP döneminde kamuda kadrolaşma oranı iki kattan fazla artarak yüzde 35’e ulaştı. Devletin hemen her kurumuna yerleştirilen Cemaat üyeleri, 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi ardından kadrolaştıkları kurumlardan tasfiye edilmeye başlandı. FETÖ’den boşalan kadroları doldurmak için cemaatler ve vakıflar sıraya girdi. Yeni dönemde eğitim gerici vakıflara teslim edilirken cemaatlere Sağlık Bakanlığı’ndan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na kadar birçok bakanlıkta etkin rol verildi. BirGün Gazetesi, Gülen Cemaati’nin tasfiyesiyle güçlenerek etki alanını genişleten tarikat, cemaat ve vakıfların kamu kuruluşlarındaki yapılanmalarını derledi.

Süleymancılar Tarikatı

Cumhuriyet’in ilk yıllardan itibaren varlığını sürdüren Süleymancılar, uzun yıllar gizli sürdürdükleri hareketlerini, Özal Hükümeti’nin Kur’an ve din eğitimini normalleştirmesiyle beraber gün yüzüne çıkarttı. Siyasetle yakından ilgili olan Süleymancılar, bu yönleriyle Gülen Cemaati ile büyük benzerlik gösteriyor.

Varlığını türban ve Kur’an eğitimi üzerine kuran Süleymancılar, bir dönem etkisini yitirse de kamudaki varlığını korumayı başardı. Hükümet- Gülen Cemaati kavgası bu gruba yaradı, Milli Eğitim’de Gülen yapılanmasından boşalan kadrolar, Süleymancılar tarafından dolduruluyor. Süleymancılar, ülke genelinde iki bin binden fazla olduğu tahmin edilen öğrenci yurtlarında dini eğitim veriyor. Milli Eğitim Bakanlığı ve Süleymancılar arasında imzalanan “Değerler Eğitimi Protokolü” kapsamında gerici ideolojisini okullarda düzenlediği seminerlerde çocuklara aktarıyor.
Süleymancılar’a ait olan Aladağ’daki Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği (TÇTYD) Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdu’nda yaşanan ve 11 çocuğun ölümü ile sonuçlanan yangından sonra ortaya çıkanlar hükümetin bu grubu himayesinin ulaştığı noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.

Menzil Tarikatı

AKP-Gülen Cemaati ilişkilerinin bozulmasının ardından adını ciddi biçimde duyurmaya başlayan Menzil Tarikatı’nın çok sayıda radyo-televizyon kanalı bulunuyor. Gülen yapılanmasından farklı olarak, yetişkinleri ve gelir düzeyi görece iyi olanları örgütleyen tarikat, “Semerkand” isimli bir de dergi yayımlıyor.
Nakşıbendiliğin kolu olan Menzil Tarikatı, “Yolsuzluk Operasyonu” sonrası cemaatlere yönelik, “Ya benimlesiniz ya onlarla” çağrısından sonra Erdoğan’ın yanında taraf tutan ilk dini yapılanma. Özellikle esnaflar arasında örgütlenen Menzil, Adıyaman kökenli bir tarikat olmasına karşın bütün ülkeye yayıldı. Tarikat liderlerine ‘Gavs’ ismini veren Menzilcilerin ‘Minah’ adında bir de başucu eserleri bulunuyor. Tarikatın, “Semerkand Öğrenci Yurdu” adı altında ülke genelinde 150 yurdu bulunuyor.
Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Görmez’in görevden ayrılmasında pay sahibi olduğu söylenen Menzil; İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nda da etkili. Emniyet mensuplarının yükselebilmek için Menzil’den referans aldığı iddiaları sürekli dile getiriliyor. Tarikatın etkisini en fazla hissettirdiği bakanlık ise Sağlık Bakanlığı… Menzil’in, özellikle kabine değişikliğiyle görevinden alınan eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ döneminde bakanlıkta kadrolaştığı biliniyor.

Hacamat ve sülük yasallaştı

Hükümetin hacamat ve sülük tedavisini yasallaştıran Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği’nin yanı sıra, hastanelerin hasta odalarına kıble yönünü gösteren işaretler, seccade, Kuran ve “Peygamberin Hayatı” kitabının konması uygulamasını Menzil’in etkisiyle gerçekleştirdiği ifade ediliyor.

İsmailağa Cemaati

AKP’li bürokratların grubun lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’yla verdiği pozlarla akıllarda kalan İsmailağa Cemaati, 15 Temmuz’un ardından pastadan en büyük pay alan cemaatlerden. Cemaat, kamuoyunda Cübbeli Ahmet diye bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün medyaya yansıyan haberleriyle geleneksel “cemaat profili”nden uzak bir çizgi sergilese de son bir yılda eğitimin gericileşmesinde etkin rol oynuyor.

Çok sayıda öğrenci yurdu ve Kuran kursu

Nakşibendi geleneğinin Türkiye’deki en etkin grubu olan İsmailağa Cemaati’nin “Marifet Derneği” adı altında ülke genelinde açtığı çok sayıda öğrenci yurdu olduğu biliniyor. Genellikle eğitim almayan insanlar arasında örgütlenen İsmailağa Cemaati’nin mensupları devlet kadrolarında etkili görevler üstlenemese de dernek adı altında açtığı yurt ve Kuran kurslarıyla etki alanı genişletiyor. Cemaate, İstanbul Beykoz’da geçen yıl tartışmalı bir biçimde büyük bir imar alanını tahsis edildi. Cemaatin bu arazi üzerinde Müceddid Mahmud Efendi Külliyesi Kız Medresesi isimli bir okulu bulunuyor.

Malatyalılar Cemaati

Gülen Cemaati’yle beraber, AKP iktidarından en fazla “nemalanan” grupların başında Malatyalılar geliyor. Gülen Cemaati gibi eğitim ve kadrolaşmaya özel önem veren grup, boşalan kamu kadrolarını doldurma konusunda diğer cemaatlere oranla öne çıkıyor.
Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde TRT ve Dışişleri Bakanlığı’nda kadrolaşan Malatyalılar, İnönü Üniversitesi’nde de çok etkililer. Adını doğduğu Malatya ilinden alan cemaatten habersiz kamuya temizlik işçisi dahi alınamıyor.

Hamiyet ve İrfan Vakfı

2006 yılında Ankara’da kurulan Hamiyet ve İrfan Vakfı (AHİ) Gülen-AKP ilişkilerinin bozulmaya başladığı 2013 yılından bugüne etki alanını genişletmeye devam ediyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü’yle protokol imzalayan vakfın, Ankara başta olmak üzere İstanbul, Konya ve İzmir de çok sayıda öğrenci yurdu bulunuyor.
AHİ’nin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’yla imzaladığı protokolün amacı, vakfın internet sitesinde şu ifadelerle yer alıyor:
“Çocuk evleri açılması, çocukların psikososyal ve fiziksel gelişimlerine katkıda bulunulması, yüksek yararının gözetilmesi amacıyla işbirliği içerisinde, her türlü proje ve sosyal etkinlikleri gerçekleştirmek…”
Ankara’nın Batıkent semtinde Büyükşehir Belediyesi tarafından vakfa tahsis edilen büyük bir arazide AHİ’nin öğrenci yurdu bulunuyor. Tabelası olmayan, etrafı yüksek duvarlarla çevrili yurt, çevrede yaşayan yurttaşların tepkisine yol açıyor.

Eğitim Ensar’a teslim

Darbe girişimi ardından ülke genelinde Gülen’e ait okullar ve kurslar kapatılırken, AKP eğitimi vakıflar eliyle yürütmeye devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı, Karaman’daki yurdunda çocuklara yönelik yaşanan tecavüz olaylarıyla tepki çeken Ensar’a imzaladığı protokolle eğitimde büyük alan açıyor.

Protokolün açtığı yoldan Ensar, ortaokul ve liselerin yanı sıra üniversiteye giriş kursundan Kuran kursuna kadar istediği her alanda eğitim verebiliyor. MEB’in Ensar’a tanıdığı yetkilerden bazıları şunlar:

» Ortaokul ve liselerde sanatsal, sportif, sosyal, kültürel, bilimsel ve teknolojik kurs açma
» Bakanlıkla koordineli olarak, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik gezi ve kamplar düzenleme
» MEB’e yeni öğretim programları teklif etme
» Öğretmen Adayı Yetiştirme Programı’na kitap önerme
» MEB’de ihtiyaç olduğu takdirde kendi bünyesindeki öğreticileri görevlendirme.
Öğrenciler TÜGVA’ya emanet

AKP’nin öğrencileri “emanet ettiği” bir diğer vakıf ise Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA). AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kurucusu olduğu vakıf, ilkokullardan üniversitelere kadar geniş bir zeminde varlık gösteriyor. TÜGVA’nın çocuklara ve gençlere yönelik bazı faaliyetleri şöyle:

»‘Namaz Ağacı’ Projesi (2 bin 200 öğrenci)
» İlkokullarda, ‘Çizimlerle Hadis’ Yarışması (10 bin öğrenci)
»‘Okuldan Sonra Camiye’ etkinliği (6 ilde 500 öğrenci okuldan sonra camilere taşındı)
» 68 ilde ‘Lise Sohbetleri’
» 33 üniversite kampüsünde iftar etkinlikleri
»‘Haydi Baba Camiye’ etkinliği (Ülke genelinde 55 buluşma)
» Cumhuriyet gazetesi iddianamesinde bilirkişi raporunu yazan Ünal Aldemir’in eğitmen olduğu Uluslararası Yüksek İstişare Kurulu, TÜGVA ile “yeni nesil gazetecilik” eğitimi vermek için protokol imzaladı.
MEB’in arka bahçesi: İlim Yayma Cemiyeti ve Birlik Vakfı

MEB, Ensar’a olduğu gibi İlim Yayma Cemiyeti ve Birlik Vakfı’na da e-yaygın sistemdeki öğretim programlarını kullanarak her düzeyde öğrenciye yönelik sosyal, kültürel, sportif, mesleki ve teknik kurslar düzenleme olanağı verdi. İlim Yayma Cemiyeti’nin başta İstanbul ve Bursa olmak üzere toplam 142, Birlik Vakfı’nın ise ülke genelinde 200’e yakın öğrenci yurdu bulunuyor.

O teklif kabul edilirse emekliye 720 TL zam gelecek




O teklif kabul edilirse emekliye 720 TL zam gelecek

Memurlar ve memur emeklileri toplu sözleşmede hükümetin teklifine kilitlendi. Memur-Sen'in talebi kabul görürse, en düşük emekli maaşı 2018'de 310, 2019'da 410 TL artacak.
Konfederasyonların taleplerini inceleyen Kamu İşveren Heyeti'nin 14 Ağustos'ta sunacağı zam teklifi merakla bekleniyor. Memurlar ve memur emeklileri için 3 alternatifli zam talebi hazırlayan Memur-Sen ise hükümetin yeni bir teklif sunmayıp, taleplerinden birini kabul etmesini istiyor.
TALEP KABUL EDİLİRSE 2 YILDA TOPLAM 720 TL ZAM VERİLECEK

Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın, tekliflerinin kümülatif olarak maaşlara yıllık en düşük yüzde 16.60, 2 yıllık yüzde 38.52 zam içerdiğini vurguluyor. Eğer Memur-Sen'in talebi kabul görürse; en düşük memur emeklisi maaşında, 2 yılda yapılacak 4 zamla toplam 720 liralık artış gerçekleşecek. Halen en düşük memur emeklisi maaşı bin 871 lira. Bu maaş 2018'de 2 ayrı zamla toplam 310 lira artışla 2 bin 181 liraya ulaşacak. 2019'da da 2 ayrı zam ile 410 liralık artış sağlanacak ve en düşük memur emeklisi maaşı 2019'da 2 bin 591 liraya çıkacak.

7 TALEP GÖRÜŞÜLÜYOR

21 Ağustos'a kadar tamamlanacak toplu sözleşmede ayrıca memur emeklilerine ilişkin 7 talep de karara bağlanacak. Bu talepler şöyle: "Dini bayramlarda bin 915 lira ikramiye ödensin. Aynı unvanlı kadro ya da görevden emekli olanlar arasında kurum farklılığı kaynaklı maaş farkı giderilsin. Kamunun dinlenme tesislerinde yüzde 50 indirim olsun. Muayene ve ilaç ücret farkı ile özel hastanelerde muayene farkı alınmasın. Emekliler sendikaya üye olabilsin. Maaşlar talep halinde aylık olarak ödensin. Toplu taşıma ücretsiz olsun." dedi.

Atatürk'e çirkin saldırıda flaş gelişme!




Atatürk'e çirkin saldırıda flaş gelişme!

İstanbul Ümraniye'de bir okulun bahçesinde bulunan Atatürk büstü saldırıya uğradı. Bulunduğu yerden sökülen büst, başka bir yerde atılmış halde bulundu. Olayla ilgili gözaltına alınan Mehmet T. isimli şahıs tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Sözcü'nün haberine göre; Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi şahsiyetine yönelik saldırılara bir yenisi daha eklendi. Son olarak Ulu Önder’in büstü, Ümraniye’de saldırıya uğradı.
OKULDAKİ BÜSTÜ SÖKTÜ BAŞKA YERE ATTI!

Olay Ümraniye Mehmet Akif Mahallesi’ndeki Yukarı Dudullu 75.Yıl Ortaokulu’nda meydana geldi. Sabah saatlerinde okula giden yetkililer, Atatürk büstünün sökülmüş olduğunu gördü. Durum hemen polise bildirildi.
İstanbul Emniyeti’ne bağlı Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri ihbar üzerine harekete geçti. Büst okul yakınındaki yeşil alanda bulundu. Ekipler şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı. Güvenlik kamera kayıtları incelendi.
Büstü söken kişinin mahallede yaşayan Mehmet T. isimli bir şahıs tespit edildi. Mehmet T., evinde gözaltına alındı. Önce Emniyet’e götürülen şahıs, ifadesinin ardından adliyeye gönderildi. Mehmet T. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Büst yerine tekrar konuldu.


Şanlıurfa'da benzeri yaşanmıştı

Geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa’nın Siverek İlçesi’nde, Mehmet Malbora isimli bir şahıs ‘Dinimizde putperestliğe yoktur’ diye bağırarak Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Atatürk büstüne elindeki tahra ile saldırmıştı.
http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/ataturk-e-cirkin-saldirida-flas-gelisme-h41974.html

İmam hatipliler sınıfta kaldı!






İmam hatipliler sınıfta kaldı!
ÖSYM, 2017 yükseköğretim merkezi yerleştirme sonuçlarını açıkladı. Her türlü imkanın seferber edildiği, Fen Liseleri'nden 17 kat fazla bütçe ayrılan İmam Hatip Liseleri(İHL) 'beklentilerin' çok altında kaldı.
Katsayı farkı kaldırılmasına karşın imam hatip lisesi mezunları ‘beklenen’ başarıyı gösteremedi. Anadolu Lisesi mezunu 396 bin adaydan 138 bini, Fen Lisesi mezunu 22 bin adaydan 12 bini bir lisans programına yerleşirken, 222 bin 925 imam hatip lisesi mezunundan sadece 40 bini lisans tercihlerine yerleşebildi. ÖSYM verilerine göre İHL mezunu her 5 kişiden sadece biri üniversite hayaline kavuştu. AKP hükümetinin son dönemde milyarlarca liralık teşvikler ile adres gösterdiği özel liselerden mezun adayların 147 bininden 65 bini bir lisan programına yerleşti. Özel fen liselerinden ise 6 bin 619 adaydan 3 bin 905’inin lisans tercihlerine yerleşmesi de dikkat çekti.

Cumhuriyet gazetesinden Ozan Çepni'nin haberine göre, 2017’de tercih yapma hakkı bulunan 1.8 milyon adaydan sadece yarısının tercih yapması dikkat çekti. Lise son sınıfta sınavlara giren 960 bin adaydan sadece 208 bini lisans programlarına yerleşirken, 625 bininin hayali seneye kaldı.
Devlet, vakıf, KKTC ve diğer ülkelerdeki üniversitelerdeki toplam 473 bin lisans kontenjanın 50 bin 817’si, önlisans düzeyinde de 436 bin kontenjandan 163 bin 613’ü boş kaldı. 2017’de üniversiteye girmek için ÖSYM’ye başvuran 2 milyon 265 bin adaydan 825 bini lisans, önlisans ve açıköğretim fakültesi programlarından birine yerleşti.
Tercih yapmadılar


2017 ÖSYS verilerine göre, tercih yapma hakkı olan 1 milyon 846 bin 880 adaydan sadece 994 bin 766’sı tercih yaptı. Lise son sınıftayken bu yıl sınava giren 960 bin adaydan sadece 208 bini bir lisans programına yerleşebildi. Bu adaylardan 107 bini önlisans, 19 bini de açıköğretim programlarına yerleşirken 625 bin yeni mezun yerleştirilemedi veya tercih yapmadı. Önceki yıllarda mezun olan 632 bin adaydan ise 313 bini bu yıl hayallerine kavuştu.
Adayların kayıt işlemleri 14-18 Ağustos tarihleri arasında yapılacak. Elektronik kayıtlar ise 11-16 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek. Elektronik kayıt yapan adaylar üniversiteler tarafından duyurulan tarihe göre işlem yapacaklar.

'AKP, halkın sağlığını peşkeş çekiyor'





'AKP, halkın sağlığını peşkeş çekiyor'

CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın şehir hastaneleri hakkında meclis araştırma önergesi verdi. Akın, AKP'nin halkın sağlığını peşkeş çektiğini ifade etti
CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın, hükümetin yap işlet devret modeli izleyerek Kamu Özel Ortaklığı ile yaptığı şehir hastanelerinin hizmet amaçlı değil rant amaçlı olduğunun söyledi. Akın’ın önergesinin içeriği şu şekilde;
Sağlık Hakkı Anayasal Bir Haktır

Anayasamızın sağlık hakkını düzenlediği 56. Maddesine göre “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.’’ Sağlık bir haktır ve bütün vatandaşlarımız bundan eşit yararlanır. Hiç kimse temel sağlık hizmetlerinden yoksun bırakılmaz. Devlet sağlık hakkının gerçekleşmesi için gerekli her türlü tedbiri almakla yükümlüdür. 
Yine taraf olduğumuz Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesinin sağlık hakkına ilişkin 12’inci maddesinin d bendinde hastalık durumunda herkese tıbbi hizmet ve tıbbi bakım sağlayacak koşulların yaratılması amacıyla taraf devletlerin gerekli tedbirleri alacakları hükmü mevcuttur.

Şehir Hastaneleri Kamu Hizmetinden Yoksundur

Kamu Özel Ortaklığı ile yapılan Şehir Hastaneleri AKP’nin ilk iktidara geldiği günden beri savunduğu devleti küçülterek, kamu hizmetlerinin özele bırakılmasındaki en kritik projeleri arasındadır.
Kamu-özel ortaklığıyla kurulacak şehir hastanelerini, şirketler önce inşa edecek sonra da işletmesinden sorumlu olacaktır. Devlet kamu arazisine yapılan hastane için 25 yıl boyunca firmaya kira ödeyecektir. Kira ödemeleri şehir hastanelerinin döner sermayeleri tarafından karşılanacaktır. Sözleşmelerde kira bedellerinin zamanında ve tam olarak ödenmemesinin Bakanlık garantisi altında olduğu hükmü yer almaktadır. Devlet ayrıca, hastane yataklarının %70 doluluğunu taahhüt etmektedir. Bu doluluğun gerçekleşmemesi durumunda aradaki fark şirketlere hazine tarafından ödenecektir. Bu haliyle şehir hastaneleri kamu hizmeti kavramından yoksundur.

Şehir hastanelerine %70 hasta doluluk taahhüdü verilmesi, vatandaşın hükümet tarafından adeta birer meta olarak görüldüğünü göstermektedir.

İsminden de anlaşılacağı üzere devlet hastaneleri değil şehir hastaneleridir. Gayrimenkule hastane dopingi olarak bilinen, inşaat sektörünü şahlandırmak için uygulanan şehir hastaneleri projeleri halkımız, gelecek nesillerimiz ve devletimiz için yük oluşturmaktadır.
Şehir hastanelerine %70 hasta doluluk taahhüdü verilmesi, vatandaşın hükümet tarafından adeta birer meta olarak görüldüğünü göstermektedir. Tıp etiği açısından da sorunlu olan bu kavram hastaları mağdur etmektedir. %70 doluluğa ulaşmak için devlet hastanelerinin taşınmaması gereken bölümleri şehir hastaneleri kapsamına alınmaktadır. Hastanelerin ev taşır gibi taşınması hasta hakları açısından doğru değildir.
Devlet hastanelerinin, hastaların ve personelin taşınmasının yaratmış olduğu mağduriyetin giderilmesi ve hasta haklarının korunması amacıyla Anayasanın 98, TBMM İç Tüzüğünün 104 ve 105. maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

Şerefsiz iftira tutmadı





Şerefsiz iftira tutmadı

Fethullah Gülen cemaati içinde yıllarca ikinci adam olarak kalan ve postişin olamayınca FETÖ örgütünden ayrılan Nurettin Veren isimli itirafçıya Akit Gazetesi de inanmadı. Sosyal medyada uydurulan "Dilara Berberoğlu FETÖ tarafından Ekrem Dumanlı'nın oğlu ile evlendirildi" yalanını büyük bir sırrı açıklıyor havasında yazdığı yazıyı kaldırdı.
Fethullah Gülen cemaati içinde yıllarca ikinci adam olarak kalan ve postişin olamayınca FETÖ örgütünden ayrılan Nurettin Veren isimli itirafçıya Akit Gazetesi de inanmadı. Sosyal medyada uydurulan "Dilara Berberoğlu FETÖtarafından Ekrem Dumanlı'nın oğlu ile evlendirildi" yalanını büyük bir sırrı açıklıyor havasında yazdığı yazıyı kaldırdı.


Böylece, Nurettin Veren ve Hüseyin Gülerce gibi isimlerin bilgi cahilliğinin yanı sıra inandırıcılığı da tartışılmaya başlandı. Bu tartışmalı isimlerin FETÖ'nün yanında mı, karşısında mı olduğu başka bir deyiş ile FETÖ'nün karşısında olmalarının nedeninin kişisel olduğu şüpheleri de yoğunlaşıyor.

Akit yazılarına son verecek mi?
Akit'in Nurettin Veren'in sözde yazısında kaldırdığı, iftira dolu yaIanlar şöyle: “Daha önceki yazılarımda FETÖ’nün planladığı jeopolitik evliliklerini anlatmıştım. Örgüt içerisindeki jeopolitik evlilikleri tek tek, isim isim, kimin kızı, kimin oğlu ile evlenecek şekilde planlayan FETÖ, aynı zamanda örgütün başındaki üst düzey işadamlarının, devletin içindeki örgütten olmasa da, önemli devlet adamlarının, oğullarını, kızlarını tespit ederek, belli yönlendirmeler ile ele geçirilecek hedefler gibi takibe alır, fişler dolaylı yollardan planladığı şekilde evlilikler yaptırarak, ailenin ele geçirilmesini sağlar. Mesela Can Dündar’a MİT TIR’ları belgelerini kim vermişti? Tabii ki Enis Berberoğlu. Peki, Enis Berberoğlu’nun kızı kimdir? Ekrem Dumanlı’nın gelini. Bu gelin hanım Büyükada’da ne yaparken tutuklandı? Yabancı casuslarla provokasyon toplantısı yaparken. Yani örgütün içinde ve dışında kullanılabilecek elemanları, FETÖ hedefine girecek S 400 füzeleri gibi planlar ve yönlendirirken."

Dilara Berberoğlu Ekrem Dumanlı'yı tanımıyor bile
Nurettin Veren'in iftiraları bir yana gerçek şu. Avukat Dilara Berberoğlu öğrenimini devlet okullarında ve devlet sınavları ile tamamladı. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesini başarı ile bitirdi. Babası Enis Berberoğlu davasında da annesi gazeteci Oya Berberoğlu ile çok mütevazı bir tavır sergileyerek, evlatlık görevini tam anlamıyla yaptı. Ömründe evlenmek bir yana nişanlanması bile söz konusu değil. Bırakın oğlunu, Ekrem Dumanlı'yı tanımaz bile. Büyükada'da yapıldığı öne sürülen toplantıda da bırakın tutuklanmayı, orada olmadığı için gözaltına alınması söz konusu bile değil.

Barolara insan haklarını anlattı, kendisi mağdur oldu
Çalıştığı Mülteciler Derneği’nde de barolara insan hakları ihlalleri ile mücadelede konferanslar verdi. Bu konferanslarda mültecilerin içine sızmak isteyen terörist gruplarla mücadele ve bu terörist grupların nasıl tespit edileceği başlığı önemli bir yer tuttu. Çoğu Suriye ve Afrika kökenli 2000'e yakın mültecinin de yardımına koştu.

Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/